Başında ya olan 9 harfli 178 kelime var. Ya ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ya olan kelimeler listesine ya da sonu ya ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ya bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ya Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A Y

2 Harfli Kelimeler

AY, YA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YAVRULAMA

  1. [isim] Yavrulamak işi
YALDIZSIZ

  1. [sıfat] Üzerine yaldız sürülmemiş, yaldızla süslenmemiş
  2. [mecaz] Aldatmayan, göz boyamayan
YANILTICI

  1. [sıfat] Yanıltma özelliği olan; paralojik, sofistike
    • "Yanıltıcı bilgi verdiler."
YAĞDIRMAK

  1. [-i] Yağmasını sağlamak
  2. [nesnesiz] Bir şeyi aralıksız ve ısrarlı bir biçimde yapmak
    • "Turhan mütemadiyen babasına, amcasına mektuplar yağdırıyor." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  3. [nesnesiz] Vermek, söylemek
    • "Cemal Paşa, çılgın, Adana'ya, Afyon'a şiddetle emirler yağdırıyordu." (Falih Rıfkı Atay)
  4. [-e, nesnesiz, mecaz] Bol miktarda vermek, sağlamak
    • "Bu fabrika piyasaya kumaş yağdırdı."
  5. [nesnesiz, mecaz] Çok sayıda ortaya koymak, sürmek
    • "Çorbada tuzum bulunsun diyen para, eşya yağdırmıştı." (Tarık Buğra)
YAPINTILI

  1. [sıfat, felsefe] Yapıntı niteliğinde olan; musanna
YANLIŞSIZ

  1. [sıfat] Yanlışı olmayan
  2. [zarf] Yanlıştan uzak bir biçimde
YAZICILIK

  1. [isim] Yazıcı olma durumu
    • "Gücü gücüne Sansaroğulları'nın yanında bir yazıcılık bulabildim." (Nâzım Hikmet)
  2. [askerlik] Orduda yazıcının görevi
  3. [ağızlardan] Gelinlerin yüzünü boyayıp süsleme işi
YAKALAMAK

  1. [-i] Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak
    • "Üç ince dalı birleştirerek sıkıca yakaladım." (Refik Halit Karay)
  2. Kaçan bir kimseyi veya hayvanı ele geçirmek; derdest etmek
  3. Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak
    • "Bu defa Tevfik'i dükkânın kapısında yakaladılar, aynı şeyi ona açtılar." (Halide Edip Adıvar)
  4. Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak; sobelemek
    • "Kocasını bir kadınla yakalamış."
  5. Söz, bakış veya işareti fark etmek
    • "Kat hasta bakıcısının adama baygın bakışlarını yakaladı Fatma." (Peride Celal)
  6. Birdenbire etkisi altına almak
    • "Fırtına ile karışık fena bir yağmur yakaladı." (Aka Gündüz)
  7. Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak
    • "Zehra, Yorgaki'nin müziğini herhangi bir yerinden yakalıyor." (Attilâ İlhan)
  8. Avlamak, tuzakla ele geçirmek
  9. Bakınız tutturmak
    • "Sayısal Loto'da beşi yakaladım."
  10. Aynı düzeye gelmek
    • "Türkiye geçen senenin ihracat rakamlarını yakaladı."
YASALAŞMA

  1. [isim] Yasalaşmak işi; kanunlaşma, kanuniyet
YALITILMA

  1. [isim] Yalıtılmak işi
    • "O yüce ülkülerin romandan yalıtılması, eleştirmenlerimize aykırı gelecek." (Selim İleri)
YALIHÜYÜK

  1. [isim] Konya iline bağlı ilçelerden biri
YAKABİLME

  1. [isim] Yakabilmek işi
YAYGARACI

  1. [sıfat] Gerekli gereksiz çok bağırıp çağıran; vayvaycı
    • "Annesi gibi çatık kaşlı ve yaygaracı değildi." (Halikarnas Balıkçısı)
YAŞLANMAK

  1. [nesnesiz] Yaşı ilerlemek; eskimek, farımak, ihtiyarlamak, kağşamak, karımak, kocamak, kocalmak, moruklamak, moruklaşmak
    • "Allah'ın takdiri bilinmez ama ben seni hayli yaşlanmış görüyorum." (Tarık Buğra)
YARATIMCI

  1. [isim] Özel yetenekle bir nesne veya eser ortaya koyan kimse; kreatör
YAPABİLME

  1. [isim] Yapabilmek işi
YARGILAMA

  1. [isim, hukuk] Birbirine karşı olan iki tarafı dinleyerek bir yargıya varma; mahkeme, muhakeme
  2. [felsefe] Bakınız anlık (II)
YARADANCI

  1. [sıfat, felsefe] Yaradancılık öğretisi yanlısı olan
YANSILAMA

  1. [isim] Bakınız yansıma
  2. [ruh bilimi] Türün öteki üyelerinin davranışlarını, öğrenme söz konusu olmadan yapma eğilimi
YANILSAMA

  1. [isim] Yanlış algılama ve duyu yanılması
    • "Acaba benim kulağıma gelen sesler bir yanılsama mıydı?" (Melih Cevdet Anday)
  2. [ruh bilimi] Var olan nesne veya canlıyı yanlış, ayrımlı veya değişik olarak algılama; galatıhis, illüzyon
    • "Abartmadığından, duygusal bir yanılsamanın söz konusu olmadığından emindi." (Erhan Bener)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü