Sonunda ye olan 6 harfli 45 kelime var. YE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ye olan kelimeler listesine ya da başında ye olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ye Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EY, YE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HİKAYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥikāye
-
[isim]
Bir olayın sözlü veya yazılı olarak anlatılması; boy (III)
- "Salonunda toplanmıştık geçen gece beş on kişi / Vardı onun kendine has bir hikâye söyleyişi"
-
[argo]
Aslı olmayan söz, olay
- "Anlattıkları hep hikâye idi."
-
[edebiyat]
Gerçek veya tasarlanmış olayları anlatan düzyazı türü; öykü
-
[tıp]
Hastanın rahatsızlığı ile ilgili geçmişi
-
[tıp]
Hastanın hastanede yatışı sırasında yapılan muayene ve inceleme bulguları ile tedavi ve hastalığın seyrini gösteren özet bilgi; çıkış özeti, epikriz
-
[isim]
Bir olayın sözlü veya yazılı olarak anlatılması; boy (III)
- AKLİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳliyye
-
[isim, eskimiş, tıp]
Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu
- "Akliye hekimi."
-
Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü
- "Bir başka görüşe göre ise Emirî Efendi'nin düştüğü 1306 tarihli taş, 1920'li yıllarda hastanenin akliye bölümünün kapısı üzerinde asılıydı ve hastane bu tarihten önce de mevcuttu…"
-
[felsefe, toplum bilimi]
Bakınız akılcılık
-
[isim, eskimiş, tıp]
Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu
- SEVİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça seviyye
-
[isim]
Bakınız düzey
- "Eski güzel sakalını bile birkaç günlük uzunca bir tıraş seviyesine indirmiştir."
-
[isim]
Bakınız düzey
- ANTİYE
-
Kelime Kökeni: Fransızca entier
-
[isim]
Posta idaresi tarafından pul yapıştırılmadan kullanılmak üzere hazırlanan, üzerinde pul görünümünde resim veya desen bulunan zarf, kart, kâğıt gibi posta malzemesi
-
[isim]
Posta idaresi tarafından pul yapıştırılmadan kullanılmak üzere hazırlanan, üzerinde pul görünümünde resim veya desen bulunan zarf, kart, kâğıt gibi posta malzemesi
- HİMAYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥimāye
-
[isim]
Bakınız koruyuculuk
- "Henüz ana himayesine ne kadar muhtaç olduğunu görüyorum."
-
Kayırma, elinden tutma
-
[isim]
Bakınız koruyuculuk
- ADLİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿadliyye
-
[isim]
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kurumu
-
Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî bina
- "Onun telaşlı adımlarla binadan çıkıp karşıdaki adliyeye girdiğini gördüler."
-
[isim]
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kurumu
- BADİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça bādiye
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çöl
- "Bütün İslam diyarlarından, Afrika'nın badiyelerinde Müslümanlar hep bir Mehdi'yi beklerler."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çöl
- SANİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça s̱āniye
-
[isim]
Bir dakikanın altmışta biri olan zaman birimi
- "Bir iki saniye tereddütle gözlerinin içine baktım, dudaklarımı büktüm."
-
Bir derecenin üç bin altı yüzde biri
-
Fizik ve mekanikte zaman birimi
-
[isim]
Bir dakikanın altmışta biri olan zaman birimi
- İLMİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿilmiyye
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Din işleriyle uğraşan hocalar sınıfı
- "İlmiyeden bir zat."
-
Din işleriyle uğraşanların mesleği
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Din işleriyle uğraşan hocalar sınıfı
- HAŞİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥāşiye
-
[isim]
Bakınız dipnot
-
[eskimiş]
Bir eseri daha iyi açıklamak için yazılan kitap
-
[isim]
Bakınız dipnot
- SENEYE
-
-
[zarf]
Gelecek sene
- "Aferin, çoban oldun sayılır Ahmet; artık seneye bir kuyrukçu bulur, İstanbul’a tek başına gelirsin."
-
[zarf]
Gelecek sene
- HAFİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫafiyye
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dedektif
- "Eşinin özel hayatına hafiye gibi sızmaya çalışıyordu."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dedektif
- TABİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿbiye
-
[isim]
Yerli yerine koyup hazırlama, yerleştirme
- "Mete bunları atlarının renklerine nazaran tabiye etti."
-
İstenen sonuca ulaşmak için izlenen yol; taktik
-
[askerlik]
Bakınız taktik
- "Fen ve silah terakkileri, tabiye üzerinde birçok tesir icra eder; tabiye usul ve kaidelerini de değiştirir."
-
[askerlik]
Askerlik sanatı
- "İlk tabiye dersine talim öğretmenlerinden Albay Hilmi Bey geldi, iyi bir giriş yaptı."
-
Bakınız tabya
-
[isim]
Yerli yerine koyup hazırlama, yerleştirme
- ÖĞLEYE
-
-
[zarf]
Bugünün öğle saatlerinde
- "En geç öğleye gelirim."
-
[zarf]
Bugünün öğle saatlerinde
- ENFİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça enfiyye
-
[isim, eskimiş]
Kurutulmuş tütünden yapılan ve burna çekilen keyif verici, aksırtıcı toz; burun otu
-
[isim, eskimiş]
Kurutulmuş tütünden yapılan ve burna çekilen keyif verici, aksırtıcı toz; burun otu
- VİKAYE
-
Kelime Kökeni: Arapça viḳāye
-
[isim, eskimiş]
Bakınız koruma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız koruma
- ŞERİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça şerʿiyye
-
[sıfat, eskimiş]
İslam hukukuyla ilgili
-
[sıfat, eskimiş]
İslam hukukuyla ilgili
- KAFİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳāfiye
-
[isim, edebiyat]
Şiirde dizelerin sonunda tekrarlanan ve aynı ahengi veren heceler veya aynı görevde olmayan ancak benzeşen sesler; uyak
- "Nitekim tarihî bir kafiye lisanı olan Türkçede, daha başlangıçtan beri engin bir aliterasyon hadise vardır."
-
Halk edebiyatında ayak
-
[isim, edebiyat]
Şiirde dizelerin sonunda tekrarlanan ve aynı ahengi veren heceler veya aynı görevde olmayan ancak benzeşen sesler; uyak
- TEDİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça teʾdiye
-
[isim, eskimiş, ticaret]
Bakınız ödeme
-
[isim, eskimiş, ticaret]
Bakınız ödeme
- TAZİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿziye
-
[isim]
Bakınız başsağlığı
-
[isim]
Bakınız başsağlığı