Başında z olan 4 harfli 30 kelime var. Z harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde z harfi olan kelimeler listesine ya da sonu z harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında z bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ZİRA
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[bağlaç]
Çünkü
- "Heykeli atölyede bırakmak mecburiyetinde kaldım. Zira bahçede yaptırdığım kaide henüz bitmemişti." (Haldun Taner)
-
[bağlaç]
Çünkü
- ZEVÇ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Koca
-
[isim]
Koca
- ZAYİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kaybolma, yitme
-
[sıfat]
Kayıp
-
[sıfat]
Yok olmuş, elden çıkmış, mahvolmuş
-
[sıfat]
İşe yaramayan, yararsız, boş
-
[isim]
Kaybolma, yitme
- ZONK
-
-
[isim]
"Zonklamak" anlamındaki zonk zonk atmak, "vücudun bir yeri çok zonklamak" anlamındaki zonk zonk zonklamak deyimlerinde geçer
- "Sağ koluma bir ok saplanmıştı sanki, bir yerden bir sinir zonk zonk atıyordu." (Nazlı Eray)
-
[isim]
"Zonklamak" anlamındaki zonk zonk atmak, "vücudun bir yeri çok zonklamak" anlamındaki zonk zonk zonklamak deyimlerinde geçer
- ZEKİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Anlama, kavrama yeteneği olan, zekâsı olan, zeyrek
- "En zeki hayvan maymundur."
-
Çabuk ve kolay kavrayan
- "Bildiğim, onun zeki bir genç olduğu ve ara sıra sevimli, ufak şiirler yazdığıdır." (Memduh Şevket Esendal)
-
Zekâ varlığı gösteren
- "İnce, zeki bir kalemi vardı." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
[sıfat]
Anlama, kavrama yeteneği olan, zekâsı olan, zeyrek
- ZAİL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Yok olan, ortadan kalkan, sürekli olmayan
-
[sıfat]
Yok olan, ortadan kalkan, sürekli olmayan
- ZOKA
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Büyük balıkları tutmakta kullanılan, küçük balık biçiminde, ucu iğneli kurşun parçası
-
[isim]
Büyük balıkları tutmakta kullanılan, küçük balık biçiminde, ucu iğneli kurşun parçası
- ZADE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Oğul, evlat
- "Şimdi bilmem ne zade namı altında, İstanbul'un en büyük zenginlerinden biriydi." (Ömer Seyfettin)
-
[sıfat]
Doğmuş
-
[isim]
Oğul, evlat
- ZAİT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Çoğaltan, artıran
-
Gereksiz, fazla
- "Canım bu kadar yeter, fazlası zait." (Sermet Muhtar Alus)
-
[isim]
Artı (+)
-
[sıfat]
Çoğaltan, artıran
- ZEKA
- ...
- ZARA
- ...
- ZINK
-
-
[isim]
Hızla giden bir şeyin birdenbire durduğu an çıkardığı ses
- "Askerî bir cip, Camekân Sokağı'nı sarsıla sarsıla geçti, apartmanın kapısı önünde zınk diye durdu." (Atilla İlhan)
-
[isim]
Hızla giden bir şeyin birdenbire durduğu an çıkardığı ses
- ZİNA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Aralarında evlilik bağı olmayan kişiler arasındaki cinsel ilişki
-
[isim]
Aralarında evlilik bağı olmayan kişiler arasındaki cinsel ilişki
- ZARF
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kap, kılıf, sarma
-
İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese
- "Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler." (Ahmet Haşim)
-
İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap
- "Kenarları ezik bir çift altın kahve fincanı zarfını elinde evirir çevirirdi." (Reşat Enis)
-
Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç: Az yaşamıştı. Geç kalınca utandı gibi
-
[isim]
Kap, kılıf, sarma
- ZAAF
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Düşkünlük, eksiklik, yetersizlik, zayıflık, dayanamama
- "Kendisine zaafımdan ziyade metanetimi gösterdiğim kadın içeriye girdi." (Peyami Safa)
- "Öteki, bütün bunları bir zaaf sayarak bu sefer ondan borç almış, ödememiş." (Sait Faik Abasıyanık)
-
İrade zayıflığı
- "Her Havva kızı gibi övünmek onun da zaafıdır." (Haldun Taner)
-
[isim]
Düşkünlük, eksiklik, yetersizlik, zayıflık, dayanamama
- ZAZA
- ...
- ZEDE
- ...
- ZERK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İç itim
-
[isim]
İç itim
- ZATİ
-
-
[zarf]
Zaten
- "Bu akşam zati geç kaldık." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[zarf]
Zaten
- ZİFT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Katran ve diğer organik maddelerin buharlaşmasından veya damıtılmasından elde edilen, kolay kırılan, az ısı ile eriyen, katı, siyah, parlak madde, karasakız
- "Sağ elinin iki parmağı sigara ziftinden kararmıştı." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
Katran ve diğer organik maddelerin buharlaşmasından veya damıtılmasından elde edilen, kolay kırılan, az ısı ile eriyen, katı, siyah, parlak madde, karasakız