Sonunda z olan 4 harfli 46 kelime var. Z harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde z harfi olan kelimeler listesine ya da başında z harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AZİZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ermiş, eren
  2. [sıfat] Sevgide üstün tutulan, muazzez

ÖKÜZ

  1. [isim] Çift sürmekte, kağnı çekmekte kullanılan, etinden yararlanılan, iğdiş edilmiş erkek sığır
    • "Öküzünün biri ölünce tarlasını süremedi." (Ömer Seyfettin)
    • "Usta şoför olsa tramvay fren yapınca bunu sezer, gelip öyle öküz gibi bindirmezdi." (Haldun Taner)
  2. Bön, görgüsüz, kaba, anlayışsız, yeteneksiz kimse
  3. Cıvalı zar

KRİZ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk, akse
    • "Krizler sıkıştırdığı zaman özel kliniklerde yatmaya gidiyordu." (Çetin Altan)
    • "Bir kalp krizi geçirdi."
  2. Bir kimsenin yaşamında görülen ruhsal bunalım
  3. Bir şeyin çok kıt bulunması durumu
  4. Bir şeye duyulan ani ve aşırı istek
  5. Bir toplumun, bir kuruluşun veya bir kimsenin yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran
    • "Krizin ne kadar sürdüğünü bilmiyorum." (Falih Rıfkı Atay)

PRİZ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Elektrik akımı almak için fişin sokulduğu yuva
    • "Hatta bir keresinde prizdeki ütüyü devirip handiyse evi bile yakıyordu." (Haldun Taner)

VAAZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Cami, mescit vb. yerlerde vaizlerin yaptığı, genellikle öğüt niteliği taşıyan dinî konuşma
    • "Köylerde ne yapacağını sordu, anlattılar: Namaz kıldırmalı, vaaz etmeli..." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Nasrullah Camii'nde verdiği büyük siyasi vaaz bütün gönülleri fethetmişti." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Bir kimseye kalbini yumuşatacak, kendisini doğruluğa, iyiliğe götürecek biçimde söz söyleme

ÜÇÜZ

  1. [sıfat] Üçü bir arada doğan (çocuk)
  2. Üçlü, üç yanlı, üç kollu, üç parçalı

BLUZ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Vücudun üst bölümüne giyilen, genellikle ince kumaştan yapılan veya iplikten örülen kadın giysisi
    • "Sarı renkte incecik bir örme bluz giymiş." (Refik Halit Karay)

TARZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Özel oluş veya davranış biçimi, üslup, stil, janr
    • "Şimdi beni meraka düşürmek suretiyle yine aynı zevki başka tarzda çıkarmakla meşgul..." (Refik Halit Karay)
  2. Bir kimse için özel anlatım biçimi
    • "Bu tarzda konuşmak doğru olmaz." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Güzel sanatlarda üslup, stil
    • "Gotik tarzda bir yapı. Nedim tarzında bir gazel."

ÜVEZ

  1. [isim] Gülgillerden, orta boylu bir ağaç (Pirus sorbus)
  2. Bu ağacın muşmulaya benzeyen yemişi
    • "Gülse bile gülüşünde ham ayva, muşmula veya üvez yemiş gibi bir burukluk vardır." (Refik Halit Karay)

İCAZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Az sözle çok şey anlatma

ARUZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Hecelerin uzunluk ve kısalık, kapalılık veya açıklık değerlerine göre türlü ses kalıplarından oluşan divan edebiyatı nazım ölçüsü

AYAZ

  1. [isim] Duru, sakin havada çıkan kuru soğuk
    • "Sürüp gider en sert ayazlarda bile / Bir tatlı sıcak kış vakti." (Behçet Necatigil)
  2. Çok soğuk hava

OMUZ

  1. [isim] Boynun iki yanında, kolların gövdeye bağlandığı bölüm
    • "Başı omuzları içine çökmüş gibi idi." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Seni hizmetime alacağım, dedim. Âdeta omuz silkerek: -Pekâlâ, dedi." (Falih Rıfkı Atay)

ACİZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük
    • "Adamın aczine şaşmaktan kendimi alamıyorum." (Refik Halit Karay)
  2. Beceriksizlik
    • "Aczini bilmek de bir meziyettir." (Ömer Seyfettin)
  3. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu

ARIZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Sonradan ortaya çıkan
    • "Sana son zamanlarda bir dalgınlık arız oldu, farkında mısın, bilmem." (Atilla İlhan)
  2. Bulaşmış, musallat olmuş
    • "Zengin çocuklarına arız münasebetsizlikler, fakir çocuklarına mahsus fenalıklardan aşağı kalmıyor." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
    • "Zaten aylardan beri yüreğine dertler, endişeler içinde garip bir baygınlık arız oluyor, yüreğinde bir erime, bir tükenme hâli seziyordu." (Refik Halit Karay)

GÜRZ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Silah olarak kullanılan ağır topuz

ALAZ

  1. [isim] Alev, yalaz

GAYZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Öfke, hınç

UYUZ

  1. [isim] Uyuz böceğinin, üst derinin altına girerek yaptığı kaşındırıcı, bulaşıcı bir deri hastalığı
    • "Ne söyleyeceksen söyle Allah aşkına, uyuz etme insanı." (Atilla İlhan)
  2. [sıfat] Bu hastalığa tutulmuş olan
    • "Uyuz köpekler gibi ne arkadan geliyorsun?" (Salâh Birsel)
  3. Hareketli, canlı olmayan, uyuşuk, pısırık, miskin kimse
    • "Bu uyuz, can acısından bağıracaktı, ağzı açıldı; ama sesi çıkmadı." (Memduh Şevket Esendal)

HAİZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Bir şeyi olan, elinde bulunduran, taşıyan
    • "Ehemmiyeti haiz bir mesele."
    • "Haiz olduğu vasıflar bizim için uygundur."

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü