Sonunda çek olan 16 kelime var. ÇEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde çek olan kelimeler listesine ya da başında çek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
KARAPÜRÇEK
SARIÇİÇEK
BÜRÜMÇEK
ÇEKÇEK, ÇİMÇEK, GERÇEK, GÖKÇEK, PÜRÇEK, TUTÇEK
ÇİÇEK, ELÇEK, GEÇEK, KÖÇEK, LEÇEK, ÖLÇEK
ÇEK
Çek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ÇEK
2 Harfli Kelimeler
ÇE, EK, KE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KARAPÜRÇEK
-
-
[isim]
Sakarya iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Sakarya iline bağlı ilçelerden biri
- SARIÇİÇEK
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız ölmez çiçek
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız ölmez çiçek
- BÜRÜMÇEK
-
-
Bakınız bürümcek
-
Bakınız bürümcek
- TUTÇEK
-
-
[isim, tıp]
Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan alet; lavta (II), forseps
-
[isim, tıp]
Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan alet; lavta (II), forseps
- ÇEKÇEK
-
-
[isim]
Kişileri taşımak için kullanılan, insan gücüyle işleyen iki tekerlekli araç
- "Hem özür dilerim, sonra bir çekçeğe binerim."
-
Cam silmekte kullanılan, bir sap ve ucunda lastik, plastik, sünger vb. malzeme olan temizlik aracı
-
Bakınız çekpas
-
[isim]
Kişileri taşımak için kullanılan, insan gücüyle işleyen iki tekerlekli araç
- ÇİMÇEK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bir tür küçük serçe
-
[isim, ağızlardan]
Bir tür küçük serçe
- GÖKÇEK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Güzel, sevimli (kimse)
- "Gökçektin kız, daha bir gökçek oldun."
-
[sıfat, ağızlardan]
Güzel, sevimli (kimse)
- GERÇEK
-
-
[isim]
Yalan olmayan, doğru olan şey; çın, ciddi, hakikat
- "Esasen bizim için millî varlık ile istiklal ve hürriyet aynı gerçeğin çeşitli cepheleridir."
-
Bakınız gerçeklik
- "Her hâlde o gün imparatorluğun ölümü apaçık bir gerçekti."
-
Bakınız doğruluk
- "Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa duygu payı da ondan az değildir."
-
[sıfat]
Yalan olmayan
- "O yürekler acısı fukara kafile, yüzlerinden gerçek acı aka aka ölü arkadaşlarının namazını kıldılar."
-
[sıfat]
Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel
- "Kâğıt paranın saymaca değeri varsa da gerçek değeri yoktur."
-
[sıfat]
Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici
- "Gerçek elmas. Gerçek hikâye."
-
[sıfat]
Temel, başlıca, asıl
- "Bir kişinin ahlaklı olması için, o benim dediğim gerçek ahlaka erişebilmesi için bir iç âlemi olmalıdır."
-
[sıfat]
Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan
-
[sıfat]
Yapay olmayan
-
[sıfat, felsefe]
Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan
-
[isim]
Yalan olmayan, doğru olan şey; çın, ciddi, hakikat
- PÜRÇEK
-
-
[isim, ağızlardan]
Şakaklardan sarkan saç; zülüf
-
Bitkilerin saçaklı kökü veya püskülü; pürçük
- "Bizim sende ne hakkımız olsun? Elimizden bir pürçek soğan bile yemedin."
-
[isim, ağızlardan]
Şakaklardan sarkan saç; zülüf
- ELÇEK
-
-
[isim, ağızlardan]
Gelinin avuç içine kına yakıldıktan sonra kullanılan, kumaştan yapılmış bir eldiven türü
-
[isim, ağızlardan]
Gelinin avuç içine kına yakıldıktan sonra kullanılan, kumaştan yapılmış bir eldiven türü
- ÇİÇEK
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü
- "Bir de inceden, arı kokularına karışmış çiçek kokusu geliyordu, yel belli belirsiz efiledikçe başları dönüyordu."
-
[bitki bilimi]
Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi
- "Bahçemin en güzel çiçeğini size takdim ediyorum."
-
[kimya]
Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz
-
[tıp]
İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık
-
[isim, bitki bilimi]
Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü
- ÖLÇEK
-
-
[isim]
Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü
-
[sıfat]
Bu ölçü miktarında olan
- "İki ölçek buğday."
-
Bakınız kile
-
[coğrafya]
Harita veya resimde gösterilen uzunluklar ile gerçek uzunluklar arasındaki oran
- "Yüz binde bir ölçeğinde bir harita."
-
[fizik]
Bir ölçü aletinin üzerinde çizgilerle ayrılmış bölüm; kadran
-
[eskimiş]
Dört okkaya eşit ağırlık ölçüsü
-
[isim]
Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü
- LEÇEK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız başörtüsü
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız başörtüsü
- GEÇEK
-
-
[isim, ağızlardan]
Çok geçilen yer, işlek yol
-
Küçük tahta köprü
-
[isim, ağızlardan]
Çok geçilen yer, işlek yol
- KÖÇEK
-
-
[isim]
Kadın kılığına giren, müzik eşliğinde parmak zilleriyle oynamayı kendine meslek edinen erkek
- "Şehrin bütün köçekleri, çengileri çağrılsın!"
-
[mecaz]
Ağırbaşlı olmayan kimse
-
[isim]
Kadın kılığına giren, müzik eşliğinde parmak zilleriyle oynamayı kendine meslek edinen erkek
- ÇEK
-
Kelime Kökeni: Fransızca tchèque
-
[isim]
Çekya’da yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
-
[isim]
Çekya’da yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse