Başında yal olan 6 harfli 15 kelime var. Yal ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde yal olan kelimeler listesine ya da sonu yal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında yal bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Yal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A L Y
3 Harfli Kelimeler
YAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AY, LA, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YALNIZ
-
-
[sıfat]
Yanında başkaları bulunmayan
- "Arka koltuklardan birinde, bir oğlan çocukla oturan başında eşarplı kadın -oğlanın annesi- onların hemen önünde de yine başı eşarplı yalnız bir kadın."
-
[zarf]
Bakınız tek başına
- "İki refik, sevgili arkadaşlarını yalnız bırakmak istemediler."
-
[zarf]
Sadece
- "Kendisini yalnız Bombay'a kadar götürecek tren parası vardı."
-
[zarf]
Bakınız yalnızca
-
[bağlaç]
“Ama, fakat” anlamlarında bir söz
- "Giderim yalnız arkadaşlarımı isterim. Güzel yalnız biraz renksiz."
-
[isim, ruh bilimi]
Toplumsal ilişkilerden yoksun veya yoksun bırakılan kişi
-
[sıfat]
Yanında başkaları bulunmayan
- YALGIN
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız serap
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız serap
- YALTAK
-
-
[sıfat]
Bakınız dalkavuk
-
[sıfat]
Bakınız dalkavuk
- YALAMA
-
-
[isim]
Yalamak işi
-
[sıfat]
Üzeri düzleşmiş, dişleri aşınmış olan (vida, cıvata vb.)
-
[sıfat]
Fırça izleri belli etmeden yapılan (resim)
-
[sıfat, argo]
Sözünde durmayan (kimse)
-
[isim]
Yalamak işi
- YALLAH
-
Kelime Kökeni: Arapça yā + Allāh
-
[ünlem]
"Haydi, yürü, kalk, git" anlamlarında kullanılan bir söz
- "Millet, muharebenin başladığını, Gazi'nin Sivas'a geldiğini duyar duymaz yallah demiş, Salihli'ye gitmiş."
-
[ünlem]
"Haydi, yürü, kalk, git" anlamlarında kullanılan bir söz
- YALINÇ
-
-
[sıfat]
Birleşik olmayan, yalnız bir maddeden oluşan
-
Karışık olmayan; basit
-
[sıfat]
Birleşik olmayan, yalnız bir maddeden oluşan
- YALDIZ
-
-
[isim]
Eşyaya altın veya gümüş görünüşü vermek için kullanılan, sıvı veya yaprak durumundaki altın, gümüş ve bunların taklidi olan madde
- "Boya değil altın yaldız vursan manda gözü gibi donuk duruyor."
-
Bu madde ile eşyalara yapılan süs
-
[mecaz]
Aldatıcı dış görünüş, göz boyama
- "Onun kibarlığı yaldızdan ibarettir."
-
[argo]
Abartılı bir biçimde söylenen yalan
-
[isim]
Eşyaya altın veya gümüş görünüşü vermek için kullanılan, sıvı veya yaprak durumundaki altın, gümüş ve bunların taklidi olan madde
- YALAZA
-
-
[isim]
Bakınız alev (I)
- "Ay ışığının altında çeliklerin çarpışmasından yalazalar parlayıp sönüyordu."
-
[isim]
Bakınız alev (I)
- YALAKA
-
- YALPIK
-
-
[sıfat]
Derinliği az ve geniş, yayvan olan
-
[sıfat]
Derinliği az ve geniş, yayvan olan
- YALÇIN
-
-
[sıfat]
Dik, sarp olan
- "Hatıralarımızda onun hüviyeti harp cephesinde bir yalçın tepe hâlinde kaldı."
-
Düz, kaygan olan
-
[sıfat]
Dik, sarp olan
- YALOVA
-
-
[isim]
Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
-
[isim]
Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
- YALPAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız dalkavuk
-
Sarp yer; uçurum
-
[sıfat]
Sokulgan, cana yakın
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız dalkavuk
- YALVAÇ
-
-
[isim, din bilimi]
Bakınız peygamber
- "Kendini her şeyi önceden görmüş, biraz ermiş, biraz aziz, biraz yalvaç gibi hissediyor."
-
[isim, din bilimi]
Bakınız peygamber
- YALMAN
-