Sonunda ü olan 7 harfli 151 kelime var. Ü harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ü harfi olan kelimeler listesine ya da başında ü harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÜRKÜNTÜ
-
-
[isim]
Ürkme duygusu, tevahhuş
- "Işıltılı gözlerinde en ufak bir ürküntü yoktu." (Nezihe Araz)
- "Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor / Lakin vatandan ayrılışın ıstırabı zor" (Yahya Kemal Beyatlı)
-
[isim]
Ürkme duygusu, tevahhuş
- DÖNÜŞLÜ
-
-
[sıfat]
Dönüşü olan
-
Öznesi ile nesnesi bir olan, mutavaat
-
[sıfat]
Dönüşü olan
- FİGÜRLÜ
-
-
[sıfat]
Figürü olan
-
[sıfat]
Figürü olan
- TERÖRCÜ
-
-
[isim]
Terör yanlısı veya teşvikçisi, terörist
-
[isim]
Terör yanlısı veya teşvikçisi, terörist
- KÖMÜRCÜ
-
-
[isim]
Kömür alıp satan veya odun kömürü yapan kimse
- "Yoksul kömürcü olduğundan Amanos ormanlarının kurdu idi." (Refik Halit Karay)
-
Vapurda, fabrikada, kalorifer dairesinde ocağa kömür atan işçi
-
[isim]
Kömür alıp satan veya odun kömürü yapan kimse
- DÜĞÜMLÜ
-
-
[sıfat]
Düğümlenmiş olan
-
Budaklı
- "Yüksek çınarların yamru yumru düğümlü dalları henüz yapraklarla örtülmemişti." (Ömer Seyfettin)
-
Sorunlu, karışık
-
[sıfat]
Düğümlenmiş olan
- KÖMÜRLÜ
-
-
[sıfat]
Birleşiminde kömür olan
-
Yakıt olarak kömür kullanan
- "Kömürlü lokomotif. Kömürlü kalorifer."
-
[sıfat]
Birleşiminde kömür olan
- NÜZULLÜ
-
-
[sıfat]
İnmeli, felçli
- "Yorganın üstüne bıraktığı nüzullü kolu gözümün önünden gitmiyor." (Peyami Safa)
-
[sıfat]
İnmeli, felçli
- YÜZÜSTÜ
-
-
[zarf]
Yüzü yere gelecek biçimde
- "Dişçi, kendini yüzüstü bir kanepeye attı." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Altı hücreyle cümle kapısının taş kemeri, kalın meşe tahtasından kapı kanatları yüzüstü kaldılar." (Kemal Tahir)
-
Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda
- "Evdeki işimi gücümü yüzüstü bıraktım." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[zarf]
Yüzü yere gelecek biçimde
- GÜLÜTÇÜ
-
-
[isim]
Bir skeçte, revüde veya eğlence gösterisinde eklenen sözleri ve durumları hazırlayan kimse
-
[isim]
Bir skeçte, revüde veya eğlence gösterisinde eklenen sözleri ve durumları hazırlayan kimse
- GÜMÜŞLÜ
-
-
[sıfat]
Gümüşü olan, gümüşle kaplanmış veya süslenmiş olan
-
[sıfat]
Gümüşü olan, gümüşle kaplanmış veya süslenmiş olan
- PÜSÜRLÜ
-
-
[sıfat]
Püsürü olan, pürüzlü
-
[sıfat]
Püsürü olan, pürüzlü
- BARBEKÜ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak
-
Açık alanda mangal kullanılarak et ve deniz ürünlerini pişirme
-
[isim]
Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak
- PARDÖSÜ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Serin havalarda öbür giysilerin üzerine giyilen, paltodan ince üstlük
- "Sırtında kumaştan kül rengi bir pardösü, ayaklarında da alçak topuklu kahverengi ayakkabılarla çıktı." (Çetin Altan)
-
[isim]
Serin havalarda öbür giysilerin üzerine giyilen, paltodan ince üstlük
- KAKÜLLÜ
- ...
- KÖPRÜLÜ
-
-
[sıfat]
Köprüsü olan
-
İki bölümü bir köprü ile birbirine bağlanmış (yapı)
- "Köprülü konak."
-
[sıfat]
Köprüsü olan
- SÖNÜMLÜ
-
-
[sıfat]
Belirli bir sürede genliği sıfıra inen (salınım hareketi)
-
[sıfat]
Belirli bir sürede genliği sıfıra inen (salınım hareketi)
- DÖKÜNTÜ
-
-
[isim]
Dökülmüş, saçılmış şeyler
- "Onlar kendi küfleri, kendi yırtık pırtıkları, kendi döküntüleriyle yaşayabiliyorlar." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
Bir topluluktan geri kalmış kimseler
-
Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi
-
Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı
-
Değersiz, bayağı, ayak takımından olan kimse
- "Meşrutiyete uygun yönetim, yurt hainlerinin döküntüleriyle kurulamaz." (Hüseyin Cahit Yalçın)
-
[sıfat]
İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat
- "Şoföre önce kentin en döküntü mahallelerinin adını söylediler." (Çetin Altan)
-
Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti
-
Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer
-
[isim]
Dökülmüş, saçılmış şeyler
- ÖLÇÜTLÜ
-
-
[sıfat]
Ölçütü olan
-
[sıfat]
Ölçütü olan
- YERYÜZÜ
-
-
[isim]
Yer kabuğu
-
Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler
-
Dünya
- "Hayat bitip cümle mahlukat yeryüzünden silinince kıyamet borusunu bu üfürecektir." (Haldun Taner)
-
[isim]
Yer kabuğu