Sonunda ye olan 7 harfli 86 kelime var. YE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ye olan kelimeler listesine ya da başında ye olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ye Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E Y

2 Harfli Kelimeler

EY, YE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TENKİYE

Kelime Kökeni: Arapça tenḳiye

  1. [isim, eskimiş] Anüsten su vererek kalın bağırsağın içini temizleme
  2. Bu iş için kullanılan araç
TARDİYE

Kelime Kökeni: Arapça ṭardiyye

  1. [isim, eskimiş, edebiyat] Beş dizelik bentlerden oluşan nazım parçası
MÜLKİYE

Kelime Kökeni: Arapça mulkiyye

  1. [isim] Devlet yönetimindeki sivil görevliler sınıfı
TIBBİYE

Kelime Kökeni: Arapça ṭibbiyye

  1. [isim, eskimiş] Doktor yetiştiren fakülte
    • "İki yabancı dil bilen, okumuş, kibar bir tıbbiye talebesi." (Reşat Nuri Güntekin)
DEVRİYE

Kelime Kökeni: Arapça devriyye

  1. [isim] Bakınız kolluk (II)
    • "Tam o aralık Eyüp merkezinin deniz devriyesi yetişti." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. [tarih] Osmanlılarda ilmiye sınıfından olan kimselere verilen derece
MERSİYE

Kelime Kökeni: Arapça mers̱iye

  1. [isim, edebiyat] Bakınız ağıt
    • "Ancak bir iki saat uyuyabildiğim o gecenin sabahında mersiyemi ilk defa çocuklarıma hıçkırık fasılaları arasında okudum." (İbrahim Alâeddin Gövsa)
CEMBİYE

Kelime Kökeni: Arapça cenbiyye

  1. [isim, eskimiş] Bir tür eğri kama
    • "Karşı taraf üstüne üşüşüp cembiye ile Türk çocuğunu parçaladılar." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Ağzı eğri bir tür Arap bıçağı
    • "Hatta Medine yolunda cembiye çeken bir bedevi çapulcuyu beraber pataklamışlar." (Orhan Seyfi Orhon)
ZAPTİYE

Kelime Kökeni: Arapça żabṭiyye

  1. [isim, tarih] Osmanlı Devleti'nde toplum güvenliğini sağlamakla görevli askerî polis kuruluşu
  2. Bu kuruluştan olan er; zaptiye memuru
    • "Sağında solunda birer zaptiye, dimdik duruyordu." (Ömer Seyfettin)
ZÜLBİYE

Kelime Kökeni: Arapça zulbiye

  1. [isim] Bakınız Bergama tatlısı
    • "Fıstıklı, cevizli baklavaların, bülbülyuvası, şöbiyet, kadayıf, künefe, saray sarması ile zülbiye denilen Bergama tatlısının küçük tepsilerde yan yana sıralandığı tezgâhın arkasında yassı kafasının sadece tepesinde bir tutam saç bırakmış, bıyıkları yeni terlemiş gençten biri oturuyordu." (Ahmet Ümit)
KAVALYE

Kelime Kökeni: Fransızca cavalier

  1. [isim] Kadına, dansta eş olan veya bir yerde, toplantıda arkadaşlık eden erkek
    • "Kadınların karşısına da yine bekârlardan ve karısı yanında olmayan erkeklerden bir kavalye grubu diziliyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [mecaz] Kibar erkek
RANTİYE

Kelime Kökeni: Fransızca rentier

  1. [isim] Bakınız getirimci
TERMİYE

  1. [isim, bitki bilimi] İki çenekliler sınıfının baklagiller familyasından beyaz çiçekleri olan, acı taneleri suda tatlılaştırılarak yenilen bir yıllık otsu bitki; acı bakla, delice bakla, gâvur baklası, koyun baklası, kurt baklası, Mısır baklası, yaban baklası, Yahudi baklası (Lupinus termis)
ZİHNİYE

Kelime Kökeni: Arapça ẕihniyye

  1. [isim, felsefe] Bakınız anlıkçılık
FASULYE

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, bitki bilimi] Fasulyegillerden, barbunya, çalı, ayşekadın, horoz vb. türleri bulunan bitki (Phaseolus vulgaris)
  2. Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve kuru tohumları
PALMİYE

Kelime Kökeni: Fransızca palmier

  1. [isim, bitki bilimi] Palmiyegillerden olan ağaçların genel adı
    • "Burası, iki köşesinde boynu bükük, uzun palmiye saksıları duran zarif bir methaldi." (Peyami Safa)
TASFİYE

Kelime Kökeni: Arapça taṣfiye

  1. [isim] Arıtma, ayıklama, temizleme
    • "Yoksa mutlu bir şansla bir uzlaşma olacak, bu da yumuşak bir tasfiyeye imkân bırakacak mıydı?" (Tarık Buğra)
  2. [dil bilimi] Bakınız özleştirme
    • "Dilde tasfiye."
  3. [ticaret] Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması vb. sebepler üzerine hesapların kesilmesi, alacaklılara, ortada kalan mal ve paradan paylarına düşen miktarın verilmesi; likidasyon
  4. [mecaz] Bir kurum veya iş yerinde türlü sebeplerle birçok kimsenin görevine son verme
TAVSİYE

Kelime Kökeni: Arapça tavṣiye

  1. [isim] Öğütleme, öğüt verme, yol gösterme
    • "Doktorların tavsiyesini yerine getirmek için de yürüye yürüye evine vaktinde yetişir." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Bir şeyin, bir kimsenin iyi, işe yarar olduğunu ilgili kişiye söyleme; salık, referans
FITRİYE

Kelime Kökeni: Arapça fiṭriyye

  1. [isim, eskimiş, ruh bilimi] Bakınız doğuştancılık
REFTİYE

Kelime Kökeni: Farsça reft + Arapça -iyye

  1. [isim, tarih] Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'a kadar ihraç edilen maldan alınan vergi
TAHLİYE

Kelime Kökeni: Arapça taḫliye

  1. [isim] Bakınız boşaltma
    • "Evin tahliyesi iki gün sürdü."
  2. [hukuk] Tutukluyu serbest bırakma
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü