Sonunda ye olan 6 harfli 45 kelime var. YE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ye olan kelimeler listesine ya da başında ye olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ye Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E Y

2 Harfli Kelimeler

EY, YE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HİKAYE

Kelime Kökeni: Arapça ḥikāye

  1. [isim] Bir olayın sözlü veya yazılı olarak anlatılması; boy (III)
    • "Salonunda toplanmıştık geçen gece beş on kişi / Vardı onun kendine has bir hikâye söyleyişi" (Enis Behiç Koryürek)
  2. [argo] Aslı olmayan söz, olay
    • "Anlattıkları hep hikâye idi."
  3. [edebiyat] Gerçek veya tasarlanmış olayları anlatan düzyazı türü; öykü
  4. [tıp] Hastanın rahatsızlığı ile ilgili geçmişi
  5. [tıp] Hastanın hastanede yatışı sırasında yapılan muayene ve inceleme bulguları ile tedavi ve hastalığın seyrini gösteren özet bilgi; çıkış özeti, epikriz
AKLİYE

Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳliyye

  1. [isim, eskimiş, tıp] Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu
    • "Akliye hekimi."
  2. Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü
    • "Bir başka görüşe göre ise Emirî Efendi'nin düştüğü 1306 tarihli taş, 1920'li yıllarda hastanenin akliye bölümünün kapısı üzerinde asılıydı ve hastane bu tarihten önce de mevcuttu…" (Suavi Aydın)
  3. [felsefe, toplum bilimi] Bakınız akılcılık
SEVİYE

Kelime Kökeni: Arapça seviyye

  1. [isim] Bakınız düzey
    • "Eski güzel sakalını bile birkaç günlük uzunca bir tıraş seviyesine indirmiştir." (Reşat Nuri Güntekin)
ANTİYE

Kelime Kökeni: Fransızca entier

  1. [isim] Posta idaresi tarafından pul yapıştırılmadan kullanılmak üzere hazırlanan, üzerinde pul görünümünde resim veya desen bulunan zarf, kart, kâğıt gibi posta malzemesi
HİMAYE

Kelime Kökeni: Arapça ḥimāye

  1. [isim] Bakınız koruyuculuk
    • "Henüz ana himayesine ne kadar muhtaç olduğunu görüyorum." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Kayırma, elinden tutma
ADLİYE

Kelime Kökeni: Arapça ʿadliyye

  1. [isim] Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kurumu
  2. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî bina
    • "Onun telaşlı adımlarla binadan çıkıp karşıdaki adliyeye girdiğini gördüler." (Reşat Enis Aygen)
BADİYE

Kelime Kökeni: Arapça bādiye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız çöl
    • "Bütün İslam diyarlarından, Afrika'nın badiyelerinde Müslümanlar hep bir Mehdi'yi beklerler." (Ömer Seyfettin)
SANİYE

Kelime Kökeni: Arapça s̱āniye

  1. [isim] Bir dakikanın altmışta biri olan zaman birimi
    • "Bir iki saniye tereddütle gözlerinin içine baktım, dudaklarımı büktüm." (Etem İzzet Benice)
  2. Bir derecenin üç bin altı yüzde biri
  3. Fizik ve mekanikte zaman birimi
İLMİYE

Kelime Kökeni: Arapça ʿilmiyye

  1. [isim, eskimiş, din bilimi] Din işleriyle uğraşan hocalar sınıfı
    • "İlmiyeden bir zat."
  2. Din işleriyle uğraşanların mesleği
HAŞİYE

Kelime Kökeni: Arapça ḥāşiye

  1. [isim] Bakınız dipnot
  2. [eskimiş] Bir eseri daha iyi açıklamak için yazılan kitap
SENEYE

  1. [zarf] Gelecek sene
    • "Aferin, çoban oldun sayılır Ahmet; artık seneye bir kuyrukçu bulur, İstanbul’a tek başına gelirsin." (Kemal Tahir)
HAFİYE

Kelime Kökeni: Arapça ḫafiyye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız dedektif
    • "Eşinin özel hayatına hafiye gibi sızmaya çalışıyordu." (Sema Ezgü)
TABİYE

Kelime Kökeni: Arapça taʿbiye

  1. [isim] Yerli yerine koyup hazırlama, yerleştirme
    • "Mete bunları atlarının renklerine nazaran tabiye etti." (Ziya Gökalp)
  2. İstenen sonuca ulaşmak için izlenen yol; taktik
  3. [askerlik] Bakınız taktik
    • "Fen ve silah terakkileri, tabiye üzerinde birçok tesir icra eder; tabiye usul ve kaidelerini de değiştirir." (Necip Fazıl Kısakürek)
  4. [askerlik] Askerlik sanatı
    • "İlk tabiye dersine talim öğretmenlerinden Albay Hilmi Bey geldi, iyi bir giriş yaptı." (Ziya Yergök)
  5. Bakınız tabya
ÖĞLEYE

  1. [zarf] Bugünün öğle saatlerinde
    • "En geç öğleye gelirim."
ENFİYE

Kelime Kökeni: Arapça enfiyye

  1. [isim, eskimiş] Kurutulmuş tütünden yapılan ve burna çekilen keyif verici, aksırtıcı toz; burun otu
VİKAYE

Kelime Kökeni: Arapça viḳāye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız koruma
ŞERİYE

Kelime Kökeni: Arapça şerʿiyye

  1. [sıfat, eskimiş] İslam hukukuyla ilgili
KAFİYE

Kelime Kökeni: Arapça ḳāfiye

  1. [isim, edebiyat] Şiirde dizelerin sonunda tekrarlanan ve aynı ahengi veren heceler veya aynı görevde olmayan ancak benzeşen sesler; uyak
    • "Nitekim tarihî bir kafiye lisanı olan Türkçede, daha başlangıçtan beri engin bir aliterasyon hadise vardır." (Nihat Sami Banarlı)
  2. Halk edebiyatında ayak
TEDİYE

Kelime Kökeni: Arapça teʾdiye

  1. [isim, eskimiş, ticaret] Bakınız ödeme
TAZİYE

Kelime Kökeni: Arapça taʿziye

  1. [isim] Bakınız başsağlığı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü