Başında ye olan 8 harfli 68 kelime var. Ye ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ye olan kelimeler listesine ya da sonu ye ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ye bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

E Y Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

EY, YE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YEĞNİLME

  1. [isim] Yeğnilmek işi veya durumu

YEMİŞÇİL

  1. [sıfat] Yemişle beslenen

YEŞERTME

  1. [isim] Yeşertmek işi

YETİŞMEK

  1. [-e] Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak
    • "Gâvur Ali kahvedeki cemaate hiçbir şey söylemeden küçük çobanla uzaklaştı, bir nefeste ağıla yetişti." (Ömer Seyfettin)
  2. Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak
    • "Bu giysi yarına yetişmeli."
  3. Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak
    • "Öteki tünelle gelseler de vapura yetişeceklerini bilirlerdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  4. Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak
    • "Kadınlar, derme çatma ayakkabılarıyla onlara zor yetişebiliyorlardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  5. Değmek, uzanıp dokunabilmek
    • "Ben o dala yetişemem. Bu ip kuyunun dibine yetişmez."
  6. Vakit bulmak, yapabilmek
    • "Ben bu kadar işe yetişemem."
  7. [nsz] Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek
    • "Bu para yetişir. Bu yemek hepimize yetişir."
  8. Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak
    • "Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm." (Peyami Safa)
  9. [nsz] Üremek, büyümek, olmak
    • "Şu Marmara kıyılarında o sene bol meyve yetişmişti." (Sait Faik Abasıyanık)
  10. [-de] Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek
    • "İşte bu kadronun içinde yetişecektim ben." (Yusuf Ziya Ortaç)
  11. İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek
  12. Yardım etmek, yardımına koşmak
    • "Tam o sırada talih imdadıma yetişti." (Refik Halit Karay)

YETMİŞER

  1. [sıfat] Yetmiş sayısının üleştirme biçimi, her birine yetmiş, her defasında yetmişi bir arada olan

YEDİRMEK

  1. [-i] Yemesini sağlamak
  2. Ağzına yiyecek vermek, beslemek, karnını doyurmak
    • "Çocuğu yedirmek."
  3. Bir şeyi azar azar başka bir şeyin içine karıştırarak belli olmayacak duruma getirmek
    • "Yağı hamura yedirmek."
  4. Bir fazlalığı herhangi bir biçimde kullanmak
    • "Kumaşın fazlasını büzgüye yedirdi."
  5. [-e] Nefis, namus, şan, kibir vb. kavramlarla kullanıldığında yakıştırmak, yaraştırmak
  6. [-e] Bir kimseye rüşvet vermek

YEMCİLİK

  1. [isim] Yemci olma durumu

YEKVÜCUT

Kelime Kökeni : Türkçe

  1. [isim] Birlik
  2. [zarf] Hep birlikte

YELTENME

  1. [isim] Yeltenmek işi veya durumu

YENİÇERİ

  1. [isim] Orhan Gazi tarafından Yeniçeri Ocağı adıyla 1362'de kurulan, İkinci Mahmut zamanında 1826'da Nizamıcedit adındaki asker ocağının kurulmasıyla ortadan kaldırılan Osmanlı İmparatorluğu'nun piyade asker sınıfı
  2. Bu asker sınıfından olan er

YEŞERMEK

  1. [nsz] Bitki yaprak vermek, yapraklanmak
  2. Yeşil renk almak, yeşillenmek
    • "Okulun arkasındaki tepeler, yağan yağmurlardan sonra yeşermişti." (Necati Cumalı)

YELKENLİ

  1. [isim] Yelkeni olan, yelkenle giden deniz veya göl taşıtı, yelken
    • "... bazı yelkenliler kahraman edalarıyla gelir, yalıların rıhtımlarına yanaşarak..." (Abdülhak Şinasi Hisar)

YELDİRME

  1. [isim] Kadınların çarşaf yerine kullandıkları, baş örtüsü ile birlikte giyilen hafif üstlük
    • "Karısının zarif bir yeldirmesi, başında ipekten ince bir örtüsü olacaktı." (Halit Ziya Uşaklıgil)
  2. İki veya daha çok uskumru ağının eklenmesiyle yapılan uzun ağ
  3. Yeldirmek işi

YELSEMEK

  1. [nsz] Hava alarak bozulmak, bayatlamak

YERİNMEK

  1. [-e] Acınmak, teessüf etmek
  2. Pişman olmak

YELKOVAN

  1. [isim] Saatin, dakikaları gösteren ve akrepten daha uzun olan ibresi
    • "Rengi kararmış bir saat; ne yelkovanı var, ne akrebi." (Sermet Muhtar Alus)
  2. Yelin yönünü göstermek için dik bir eksene geçirilen türlü biçimlerde, hafif levha
  3. Yelkovangillerden, kanatları sivri, siyahımsı veya kül rengi gövdeli bir deniz kuşu (Puffinus)
    • "Şu ada senin bu ada benim / Yelkovan kuşlarının peşi sıra." (Orhan Veli Kanık)

YELENGEÇ

  1. [sıfat] Kabuğu kendi kendine çatlayıp soyulan (ağaç)

YEMİNSİZ

  1. [sıfat] Yemine dayanmayan
    • "Bu dört kelimelik yeminsiz, şahitsiz cevap onun için yeter." (Yusuf Ziya Ortaç)

YENİÇAĞA
...
YETİŞMİŞ

  1. [sıfat] Gereken niteliğe veya olgunluğa erişmiş
    • "Anadolu'da arif derler, bir halk yetişmişi vardır." (Falih Rıfkı Atay)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü