Başında ze olan 8 harfli 22 kelime var. Ze ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ze olan kelimeler listesine ya da sonu ze ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ze bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ZEYTİNLİ
-
-
[sıfat]
Üzerinde veya içinde zeytin olan
-
[sıfat]
Üzerinde veya içinde zeytin olan
- ZEYTİNSİ
-
-
[sıfat]
Zeytini andıran, zeytine benzeyen, zeytin gibi; zeytinimsi
-
[sıfat]
Zeytini andıran, zeytine benzeyen, zeytin gibi; zeytinimsi
- ZEHRETME
-
-
[isim]
Zehretmek durumu
-
[isim]
Zehretmek durumu
- ZENCİREK
-
-
[isim]
Küçük zincir
-
Levhaların, yazma kitapların sayfa kenarlarına yapılan, iç içe geçmiş halkalar şeklindeki süsleme
- "Eser, vişne rengi, meşin, zencirekli, şirazesi bozuk cilt içindedir."
-
[isim]
Küçük zincir
- ZERDEÇAL
-
Kelime Kökeni: Farsça zerde + çāv
-
[isim, bitki bilimi]
Zencefilgillerden, kök saplarından safranı andıran boyalı bir madde çıkarılan, yaprakları sivri uçlu, çiçekleri sarı renkte, çok yıllık bir bitki; Hint safranı (Curcuma longa)
-
[isim, bitki bilimi]
Zencefilgillerden, kök saplarından safranı andıran boyalı bir madde çıkarılan, yaprakları sivri uçlu, çiçekleri sarı renkte, çok yıllık bir bitki; Hint safranı (Curcuma longa)
- ZERAVENT
-
Kelime Kökeni: Arapça zerāvend
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız lohusa otu
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız lohusa otu
- ZEHİRSİZ
-
-
[sıfat]
Zehri olmayan
- "Kuyruğu kuş yuvalarına, yosunların içinde büyümüş, zehirsiz bir su yılanının ürkek tavrıyla dokunuyor."
-
[sıfat]
Zehri olmayan
- ZEMİNLİK
-
-
[isim, ağızlardan]
Yer altı barınağı
-
[isim, ağızlardan]
Yer altı barınağı
- ZEVALSİZ
-
-
[sıfat]
Yok olmayan, ortadan kalkmayan, bitmeyen; kalımlı
-
[sıfat]
Yok olmayan, ortadan kalkmayan, bitmeyen; kalımlı
- ZENNELİK
-
-
[isim]
Zenne rolü
-
[sıfat]
Kadınlara yarar (eşya)
-
[isim]
Zenne rolü
- ZEVCELİK
-
-
[isim]
Zevce olma durumu
-
[isim]
Zevce olma durumu
- ZENCEFİL
-
Kelime Kökeni: Arapça zencebīl
-
[isim, bitki bilimi]
Zencefilgillerden, ana vatanı Hindistan ve Malezya olan, kamış görünüşünde otsu bir bitki (Zingiber officinale)
-
Bu bitkiden elde edilen ve baharat olarak kullanılan toz
- "Kocaman duvara sırtını vererek üstüne zencefil ve tarçın serpilmiş salep içerlerdi."
-
[isim, bitki bilimi]
Zencefilgillerden, ana vatanı Hindistan ve Malezya olan, kamış görünüşünde otsu bir bitki (Zingiber officinale)
- ZERZEVAT
-
Kelime Kökeni: Farsça sebze + Arapça -vāt
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız sebze
- "Bütün arkadaşlarıma incir, karpuz ve zerzevat ziyafeti verdim."
-
[mecaz]
Küçük, önemsiz nesneler
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız sebze
- ZEYTİNCİ
-
-
[isim]
Zeytin ağacı yetiştiren kimse
-
Zeytin satan kimse
-
[isim]
Zeytin ağacı yetiştiren kimse
- ZEBUNLUK
-
-
[isim]
Zebun olma durumu
- "Bana gelince, nefis zebunluğu bakımından onlardan beterdim."
-
[isim]
Zebun olma durumu
- ZEMBEREK
-
Kelime Kökeni: Farsça zenbūrek
-
[isim]
Saatlerin çeşitli parçalarını harekete geçiren bölüm; yay
- "Vecihe, fazla kurulmuş bir zemberek şiddetiyle boşandı."
-
Kapılara takılan yaylı kapama düzeneği
- "Merdiven başındaki kapının zembereğini şöyle iki parmağınızla büküverin."
-
[tarih]
Hayvan sırtında taşınabilen küçük top
-
[tarih]
Çelik veya pirinçten yapılmış ok
-
[isim]
Saatlerin çeşitli parçalarını harekete geçiren bölüm; yay
- ZEBUNKÜŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça zebūnkuş
-
[sıfat, eskimiş]
Güçsüze acımayan, zavallıları ezen
- "Bir dakika evvelki korkak, zebunküş ve enayi kalemler, birdenbire celadet, ahlak ve akıl mümessili kesilir."
-
[sıfat, eskimiş]
Güçsüze acımayan, zavallıları ezen
- ZEMMETME
-
-
[isim]
Bakınız yerme
-
[isim]
Bakınız yerme
- ZEVZEKÇE
-
-
[sıfat]
Gevezeye yakışan, geveze gibi
- "Aşk denilen şeyin zevzekçe bir hastalık olduğunu ben de okudum, tecrübe ettim, biliyorum."
-
[zarf]
Gevezeye yakışır bir biçimde
- "Kardeşim, damat paşanın bu yersiz ve zevzekçe sataşmalarından bezmişti."
-
[sıfat]
Gevezeye yakışan, geveze gibi
- ZEBERCET
-
Kelime Kökeni: Arapça zeberced
-
[isim, mineraloji]
Sarı renkte ve cam parlaklığında, doğal demir ve magnezyum silikat; krizolit
- "Gümüş bir tepsi, daha doğrusu gümüş bir lenger ağız ağıza sanırsam zebercetle doluydu."
-
[isim, mineraloji]
Sarı renkte ve cam parlaklığında, doğal demir ve magnezyum silikat; krizolit