Başında ş olan 5 harfli 106 kelime var. Ş harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ş harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ş harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ş bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ŞAYAK
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Kaba dokunmuş, dayanıklı bir çeşit yün kumaş
-
Bu kumaştan yapılmış elbise
- "Beyaz şayaklar giymiş, kuvvetli, güzel, genç bir âşık." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Kaba dokunmuş, dayanıklı bir çeşit yün kumaş
- ŞİFON
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
İpek iplikle dokunmuş ince, şeffaf kumaş
-
[sıfat]
Bu kumaştan yapılmış
-
[isim]
İpek iplikle dokunmuş ince, şeffaf kumaş
- ŞIPKA
-
-
[isim]
Torpidolara karşı ve daha başka işler için gemilerde kullanılan halattan örülmüş ağ
-
[isim]
Torpidolara karşı ve daha başka işler için gemilerde kullanılan halattan örülmüş ağ
- ŞOPAR
-
-
[isim]
Çingene çocuğu
- "Çalgı sesini duyan bütün şoparlar çadırlardan fırlayıp çevremizi kuşatıyorlardı." (Osman Cemal Kaygılı)
-
[sıfat]
Şımarık, küstah, yaramaz
-
[isim]
Çingene çocuğu
- ŞİTAP
- ...
- ŞAMAR
-
-
[isim]
Açık elle yüze vurulan tokat, beşkardeş
- "Çavuş onun omzuna kuvvetli bir şamar indirdi." (Reşat Enis)
- "Sağ avcumun bir şamar patlatmak için nasıl kaşındığını hâlâ unutmuyorum." (Tomris Uyar)
-
[isim]
Açık elle yüze vurulan tokat, beşkardeş
- ŞİLEP
-
Kelime Kökeni : Almanca
-
[isim]
Yük gemisi
- "İngiliz bandıralı bir şileple Amazon kıyılarına gideceğiz." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
Yük gemisi
- ŞİLTE
-
-
[isim]
Üstünde oturulan, yatılan, içi yünle, pamukla doldurulmuş döşek
- "Anasının evinde de bir yer yatağında, bir tek şilte üzerinde yatardı." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
Üstünde oturulan, yatılan, içi yünle, pamukla doldurulmuş döşek
- ŞINAV
- ...
- ŞEDDE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Arap yazısında, bir ünsüzün iki kez okunması gereken harfin üstüne konulan işaret
-
[isim]
Arap yazısında, bir ünsüzün iki kez okunması gereken harfin üstüne konulan işaret
- ŞUNCA
-
-
[sıfat]
Epey, çok
-
[zarf]
Şu kadar, şu denli
- "Şuncasını söyleyeyim, ben şiirin şarkılaştırılarak okunmasını sevmem." (Melih Cevdet Anday)
-
[sıfat]
Epey, çok
- ŞEMSE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Yazma kitapların cildine, baş sayfalarının üst bölümüne veya kumaşlara, kapı, pencere vb. yerlere işlenen veya çizilen güneş biçiminde süs
-
[isim]
Yazma kitapların cildine, baş sayfalarının üst bölümüne veya kumaşlara, kapı, pencere vb. yerlere işlenen veya çizilen güneş biçiminde süs
- ŞEFİK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Sevecen, şefkatli, müşfik
-
[sıfat]
Sevecen, şefkatli, müşfik
- ŞANLI
-
-
[sıfat]
Tanınmış, ünlü
-
Yüce, ulu, büyük
- "Milletimin büyük ve şanlı mazisi hatıramda uyanıyordu." (Hüseyin Cahit Yalçın)
-
[sıfat]
Tanınmış, ünlü
- ŞERPA
- ...
- ŞİŞLİ
- ...
- ŞAPLI
-
-
[sıfat]
İçinde şap bulunan
-
[sıfat]
İçinde şap bulunan
- ŞOSON
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Kumaş veya ince deriden, çoğunlukla düz topuklu, ayağı bütünüyle saran ayakkabı
- "Hava yağmurlu olmadığı hâlde ayaklarına gri şosonlar geçirmişti." (Haldun Taner)
-
[isim]
Kumaş veya ince deriden, çoğunlukla düz topuklu, ayağı bütünüyle saran ayakkabı
- ŞERİF
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Kutsal, şerefli
-
Soylu, temiz
-
[sıfat]
Kutsal, şerefli
- ŞEDİT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Yeğin, şiddetli
- "Bu şedit boğuşma yarım saatten ziyade sürdü." (Ömer Seyfettin)
-
[sıfat]
Yeğin, şiddetli