Başında ye olan 5 harfli 45 kelime var. Ye ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ye olan kelimeler listesine ya da sonu ye ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ye bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ye Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E Y
2 Harfli Kelimeler
EY, YE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YETKİ
-
-
[isim]
Bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak; salahiyet, mezuniyet
- "Büyük Millet Meclisi Başkumandanlık yetkilerini Mustafa Kemal Paşa'ya devretmişti."
-
[isim]
Bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak; salahiyet, mezuniyet
- YETER
-
-
[sıfat]
İhtiyacı karşılayacak kadar, yetecek ölçüde olan; kâfi
-
[ünlem]
“Kâfi, yetişir, yeterli” anlamlarında bir söz
-
[sıfat]
İhtiyacı karşılayacak kadar, yetecek ölçüde olan; kâfi
- YENME
-
-
[isim]
Yenmek işi
- "Yemeğin gerek pişirilmesinde gerek yenmesinde ayrı ve hususi ananeler cereyan ederdi."
-
[isim]
Yenmek işi
- YETİŞ
-
-
Bakınız yetişmek (yetişmek fiilinin emir kipi, ikinci tekil kişi çekimi)
-
Bakınız yetişmek (yetişmek fiilinin emir kipi, ikinci tekil kişi çekimi)
- YEŞİL
-
-
[isim]
Sarı ile mavinin karışımından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk
- "Memleket isterim / Gök mavi, dal yeşil / Tarla sarı olsun / Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun"
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Tek başına dolaştığın derin, yeşil ormanlarda / Yaprakları kurutacak sonbaharı düşündün mü?"
-
[sıfat]
Kurumamış, taze (sebze), kuru karşıtı
- "Yeşil fasulye."
-
[sıfat]
Olmamış, ham (meyve)
- "Yeşil kayısı."
-
[isim]
Sarı ile mavinin karışımından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk
- YEŞİM
-
Kelime Kökeni: Farsça yeşm
-
[isim, mineraloji]
Açık yeşil ve pembe renkli, kolay işlenen, değerli bir taş
-
[isim, mineraloji]
Açık yeşil ve pembe renkli, kolay işlenen, değerli bir taş
- YEĞNİ
-
-
[sıfat]
Bakınız hafif
-
[mecaz]
Ciddi olmayan
-
[sıfat]
Bakınız hafif
- YEREL
-
-
[sıfat]
Bakınız yöresel
-
[gök bilimi]
Gözlem yerine veya gözlemcinin bulunduğu yere göre tanımlanan
-
[tıp]
Sınırlı bir yerle ilgili olan; mevzii, lokal
-
[sıfat]
Bakınız yöresel
- YETİK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Yetişmiş, erişmiş, büyümüş
-
Bilgili, olgun (kimse)
-
[sıfat, ağızlardan]
Yetişmiş, erişmiş, büyümüş
- YELVE
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız florya
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız florya
- YEGAN
-
Kelime Kökeni: Farsça yegān
-
[isim, eskimiş]
Birler, tekler
-
[isim, eskimiş]
Birler, tekler
- YEVMİ
-
Kelime Kökeni: Arapça yevmī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gündelik
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gündelik
- YETİM
-
Kelime Kökeni: Arapça yetīm
-
[sıfat]
Babası ölmüş olan (çocuk); babasız
- "Biri, ihtiyar anası ve iki küçük yetim çocuğu; diğeri gene tek yetim oğlu ile oturan, kocaları ölmüş iki genç kadın vardı."
-
[sıfat]
Babası ölmüş olan (çocuk); babasız
- YEYGİ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız yem
- "Akşama doğru Gökbel'den kurtulmuşlardı ama yeygi işleri yine ters gitti."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız yem
- YELEK
-
-
[isim]
Kolsuz, önü açık veya düğmeli üst giysisi; delme
- "Sağ elini yelek cebine attı."
-
Okun yay kirişine takılan bölümündeki tüy
- "Ok yeleği."
-
[ağızlardan]
Bakınız telek
-
[isim]
Kolsuz, önü açık veya düğmeli üst giysisi; delme
- YENGE
-
-
[isim]
Bir kimsenin kardeşinin, dayısının veya amcasının karısı; bula
-
Bir erkeğin kendi karısından söz ederken kullandığı ad
- "Biz şimdi yenge ile bir Köroğlu bir Ayvaz."
-
[ünlem, teklifsiz konuşmada]
Kadınlar için söylenen bir seslenme sözü
-
[ağızlardan]
Düğünde geline kılavuzluk eden kadın; gelin abla
-
[isim]
Bir kimsenin kardeşinin, dayısının veya amcasının karısı; bula
- YEREY
-
-
[isim, coğrafya]
Bakınız arazi
-
[jeoloji]
Yer kabuğunun oluşumu bakımından ele alınan herhangi bir parçası
- "Üçüncü Zaman yereyleri."
-
[isim, coğrafya]
Bakınız arazi
- YEGAH
-
Kelime Kökeni: Farsça yegāh
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde re perdesi ve bu perdedeki makam
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde re perdesi ve bu perdedeki makam
- YETKE
-
-
[isim]
Bakınız otorite
- "Saçmalama özgürlüğüme hiç kimsenin, hiçbir yetkenin karışamayacağına sevindim."
-
Yeterliğine herkesi inandırarak bir kimsenin kendisine sağladığı itaat ve güven; sulta, velayet
-
[isim]
Bakınız otorite
- YEDEK
-
-
[sıfat]
Gereğinde kullanılmak için elde bulundurulan, asıl karşıtı
-
Gereğinde kullanılmak için fazladan bulundurulan, ayrılmış olan
- "Demir çekme kapının yedek anahtarını ona armağan edip usulca cebine soktu."
-
[isim]
Yularından çekilerek götürülen boş binek hayvanı
-
[isim]
Hayvanı yedeğe alan ip
-
[isim, edebiyat]
Bakınız redif
-
[sıfat]
Gereğinde kullanılmak için elde bulundurulan, asıl karşıtı