Başında ze olan 5 harfli 22 kelime var. Ze ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ze olan kelimeler listesine ya da sonu ze ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ze bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ZERRE
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕerre
-
[isim]
Çok küçük parçacık; habbe
- "Kendi servetinden bir zerresini vatan namına feda etmemişti."
-
[eskimiş]
0,00156 gram olan ağırlık ölçü birimi
-
[isim]
Çok küçük parçacık; habbe
- ZELİL
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕelīl
-
[sıfat, eskimiş]
Hor görülen, aşağı tutulan, aşağılanan
- "Batı'ya, bu zelil tavırla kabul ettirilmesi mümkün hiçbir şey olamazdı."
-
[sıfat, eskimiş]
Hor görülen, aşağı tutulan, aşağılanan
- ZECİR
-
Kelime Kökeni: Arapça zecr
-
[isim, eskimiş]
Yaptırmama, yasaklama
-
Bakınız zorlama
-
Eziyet etme
-
[isim, eskimiş]
Yaptırmama, yasaklama
- ZERDE
-
Kelime Kökeni: Farsça zerde
-
[isim]
Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç peltesi
-
[isim]
Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç peltesi
- ZENNE
-
Kelime Kökeni: Farsça zenāne
-
[isim, eskimiş]
Kadın işi
- "Zenne çorabı."
-
[tiyatro]
Orta oyununda veya Karagöz'de kadın rolüne çıkan erkek oyuncu
-
[isim, eskimiş]
Kadın işi
- ZENCİ
-
Kelime Kökeni: Arapça zencī
-
[isim]
Siyah ırktan olan kimse; siyahi, siyah adam, Arap
- "Avrupalılar arasında bizi zenci gibi kara zannedenler varmış."
-
[isim]
Siyah ırktan olan kimse; siyahi, siyah adam, Arap
- ZEYİL
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕeyl
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ek
-
Bir yazıya ek olarak katılan parça
-
Bir eseri tamamlamak için sonradan yazılan ek eser
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ek
- ZEHAP
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕehāb
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sanı
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sanı
- ZEFİR
-
Kelime Kökeni: Fransızca zéphyr
-
[isim]
Genellikle gömlek yapımında kullanılan, çizgili, ince, pamuklu bir kumaş türü
-
[isim]
Genellikle gömlek yapımında kullanılan, çizgili, ince, pamuklu bir kumaş türü
- ZELVE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Çift öküzünün boyunduruktan çıkmaması için boynunun iki yanından boyunduruğa, aşağıya doğru geçirilen çubuk
-
[isim]
Çift öküzünün boyunduruktan çıkmaması için boynunun iki yanından boyunduruğa, aşağıya doğru geçirilen çubuk
- ZECRİ
-
Kelime Kökeni: Arapça zecrī
-
[sıfat, eskimiş]
Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan
-
[sıfat, eskimiş]
Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan
- ZEMİN
-
Kelime Kökeni: Farsça zemīn
-
[isim]
Bakınız taban (I)
- "Kırmızı bir zemin üstünde bir sürü insan, havada uçan beyaz bir kuşa bakıyorlardı."
-
Kumaş, süslü kâğıt, halı, yer muşambası, tablo vb. desenli nesnelerde, biçimlerin üzerinde yer aldığı renk
- "Zemini mavi bir halı. Zemini beyaz bir basma."
-
[mecaz]
Bakınız temel
- "Asıl sohbet zemini nadide yemek tarifi, köşk ve bahçe tanzimidir."
-
[mecaz]
Bakınız ortam
- "1908'den önceki zemin ve zamanı göz önüne almalı."
-
[eskimiş]
Bakınız dünya
-
[spor]
Oyun sahasının yüzeyi
-
[isim]
Bakınız taban (I)
- ZEVCE
-
Kelime Kökeni: Arapça zevce
-
[isim]
Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın
- "Zevcesinden aldığı yüz kızartıcı mektuplar alenen nasıl okunur ve neler anlatılır?"
-
[isim]
Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın
- ZEHİR
-
Kelime Kökeni: Farsça zehr
-
[isim]
Organizmaya girdiğinde kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde; ağı, sem (I), zıkkım
- "Evvela bir yumruk vurdu sersemledim, sonra ağzıma bilmediğim bir zehir tıktı, işte bu zehirle bayıldım."
-
[mecaz]
Büyük üzüntü, acı, keder, sıkıntı
- "Dünya ile küsmüş, içi zehir dolu olarak yaşamıştı bütün gençliğini."
-
[isim]
Organizmaya girdiğinde kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde; ağı, sem (I), zıkkım
- ZEBUN
-
Kelime Kökeni: Farsça zebūn
-
[sıfat, eskimiş]
Güçsüz, zayıf, âciz olan
- "İnsan gözünden ziyade, bu kafese konmuş vahşi, yırtıcı hayvanların, içleri hırs, haşinlik ve ürkeklikle dolu, heybetli fakat zebun gözlerine benziyordu."
-
[sıfat, eskimiş]
Güçsüz, zayıf, âciz olan
- ZEBUR
-
Kelime Kökeni: Arapça zebūr
-
[isim]
Hz. Davut'a gönderilen, Tanrı buyruklarını içeren kutsal kitap
-
[isim]
Hz. Davut'a gönderilen, Tanrı buyruklarını içeren kutsal kitap
- ZEBRA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca zebra
-
[isim]
Tek parmaklılardan, ata benzeyen, derisi çizgili, Afrika'da yaşayan memeli hayvan (Equus zebra)
-
[isim]
Tek parmaklılardan, ata benzeyen, derisi çizgili, Afrika'da yaşayan memeli hayvan (Equus zebra)
- ZEKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça zekāt
-
[isim, din bilimi]
Zenginlerin sahip olduğu mal ve paranın kırkta birinin fakirler başta olmak üzere Kur’an’ın belirlemiş olduğu yerlere dağıtılmasını öngören, İslam’ın beş şartından biri
- "Abus çehreli bir adamın ne namazı ne niyazı ne zekâtı ne orucu makbuldür."
-
[isim, din bilimi]
Zenginlerin sahip olduğu mal ve paranın kırkta birinin fakirler başta olmak üzere Kur’an’ın belirlemiş olduğu yerlere dağıtılmasını öngören, İslam’ın beş şartından biri
- ZEBAN
-
Kelime Kökeni: Farsça zebān
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dil (I)
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dil (I)
- ZEVAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕevāt
-
[isim, eskimiş]
Kişiler, zatlar
- "Gazetenin, mutat zevat adını verdiği arkadaşlarımız ki daima Atatürk'ün yanında bulunurlar."
-
[isim, eskimiş]
Kişiler, zatlar