Başında çek olan 8 harfli 18 kelime var. Çek ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde çek olan kelimeler listesine ya da sonu çek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında çek bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Çek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E K Ç
3 Harfli Kelimeler
ÇEK
2 Harfli Kelimeler
ÇE, EK, KE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇEKTİRİŞ
-
-
[isim]
Çektirmek işi
-
[isim]
Çektirmek işi
- ÇEKTİRME
-
-
[isim]
Çektirmek işi
- "Mebus adayları gibi bunları da fotoğraf çektirmeye gider gibi kılık kıyafetlerinden tanımak güç değildi."
-
[denizcilik]
Bakınız çektiri
-
[denizcilik]
Yaklaşık 30-50 grostonluk yelkenli veya yük taşıyan motorlu büyük kayık
- "Bir saat sonra Bora Reis'in çektirmesi yedeğinde harap düşman kadırgası olduğu hâlde kararan ufuklara doğru ilerliyorlardı."
-
Sökülebilir elbise, yemek ve salon dolaplarının tablalarını birbirine tutturmak için metal veya plastikten yapılmış bağlantı parçası
-
Arabaların göbek bilyelerini çıkarmak için kullanılan araç
-
Arabaların değişik bölümlerinde hareketi ve dönüşü sağlamaya yarayan rulmanların yuvalarından çıkarılması işinde kullanılan alet
-
[isim]
Çektirmek işi
- ÇEKİMSİZ
-
-
[sıfat]
Çekimi olmayan
-
[sıfat]
Çekimi olmayan
- ÇEKİNGEN
-
-
[sıfat]
Her şeyden çekinen, tutuk (kimse); çekinik, ürkek, muhteriz
- "Bunlar çoğunlukla çekingen, utangaç olurlardı."
-
[sıfat]
Her şeyden çekinen, tutuk (kimse); çekinik, ürkek, muhteriz
- ÇEKELEME
-
-
[isim]
Çekelemek işi
-
[isim]
Çekelemek işi
- ÇEKEMEME
-
-
[isim]
Çekememek işi veya durumu
-
[isim]
Çekememek işi veya durumu
- ÇEKİŞMEK
-
-
[nesnesiz, -le]
İki yönünden karşılıklı çekmek
- "Halat çekişmek."
-
Bir şeyi birbirine karşı çekmek
- "Bıçak çekişmek."
-
Aralarında ad, niyet, kâğıt veya piyango çekmek
- "Kura çekiştiler."
-
[mecaz]
Ağız kavgası etmek
- "Seninle çekişmek lazım, büyük hareketlerin manasını anlamıyorsun."
-
[mecaz]
Üstün gelmek için karşılıklı çabalamak; itişmek
- "Takımımız birincilik için çekişiyor."
-
[nesnesiz, -le]
İki yönünden karşılıklı çekmek
- ÇEKİŞKEN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Çekişmeyi seven, kavgacı (kimse)
-
[sıfat, ağızlardan]
Çekişmeyi seven, kavgacı (kimse)
- ÇEKİRDEK
-
-
[isim]
Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum; çiğit
- "Kayısı çekirdeği. Zeytin çekirdeği. Karpuz çekirdeği."
-
Yenmek için satılan ayçiçeği tohumu; çiğit
-
Ağaçlarda soyulmayan bölüm
-
Kuyumculukta kullanılan ve beş santigrama eşit olan ağırlık ölçüsü
-
[biyoloji]
Bir hücrenin merkezini oluşturan cisimcik
- "İnsan kanındaki alyuvarlar, çekirdeği olmayan hücrelerdir."
-
[fizik]
Bakınız atom çekirdeği
-
[sıfat, mecaz]
Bir şeyin temelini oluşturan
- "Çekirdek kadro."
-
[isim]
Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum; çiğit
- ÇEKİNMEK
-
-
[-den]
Saygı, korku, utanma vb. duygularla bir şeyi yapmak istememek, kaçınmak
- "Karşı karşıya oturup yalnız kaldığımız zaman göz göze gelmekten çekindiğini de hissettim."
-
[nesnesiz]
Bir şey sürünmek
- "Sürmeler çekinmiş bir kadın."
-
[-den]
Saygı, korku, utanma vb. duygularla bir şeyi yapmak istememek, kaçınmak
- ÇEKÇEKLİ
-
-
[sıfat]
Çekerek taşıma özelliği olan (bavul, çanta vb.)
-
[sıfat]
Çekerek taşıma özelliği olan (bavul, çanta vb.)
- ÇEKİMSER
-
-
[sıfat]
Oy vermekten, eğilim göstermekten veya bir şey yapmaktan kaçınan, kararsız, taraf olmayan (kimse); müstenkif
-
[sıfat]
Oy vermekten, eğilim göstermekten veya bir şey yapmaktan kaçınan, kararsız, taraf olmayan (kimse); müstenkif
- ÇEKİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Çekme işi yapılmak
- "Ağlar çekiliyor dalyanlarda."
-
[-e]
Kendini geriye veya bir yana çekmek
-
[-den]
Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak; istifa etmek
- "Hiçbir zaman mebusluktan çekilmek niyetinde değilim."
-
Bir şey azalmak
- "Gölün suları çekildi."
-
Yok olmak
- "İneğin sütü çekildi."
-
Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak
- "Dükkân karmakarışık, mallar bayat, kibar müşteriler birer birer çekiliyor, ayaktakımı her gün artıyor."
-
Geri gitmek; ricat etmek
-
[-den]
Katılmamak, vazgeçmek
- "Yarışmadan çekildi."
-
Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek
- "Tabii kuaför salonu da çekilmez oluyor, sen konuşup güldürmeyince milleti."
-
Bakınız tartılmak
-
Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek
-
[mecaz]
Uzaklaşmak, araya mesafe koymak
- "Yalnız ben baştan boş bulundum, buna fazla sokuldum. Şimdi çekildiğimi de belli etmek istemiyorum."
-
[nesnesiz]
Çekme işi yapılmak
- ÇEKBIRAK
-
-
[sıfat]
Düzeneği tekerlekleri üzerinde geriye doğru çekildiğinde ileri gidecek biçiminde hazırlanmış (araba, otobüs vb. oyuncak)
-
[sıfat]
Düzeneği tekerlekleri üzerinde geriye doğru çekildiğinde ileri gidecek biçiminde hazırlanmış (araba, otobüs vb. oyuncak)
- ÇEKMELİK
-
-
[isim]
Yemeni vb. giyeceklerde, ayağın daha rahat girmesi için topuk üzerinde bulunan uzun çıkıntı
- "Adam, topukların ucundan yükselen çekmeliklere geçirilmiş kınnaplara bağlı yemenileri omzunun iki yanından sarkıttı."
-
[isim]
Yemeni vb. giyeceklerde, ayağın daha rahat girmesi için topuk üzerinde bulunan uzun çıkıntı
- ÇEKMEKÖY
-
-
[isim]
İstanbul iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
İstanbul iline bağlı ilçelerden biri
- ÇEKİKLİK
-
-
[isim]
Çekik olma durumu
-
[isim]
Çekik olma durumu
- ÇEKMENLİ
-
-
[sıfat]
Bakınız vantuzlu
-
[sıfat]
Bakınız vantuzlu