Sonunda çek olan 16 kelime var. ÇEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde çek olan kelimeler listesine ya da başında çek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

KARAPÜRÇEK

9 Harfli Kelimeler

SARIÇİÇEK

8 Harfli Kelimeler

BÜRÜMÇEK

6 Harfli Kelimeler

ÇEKÇEK, ÇİMÇEK, GERÇEK, GÖKÇEK, PÜRÇEK, TUTÇEK

5 Harfli Kelimeler

ÇİÇEK, ELÇEK, GEÇEK, KÖÇEK, LEÇEK, ÖLÇEK

3 Harfli Kelimeler

ÇEK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Çek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E K Ç

3 Harfli Kelimeler

ÇEK

2 Harfli Kelimeler

ÇE, EK, KE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KARAPÜRÇEK

  1. [isim] Sakarya iline bağlı ilçelerden biri
SARIÇİÇEK

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız ölmez çiçek
BÜRÜMÇEK

  1. Bakınız bürümcek
TUTÇEK

  1. [isim, tıp] Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan alet; lavta (II), forseps
ÇEKÇEK

  1. [isim] Kişileri taşımak için kullanılan, insan gücüyle işleyen iki tekerlekli araç
    • "Hem özür dilerim, sonra bir çekçeğe binerim." (Aka Gündüz)
  2. Cam silmekte kullanılan, bir sap ve ucunda lastik, plastik, sünger vb. malzeme olan temizlik aracı
  3. Bakınız çekpas
ÇİMÇEK

  1. [isim, ağızlardan] Bir tür küçük serçe
GÖKÇEK

  1. [sıfat, ağızlardan] Güzel, sevimli (kimse)
    • "Gökçektin kız, daha bir gökçek oldun." (Tarık Buğra)
GERÇEK

  1. [isim] Yalan olmayan, doğru olan şey; çın, ciddi, hakikat
    • "Esasen bizim için millî varlık ile istiklal ve hürriyet aynı gerçeğin çeşitli cepheleridir." (Mehmet Kaplan)
  2. Bakınız gerçeklik
    • "Her hâlde o gün imparatorluğun ölümü apaçık bir gerçekti." (Halide Edip Adıvar)
  3. Bakınız doğruluk
    • "Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa duygu payı da ondan az değildir." (Burhan Felek)
  4. [sıfat] Yalan olmayan
    • "O yürekler acısı fukara kafile, yüzlerinden gerçek acı aka aka ölü arkadaşlarının namazını kıldılar." (Halikarnas Balıkçısı)
  5. [sıfat] Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel
    • "Kâğıt paranın saymaca değeri varsa da gerçek değeri yoktur."
  6. [sıfat] Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici
    • "Gerçek elmas. Gerçek hikâye."
  7. [sıfat] Temel, başlıca, asıl
    • "Bir kişinin ahlaklı olması için, o benim dediğim gerçek ahlaka erişebilmesi için bir iç âlemi olmalıdır." (Nurullah Ataç)
  8. [sıfat] Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan
  9. [sıfat] Yapay olmayan
  10. [sıfat, felsefe] Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan
PÜRÇEK

  1. [isim, ağızlardan] Şakaklardan sarkan saç; zülüf
  2. Bitkilerin saçaklı kökü veya püskülü; pürçük
    • "Bizim sende ne hakkımız olsun? Elimizden bir pürçek soğan bile yemedin." (Fakir Baykurt)
ELÇEK

  1. [isim, ağızlardan] Gelinin avuç içine kına yakıldıktan sonra kullanılan, kumaştan yapılmış bir eldiven türü
ÇİÇEK

  1. [isim, bitki bilimi] Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü
    • "Bir de inceden, arı kokularına karışmış çiçek kokusu geliyordu, yel belli belirsiz efiledikçe başları dönüyordu." (Yaşar Kemal)
  2. [bitki bilimi] Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi
    • "Bahçemin en güzel çiçeğini size takdim ediyorum." (Nâzım Hikmet)
  3. [kimya] Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz
  4. [tıp] İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık
ÖLÇEK

  1. [isim] Birim kabul edilen herhangi bir şeyin alabildiği kadar ölçü
  2. [sıfat] Bu ölçü miktarında olan
    • "İki ölçek buğday."
  3. Bakınız kile
  4. [coğrafya] Harita veya resimde gösterilen uzunluklar ile gerçek uzunluklar arasındaki oran
    • "Yüz binde bir ölçeğinde bir harita."
  5. [fizik] Bir ölçü aletinin üzerinde çizgilerle ayrılmış bölüm; kadran
  6. [eskimiş] Dört okkaya eşit ağırlık ölçüsü
LEÇEK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız başörtüsü
GEÇEK

  1. [isim, ağızlardan] Çok geçilen yer, işlek yol
  2. Küçük tahta köprü
KÖÇEK

  1. [isim] Kadın kılığına giren, müzik eşliğinde parmak zilleriyle oynamayı kendine meslek edinen erkek
    • "Şehrin bütün köçekleri, çengileri çağrılsın!" (Turan Oflazoğlu)
  2. [mecaz] Ağırbaşlı olmayan kimse
ÇEK

Kelime Kökeni: Fransızca tchèque

  1. [isim] Çekya’da yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü