Başında ş olan 4 harfli 53 kelime var. Ş harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ş harfi olan kelimeler listesine ya da sonu ş harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ş bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ŞİFA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bedensel veya ruhsal bir hastalığın son bulması, hastalıktan kurtulma, onma
    • "Hastalara türlü maceralarla şifa vermesini ben bilirim." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Aksırık öksürük derken kızcağız şifayı kapmış." (Atilla İlhan)

ŞİLE

  1. [isim] Mercanköşk

ŞEVK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İstek, heves
    • "Bütün gençlik heyecanlarımızın, şevklerimizin, çabalarımızın mesnedi olan ve adına Atatürk ilkeleri dediğimiz inançlar..." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Bir bitmeyecek şevk verirken beste / Bir tel kopar, ahenk ebediyen kesilir ." (Yahya Kemal Beyatlı)
    • "Öyle keyifleniyor, öyle şevke geliyordu ki..." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Sevinç, neşe
    • "Çiftlik yine, sabah oluyormuş gibi şevkini kaybetmeyen bir aydınlık içinde..." (Refik Halit Karay)

ŞART

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey, koşul
    • "İster istemez bu şartlara boyun eğecekti." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Anası, oğlan gelirse içeri almayacağına şart etmişti." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Sarfiyat hususunda bir şart koşmuyorlar." (Refik Halit Karay)
    • "Artık hep, evli adamlar gibi biz de şart olsun yeminine başladık." (Ömer Seyfettin)

ŞATO

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Avrupa'da soylu kimselerin oturduğu, çevresi hendek, sur ve kulelerle çevrili konak
  2. Geniş toprağı olan büyük konut
    • "Bir ahırdan farkı olmayan çiftlik binasını, bir yıl içinde bir küçük şato hâline soktum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

ŞUBE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir kurumun, bir kuruluşun alt mevkilerindeki iş yerlerinden her biri
    • "Banka şubesi, askerlik şubesi."
  2. Okullarda aynı düzeydeki sınıflardan her biri
    • "Üç günün içinde, ders verdiği üç şubeye de 'La Pipe Turque' adlı parçayı, noktasına, virgülüne hatta noktalı virgülüne kadar ezberletti." (Haldun Taner)
  3. Dal
    • "Hayvanlar iki şubeye ayrılır: Bir hücreliler ile çok hücreliler."
  4. Kol

ŞİST

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kolayca yapraklara ayrılabilen, silisli, alüminli tortul kayaçların genel adı
  2. Kömürle karışık bütün moloz maddelerinin bilimsel adı
  3. Kil taşı

ŞAŞI

  1. [sıfat] Birbirine paralel görme ekseni olmayan (göz veya kimse)
    • "Üstelik de şaşı olan bu çocuğu ne diye tutup göndermişlerdi?" (Ercüment Ekrem Talu)
  2. [zarf] Gözlerini çarpıtarak
    • "Şaşı bakmak."

ŞUFA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ön alım

ŞALİ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Tiftikten yapılan bir cins ince kumaş
    • "Ankara şalisi. Bayrak yapılan şali."

ŞORT

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] Genellikle bazı sporları yaparken giyilen, paçaları dizlerin yukarısında başlayan kısa pantolon
    • "Göğsü açık ayağında da şortu var." (Memduh Şevket Esendal)

ŞİİR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebî anlatım biçimi, manzume, nazım
    • "Halk şiirinden, divan şiirinden değil, şiir mefhumundan, sadece şiirden bahsedeceğim." (Nurullah ataç)
    • "Onun bir parçası olan insan da tazelenir bu mevsimde, ozanların şiir düzmeleri bu yüzdendir işte." (Melih Cevdet Anday)
  2. Düş gücüne, hayale, imgeye, gönle seslenen, anı, duygu, coşku uyandıran, etkileyen şey
    • "Burada herkes kendi gönlünden olduğu kadar bu tabiatın içinden gelen bir şiiri dinler." (Abdülhak Şinasi Hisar)

ŞALT
...
ŞİAR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Duyuş, düşünüş ve inanıştaki ayırıcı özellik, belgi
    • "Bütün o devirlerde topların ve kolların şiarı bu Türk sözüydü: Zorlara dağlar dayanmaz!" (Yahya Kemal Beyatlı)
    • "Hoyratlığı ve zevksizliği şiar edinen bir halkçılık gerçek halkçılık olamaz." (Haldun Taner)
  2. Ülkü, düstur

ŞİKE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma
  2. Bir çıkar karşılığı, uzlaşarak bir iş yapma, aldatma
    • "Bu işte şike var."

ŞURA

  1. [isim] Anlatana veya söyleyene göre biraz uzakta olan yer, şu yer
    • "Şuraya oturmuştu."

ŞULE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Alev, yalım
    • "Bütün ordunun kalbini Duatepe'den çıkan kurtuluş şulesi aydınlatmış." (Halide Edip Adıvar)

ŞİŞE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] İçerisine sıvı konulan, cam veya plastikten yapılmış, dar ağızlı uzun kap
    • "Önünde yarım kiloluk bir şarap şişesi yarı yarıya boştu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [sıfat] Bu kabın aldığı miktarda olan
    • "Olsa da bu zavallıya hiç olmazsa bir şişe kan verilse!" (Memduh Şevket Esendal)
  3. Gaz lambasında fitil çevresine konulan cam koruyucu

ŞALE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Uzun saçaklı çatısı olan alçak dağ konutu

ŞARK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Doğu

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü