Sonunda ül olan 6 harfli 24 kelime var. ÜL ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ül olan kelimeler listesine ya da başında ül olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

FORMÜL

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı
    • "O, bu nazik duruma karşı bir formül bulmuştu." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek
    • "Cevap formülü son derece basit idi." (Falih Rıfkı Atay)
  3. Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım
  4. Bir veya birçok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan matematiksel anlatım
  5. Çıkar yol, tutulan yol, yöntem
    • "Her yerde yapılabilen bir şey, yalnız formülleri, şekilleri değişir." (Aka Gündüz)
  6. Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı
    • "Karbonmonoksit CO formülüyle gösterilir."

MÜŞKÜL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Güç, zor, çetin
    • "Yutkunuyor, ara sıra parmaklarıyla alnındaki terleri siliyordu. Çok müşkül bir vaziyette kalmıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [isim] Engel, güçlük, zorluk
    • "Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi." (Yahya Kemal Beyatlı)

BASKÜL

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Ağırlıkları tartmaya yarayan alet, kantar
  2. İki kolu sıra ile kalkıp inebilen, ortasından veya uçlarından birine az çok yakın değişmez bir noktaya dayanan kaldıraç

TEADÜL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Birbirine denk olma, denkleşme, denklik

PANDÜL

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Sarkaç

GÖLCÜL

  1. [sıfat] Göllerde, göl kıyılarında yetişen veya yaşayan

HERKÜL
...
BÜLBÜL

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Karatavukgillerden, sesinin güzelliği ile tanınmış olan ötücü kuş (Luscinia megarhynchos)
    • "Çocuk dersi bülbül gibi bildiği hâlde, Mükremin Hoca, bir türlü tam numara atmazmış." (Haldun Taner)
    • "Kadın bülbül gibi Fransızca konuşuyor." (Halide Edip Adıvar)
    • "Buluştukları zaman da onu bülbül gibi konuşturdu." (Tarık Buğra)
    • "Mahkemeye havale edeceğim, orada bülbül gibi söylersin." (Ömer Seyfettin)
  2. Sesi çok güzel olan kimse
    • "Hanende Nedim Bey ki gençliğinde Boğaziçi'nin bülbülü, en sevgili kuluyken artık onun da ihtiyarlamaya, sesinin bozulmaya başladığı söylenirdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)

DÖRDÜL

  1. [isim] Kare
  2. Rubai

GÖRGÜL
...
GRANÜL

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir maddenin en küçük tanesi
  2. Sitoplazmada bulunan küçük tanecikler

KAPSÜL

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Şişe kapağı
  2. Ateşli silahlarda horozun veya iğnenin çarpmasıyla ateş alan, bir tür özel barutla dolu, küçük, yuvarlak metal parça
  3. Oyuncak tabancalarda kullanılan, şerit biçiminde iki kâğıt tabaka arasına konmuş patlayıcı madde
  4. Laboratuvarlarda kullanılan yarım küre biçimindeki kap
  5. Raflı mobilyalarda rafları taşımak için yan tablalara açılan deliklere çakılan ortası delik ve silindir biçimli metal veya plastik araç
  6. Oturma mobilyalarının, masa, sehpa vb. eşyaların ayaklarının altına çakılan, genellikle üç tırnaklı veya ortadan çivili, tepesi bombeli, kalın sacdan pres yapılarak elde edilen araç
  7. Bazı bitkilerde tohumları içinde taşıyan kuru kabuk
  8. Bir organı veya yapıyı çevreleyen kese biçiminde zar
  9. Bazı ilaçların, kolay yutulmak üzere içine konulduğu, ilacın yapısını etkilemeyen jelatinden kap

DÜLDÜL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Mekanik olarak çalışan oyuncak çocuk arabası
  2. At
    • "Şu bizim düldüle bir saman vesikası lütfetseniz keyfime payan olmayacak." (Peyami Safa)
  3. Eski otomobil
  4. Modası geçmiş araç

GÖKÇÜL

  1. [isim] Maviye çalan renk
  2. [sıfat] Bu renkte olan
  3. [sıfat] Gökle ilgili, semavi

KEŞKÜL

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Gezici bazı dervişlerin ve dilencilerin ellerinde tuttukları, Hindistan cevizi kabuğundan, metalden veya abanozdan yapılmış dilenci çanağı
  2. Üstüne, dövülmüş fıstık ve Hindistan cevizi dökülen bir çeşit süt tatlısı, keşkülüfukara

SÜMBÜL

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Zambakgillerden, soğanla üretilen, 15-20 cm yükseklikte, çiçekleri kuvvetli kokulu ve türlü renkli, çok yıllık bir süs bitkisi (Hyacinthus orientalis)
    • "Uçun kuşlar, uçun doğduğum yere / Şimdi dağlarında mor sümbül vardır." (Rıza Tevfik Bölükbaşı)

FİSTÜL

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Akarca

PÜSTÜL

  1. [isim] İrinle dolu kabarcık veya sivilce

TEAMÜL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir yerde öteden beri olagelen davranış
  2. Tepkime
  3. İş, davranış

TEFEÜL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Fal açma, fala bakma
    • "Kış geceleri divanlardan tefeül ederdik." (Ömer Seyfettin)
  2. Uğur sayma, hayra yorma

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü