Sonunda ç olan 5 harfli 106 kelime var. Ç harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ç harfi olan kelimeler listesine ya da başında ç harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- USANÇ
-
-
[isim]
Usanma duygusu, bıkma, bıkkınlık, melal
- "Çehremde usanç alametlerinin arttığını sezen kâhya sustu." (Refik Halit Karay)
- "Efendim, Tanrının günü aynı pilava kaşık sallamaktan usanç getirmişsindir." (Ercüment Ekrem Talu)
- "Binlerce kahraman, bu yazın usanç veren günlerini de ateşe, ısınmış demire karşı ve kızgın toprak üstünde geçirecekler." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
Usanma duygusu, bıkma, bıkkınlık, melal
- YUKAÇ
-
-
[isim]
Yer katmanları kıvrımlarının tümsek bölümü, semer, ineç karşıtı
-
[isim]
Yer katmanları kıvrımlarının tümsek bölümü, semer, ineç karşıtı
- AYRIÇ
-
-
[isim]
Yol kavşağı, iki yolun ayrıldığı yer
-
[isim]
Yol kavşağı, iki yolun ayrıldığı yer
- BAKAÇ
-
-
[isim]
Dürbün
-
Vizör
-
[isim]
Dürbün
- İNTAÇ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir işi sonuçlandırma, sona erdirme, bitirme
-
[isim]
Bir işi sonuçlandırma, sona erdirme, bitirme
- YAMAÇ
-
-
[isim]
Dağın veya tepenin herhangi bir yanı
- "İndiğimiz yamacın eteğinde küçük ve eski bir köy var." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Ön, kat, huzur
- "Kız, hele beri gel yamacıma." (Haldun Taner)
-
[isim]
Dağın veya tepenin herhangi bir yanı
- EDİNÇ
-
-
[isim]
Edinilen şey veya şeyler, müktesebat
-
[isim]
Edinilen şey veya şeyler, müktesebat
- İNANÇ
-
-
[isim]
Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma
- "Otuz yıl boyu, Türk tiyatrosunun, Türk oyunları ile kalkınacağına inancını bir gün yitirmedi." (Haldun Taner)
-
Birine duyulan güven, inanma duygusu
-
İnanılan şey, görüş, öğreti
- "Kendi getirdikleri inançtan başka her şeye kapalıdır zevkleri." (Nurullah ataç)
-
Tanrı'ya, bir dine inanma, akide, iman, itikat
- "Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir." (Anayasa)
-
[isim]
Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma
- PEÇİÇ
-
-
[isim]
Zar yerine yedi tane küçük deniz hayvanı kabuğu atılarak bunların açık taraflarının üste veya alta gelmelerine göre taş ilerleterek oynanan bir oyun
- "Muşamba fenerlerle kadın misafirler geldi, epeyce bir zaman peçiç ve yüzük oynandı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Bir tür kâğıt oyunu
- "Pek neşeli vaktinde hizmetçi kadınla peçiç oynar." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[isim]
Zar yerine yedi tane küçük deniz hayvanı kabuğu atılarak bunların açık taraflarının üste veya alta gelmelerine göre taş ilerleterek oynanan bir oyun
- BADIÇ
-
-
[isim]
Bakla, fasulye, bezelye vb. taze sebzelerde, içinde tohumların sıralanmış bulunduğu kabuk, baklamsı meyve
-
[isim]
Bakla, fasulye, bezelye vb. taze sebzelerde, içinde tohumların sıralanmış bulunduğu kabuk, baklamsı meyve
- ÇEBİÇ
-
-
[isim]
Bir yaşındaki keçi yavrusu
-
[isim]
Bir yaşındaki keçi yavrusu
- KALIÇ
-
-
[isim]
Orak
-
[isim]
Orak
- HARİÇ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Dış, dışarı
- "Hemen on dakika yürüyünce kasaba haricine çıkılır." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Yabancı ülke, dışarı
- "On yıl hariçte kalmış."
-
[zarf]
Dışta kalmak üzere, dışında sayılmak üzere, müstesna
- "Dişçi koltuğu hariç, kim bir koltuğa oturursa kendini bir şey zanneder." (Burhan Felek)
-
[isim]
Dış, dışarı
- KÖMEÇ
-
-
[isim]
Papatya ve ayçiçeğinde olduğu gibi, sapın yassılaşmış ve genişlemiş ucu üzerinde çiçeklerin yan yana toplanması biçimindeki çiçek durumu
-
[isim]
Papatya ve ayçiçeğinde olduğu gibi, sapın yassılaşmış ve genişlemiş ucu üzerinde çiçeklerin yan yana toplanması biçimindeki çiçek durumu
- ÜFLEÇ
-
-
[isim]
Kaynak yapımında, metalleri kesme ve eritme işlemlerinde kullanılan, alev püskürten araç, hamlaç
-
Laboratuvarlarda yüksek ısı elde edilen araç, hamlaç
-
[isim]
Kaynak yapımında, metalleri kesme ve eritme işlemlerinde kullanılan, alev püskürten araç, hamlaç
- SONUÇ
-
-
[isim]
Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice
- "Her koşu beklenilmeyen, şaşırtıcı bir sonuç verebilirdi." (Necati Cumalı)
- "Çalışmaları sonuç vermedi."
-
Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey
- "Sınav sonucu."
- "Görüşmelerden sonuç alınamadı."
-
Öz, özet
-
Bir yarışmada, spor karşılaşmasında tarafların elde ettikleri puan, sayı, skor
-
Yazının veya sözün bitim bölümü
-
[isim]
Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice
- EZİNÇ
-
-
[isim]
Organik veya ruhsal büyük sıkıntı, azap
-
[isim]
Organik veya ruhsal büyük sıkıntı, azap
- BÜKÜÇ
-
-
[isim]
Köşe
-
[isim]
Köşe
- TURAÇ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sülüngillerden, uzunluğu 34 cm olan, soyu azalmış bir kuş türü (Tetrao francolinus)
- "İyi bir avcı olur da turaç vurursan bana da turaç getir." (Yahya Kemal)
-
[isim]
Sülüngillerden, uzunluğu 34 cm olan, soyu azalmış bir kuş türü (Tetrao francolinus)
- YELEÇ
-
-
[sıfat]
Havadar
-
[sıfat]
Havadar