Sonunda ı olan 4 harfli 89 kelime var. I harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ı harfi olan kelimeler listesine ya da başında ı harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇIKI

  1. [isim] Çıkın
    • "Düğünün hamamı benden. Çerezi, çıkısı hepsi benden." (Abbas Sayar )

DAYI

  1. [isim] Annenin erkek kardeşi
  2. Cesur, yiğit
  3. [ünlem] Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü
    • "O kadarcık okumaktan kanun anlaşılsa avukata ekmek mi kalırdı, dayı!" (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Kayırıcı
    • "Bunların çok bariz olan bir tarafı da siyasi dayıları sık sık değiştirmeleridir." (Peyami Safa)
  5. Kabadayı
  6. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Tunus, Cezayir ve Trablusgarp'ta seçimle başa getirilen yönetici

HACI

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Din buyruklarını yerine getirmek için hacca gitmiş Müslüman
  2. Kudüs, Efes vb. kutsal bir yeri ziyaret etmiş olan Hristiyan

AHÇI

  1. [isim] Bakınız aşçı

AKLI

  1. [sıfat] Beyazı bulunan, beyaz renkli
    • "Arabacı, içkinin söndürdüğü fersiz, kabarık, aklı gözlerini kızın yüzüne yanaştırarak fısıldadı." (Peyami Safa)

DADI

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Çocuk bakımı ile görevli kadın
    • "Yaşlanınca torunlarına dadı olmuş bütün kadınların öçlerini almak istiyor gibiydi." (Memduh Şevket Esendal)

SATI

  1. [isim] Satma işi, satış
  2. [sıfat] Adanmış

SIKI

  1. [sıfat] Dar
    • "Sıkı bir kemer."
    • "İşini sıkı tut."
    • "Seniha etrafını bu kadar sıkıya alan bu adamlardan hiç sıkılmıyor mu?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Sıkıya geldi mi borç etmekten çekinmez, sonra bu borçları ödemek için evinin eşyasını satar." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan
    • "Sıkı bir denk."
    • "Başkan son zamanlarda işleri sıkıya aldı."
  3. Zorlu, güçlü ve etkili
    • "En sıkı ve katı bir merkeziyet sistemi, bugün diğer faaliyet merkezlerini bloke edebilir." (Burhan Felek)
  4. Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan
    • "Ankaralılarla münasebetlerinde her zaman sıkı bir ahlak ve seviye kontrolüne tabi tutuldu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  5. İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı
  6. Yoğun
    • "Samsun'a geldiğimi ve kendisiyle daha sıkı temasta bulunmak istediğimi bildirdim." (Atatürk)
  7. Cimri
  8. [zarf] Sıkıca, iyice
    • "Sıkı giyinmek."
  9. [isim] Disiplin
  10. [isim] Zorlayıcı durum
    • "Sıkıya gelmemek. Sıkıyı görünce kaçtı."
  11. [isim] Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü
    • "İlk sıkıyı babam attı." (Samim Kocagöz)
  12. Güçlü ve çabuk, hızlı
    • "Karabalçıklı çiftliği, kasabadan sıkı yürüyüşle bir saat çeker." (Reşat Nuri Güntekin)

ADLI

  1. [sıfat] Adı olan
    • "Bence Ahmet Hamdi'nin en büyük şaheseri 'Beş Şehir' adlı ölmez yapıtıdır." (Haldun Taner)
  2. Ünlü

CADI

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Geceleri dolaşarak insanlara kötülük ettiğine inanılan hortlak
  2. Kötülük yaparak başkalarına zarar veren kadın
  3. Çok güzel göz

YAĞI

  1. [isim] Düşman, hasım

BAKI

  1. [isim] Özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye veya kuzeye karşı konumunu belirleyen, bunun sonucu olarak da doğal şartlarını tespit eden durumu
    • "Bu dağın bakısı güneye doğrudur."
  2. Denetleme
  3. Fal

ARTI

  1. [isim] Toplama işleminde + işaretinin adı, zait
  2. [sıfat] Sıfırdan büyük, önünde artı işareti bulunan (sayı), eksi karşıtı, pozitif
  3. Fazlalık
    • "Alışkanlıklarımız artılarıyla eksileriyle nelerdir, aktarılmıyor çocuklarımıza." (Nezihe Meriç)

ASLI
...
ARLI

  1. [sıfat] Namuslu, utangaç, sıkılgan
    • "Ağaların yiğittir, arlıdır, oğul!" (Tarık Buğra)

SAÇI

  1. [isim] Gelinin başından aşağı saçılan çiçek, şeker, arpa, para vb. şeyler
  2. Düğün armağanı

AYLI

  1. [sıfat] Üzerinde ay biçimi bulunan
    • "Beyaz aylı kırmızı bir bayrak."
  2. Ay ışığı olan, mehtaplı
    • "Aylı geceler."
  3. Gebe

GACI

  1. [isim] Kadın, dost, sevgili, metres
  2. Torik yavrusu

AĞRI

  1. [isim] Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı
    • "Sabah yataktan müthiş bir omuz ağrısı ile kalkmıştı." (Haldun Taner)

KIYI

  1. [isim] Kara ile suyun birleştiği yer
    • "Kandilli akıntısını geçiyoruz. İşte Küçüksu kasrı, kıyıda bembeyaz gülüyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Sular, sandalı kıyıya atıyordu." (Refik Halit Karay)
  2. Kenar, uç
    • "Su kıyısında yıkanan güvercinler gibi silkindi." (Necati Cumalı)
  3. Sahil
    • "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik." (Refik Halit Karay)
  4. Issız, tenha yer

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü