Sonunda ye olan 7 harfli 86 kelime var. YE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ye olan kelimeler listesine ya da başında ye olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ye Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EY, YE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TENKİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça tenḳiye
-
[isim, eskimiş]
Anüsten su vererek kalın bağırsağın içini temizleme
-
Bu iş için kullanılan araç
-
[isim, eskimiş]
Anüsten su vererek kalın bağırsağın içini temizleme
- TARDİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭardiyye
-
[isim, eskimiş, edebiyat]
Beş dizelik bentlerden oluşan nazım parçası
-
[isim, eskimiş, edebiyat]
Beş dizelik bentlerden oluşan nazım parçası
- MÜLKİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça mulkiyye
-
[isim]
Devlet yönetimindeki sivil görevliler sınıfı
-
[isim]
Devlet yönetimindeki sivil görevliler sınıfı
- TIBBİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭibbiyye
-
[isim, eskimiş]
Doktor yetiştiren fakülte
- "İki yabancı dil bilen, okumuş, kibar bir tıbbiye talebesi."
-
[isim, eskimiş]
Doktor yetiştiren fakülte
- DEVRİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça devriyye
-
[isim]
Bakınız kolluk (II)
- "Tam o aralık Eyüp merkezinin deniz devriyesi yetişti."
-
[tarih]
Osmanlılarda ilmiye sınıfından olan kimselere verilen derece
-
[isim]
Bakınız kolluk (II)
- MERSİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça mers̱iye
-
[isim, edebiyat]
Bakınız ağıt
- "Ancak bir iki saat uyuyabildiğim o gecenin sabahında mersiyemi ilk defa çocuklarıma hıçkırık fasılaları arasında okudum."
-
[isim, edebiyat]
Bakınız ağıt
- CEMBİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça cenbiyye
-
[isim, eskimiş]
Bir tür eğri kama
- "Karşı taraf üstüne üşüşüp cembiye ile Türk çocuğunu parçaladılar."
-
Ağzı eğri bir tür Arap bıçağı
- "Hatta Medine yolunda cembiye çeken bir bedevi çapulcuyu beraber pataklamışlar."
-
[isim, eskimiş]
Bir tür eğri kama
- ZAPTİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça żabṭiyye
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde toplum güvenliğini sağlamakla görevli askerî polis kuruluşu
-
Bu kuruluştan olan er; zaptiye memuru
- "Sağında solunda birer zaptiye, dimdik duruyordu."
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde toplum güvenliğini sağlamakla görevli askerî polis kuruluşu
- ZÜLBİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça zulbiye
-
[isim]
Bakınız Bergama tatlısı
- "Fıstıklı, cevizli baklavaların, bülbülyuvası, şöbiyet, kadayıf, künefe, saray sarması ile zülbiye denilen Bergama tatlısının küçük tepsilerde yan yana sıralandığı tezgâhın arkasında yassı kafasının sadece tepesinde bir tutam saç bırakmış, bıyıkları yeni terlemiş gençten biri oturuyordu."
-
[isim]
Bakınız Bergama tatlısı
- KAVALYE
-
Kelime Kökeni: Fransızca cavalier
-
[isim]
Kadına, dansta eş olan veya bir yerde, toplantıda arkadaşlık eden erkek
- "Kadınların karşısına da yine bekârlardan ve karısı yanında olmayan erkeklerden bir kavalye grubu diziliyordu."
-
[mecaz]
Kibar erkek
-
[isim]
Kadına, dansta eş olan veya bir yerde, toplantıda arkadaşlık eden erkek
- RANTİYE
-
Kelime Kökeni: Fransızca rentier
-
[isim]
Bakınız getirimci
-
[isim]
Bakınız getirimci
- TERMİYE
-
-
[isim, bitki bilimi]
İki çenekliler sınıfının baklagiller familyasından beyaz çiçekleri olan, acı taneleri suda tatlılaştırılarak yenilen bir yıllık otsu bitki; acı bakla, delice bakla, gâvur baklası, koyun baklası, kurt baklası, Mısır baklası, yaban baklası, Yahudi baklası (Lupinus termis)
-
[isim, bitki bilimi]
İki çenekliler sınıfının baklagiller familyasından beyaz çiçekleri olan, acı taneleri suda tatlılaştırılarak yenilen bir yıllık otsu bitki; acı bakla, delice bakla, gâvur baklası, koyun baklası, kurt baklası, Mısır baklası, yaban baklası, Yahudi baklası (Lupinus termis)
- ZİHNİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕihniyye
-
[isim, felsefe]
Bakınız anlıkçılık
-
[isim, felsefe]
Bakınız anlıkçılık
- FASULYE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, bitki bilimi]
Fasulyegillerden, barbunya, çalı, ayşekadın, horoz vb. türleri bulunan bitki (Phaseolus vulgaris)
-
Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve kuru tohumları
-
[isim, bitki bilimi]
Fasulyegillerden, barbunya, çalı, ayşekadın, horoz vb. türleri bulunan bitki (Phaseolus vulgaris)
- PALMİYE
-
Kelime Kökeni: Fransızca palmier
-
[isim, bitki bilimi]
Palmiyegillerden olan ağaçların genel adı
- "Burası, iki köşesinde boynu bükük, uzun palmiye saksıları duran zarif bir methaldi."
-
[isim, bitki bilimi]
Palmiyegillerden olan ağaçların genel adı
- TASFİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça taṣfiye
-
[isim]
Arıtma, ayıklama, temizleme
- "Yoksa mutlu bir şansla bir uzlaşma olacak, bu da yumuşak bir tasfiyeye imkân bırakacak mıydı?"
-
[dil bilimi]
Bakınız özleştirme
- "Dilde tasfiye."
-
[ticaret]
Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması vb. sebepler üzerine hesapların kesilmesi, alacaklılara, ortada kalan mal ve paradan paylarına düşen miktarın verilmesi; likidasyon
-
[mecaz]
Bir kurum veya iş yerinde türlü sebeplerle birçok kimsenin görevine son verme
-
[isim]
Arıtma, ayıklama, temizleme
- TAVSİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça tavṣiye
-
[isim]
Öğütleme, öğüt verme, yol gösterme
- "Doktorların tavsiyesini yerine getirmek için de yürüye yürüye evine vaktinde yetişir."
-
Bir şeyin, bir kimsenin iyi, işe yarar olduğunu ilgili kişiye söyleme; salık, referans
-
[isim]
Öğütleme, öğüt verme, yol gösterme
- FITRİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça fiṭriyye
-
[isim, eskimiş, ruh bilimi]
Bakınız doğuştancılık
-
[isim, eskimiş, ruh bilimi]
Bakınız doğuştancılık
- REFTİYE
-
Kelime Kökeni: Farsça reft + Arapça -iyye
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'a kadar ihraç edilen maldan alınan vergi
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'a kadar ihraç edilen maldan alınan vergi
- TAHLİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça taḫliye
-
[isim]
Bakınız boşaltma
- "Evin tahliyesi iki gün sürdü."
-
[hukuk]
Tutukluyu serbest bırakma
-
[isim]
Bakınız boşaltma