Başında ze olan 8 harfli 22 kelime var. Ze ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ze olan kelimeler listesine ya da sonu ze ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ze bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ZEYTİNLİ

  1. [sıfat] Üzerinde veya içinde zeytin olan
ZEYTİNSİ

  1. [sıfat] Zeytini andıran, zeytine benzeyen, zeytin gibi; zeytinimsi
ZEHRETME

  1. [isim] Zehretmek durumu
ZENCİREK

  1. [isim] Küçük zincir
  2. Levhaların, yazma kitapların sayfa kenarlarına yapılan, iç içe geçmiş halkalar şeklindeki süsleme
    • "Eser, vişne rengi, meşin, zencirekli, şirazesi bozuk cilt içindedir."
ZERDEÇAL

Kelime Kökeni: Farsça zerde + çāv

  1. [isim, bitki bilimi] Zencefilgillerden, kök saplarından safranı andıran boyalı bir madde çıkarılan, yaprakları sivri uçlu, çiçekleri sarı renkte, çok yıllık bir bitki; Hint safranı (Curcuma longa)
ZERAVENT

Kelime Kökeni: Arapça zerāvend

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız lohusa otu
ZEHİRSİZ

  1. [sıfat] Zehri olmayan
    • "Kuyruğu kuş yuvalarına, yosunların içinde büyümüş, zehirsiz bir su yılanının ürkek tavrıyla dokunuyor." (Sait Faik Abasıyanık)
ZEMİNLİK

  1. [isim, ağızlardan] Yer altı barınağı
ZEVALSİZ

  1. [sıfat] Yok olmayan, ortadan kalkmayan, bitmeyen; kalımlı
ZENNELİK

  1. [isim] Zenne rolü
  2. [sıfat] Kadınlara yarar (eşya)
ZEVCELİK

  1. [isim] Zevce olma durumu
ZENCEFİL

Kelime Kökeni: Arapça zencebīl

  1. [isim, bitki bilimi] Zencefilgillerden, ana vatanı Hindistan ve Malezya olan, kamış görünüşünde otsu bir bitki (Zingiber officinale)
  2. Bu bitkiden elde edilen ve baharat olarak kullanılan toz
    • "Kocaman duvara sırtını vererek üstüne zencefil ve tarçın serpilmiş salep içerlerdi." (Sait Faik Abasıyanık)
ZERZEVAT

Kelime Kökeni: Farsça sebze + Arapça -vāt

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız sebze
    • "Bütün arkadaşlarıma incir, karpuz ve zerzevat ziyafeti verdim." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [mecaz] Küçük, önemsiz nesneler
ZEYTİNCİ

  1. [isim] Zeytin ağacı yetiştiren kimse
  2. Zeytin satan kimse
ZEBUNLUK

  1. [isim] Zebun olma durumu
    • "Bana gelince, nefis zebunluğu bakımından onlardan beterdim." (Necip Fazıl Kısakürek)
ZEMBEREK

Kelime Kökeni: Farsça zenbūrek

  1. [isim] Saatlerin çeşitli parçalarını harekete geçiren bölüm; yay
    • "Vecihe, fazla kurulmuş bir zemberek şiddetiyle boşandı." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Kapılara takılan yaylı kapama düzeneği
    • "Merdiven başındaki kapının zembereğini şöyle iki parmağınızla büküverin." (Orhan Seyfi Orhon)
  3. [tarih] Hayvan sırtında taşınabilen küçük top
  4. [tarih] Çelik veya pirinçten yapılmış ok
ZEBUNKÜŞ

Kelime Kökeni: Farsça zebūnkuş

  1. [sıfat, eskimiş] Güçsüze acımayan, zavallıları ezen
    • "Bir dakika evvelki korkak, zebunküş ve enayi kalemler, birdenbire celadet, ahlak ve akıl mümessili kesilir." (Necip Fazıl Kısakürek)
ZEMMETME

  1. [isim] Bakınız yerme
ZEVZEKÇE

  1. [sıfat] Gevezeye yakışan, geveze gibi
    • "Aşk denilen şeyin zevzekçe bir hastalık olduğunu ben de okudum, tecrübe ettim, biliyorum." (Aka Gündüz)
  2. [zarf] Gevezeye yakışır bir biçimde
    • "Kardeşim, damat paşanın bu yersiz ve zevzekçe sataşmalarından bezmişti." (İbrahim Temo - Ahmet Rıza)
ZEBERCET

Kelime Kökeni: Arapça zeberced

  1. [isim, mineraloji] Sarı renkte ve cam parlaklığında, doğal demir ve magnezyum silikat; krizolit
    • "Gümüş bir tepsi, daha doğrusu gümüş bir lenger ağız ağıza sanırsam zebercetle doluydu." (Nâzım Hikmet)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü