Başında ya olan 9 harfli 178 kelime var. Ya ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ya olan kelimeler listesine ya da sonu ya ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ya bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ya Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A Y
2 Harfli Kelimeler
AY, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YAVRULAMA
-
-
[isim]
Yavrulamak işi
-
[isim]
Yavrulamak işi
- YALDIZSIZ
-
-
[sıfat]
Üzerine yaldız sürülmemiş, yaldızla süslenmemiş
-
[mecaz]
Aldatmayan, göz boyamayan
-
[sıfat]
Üzerine yaldız sürülmemiş, yaldızla süslenmemiş
- YANILTICI
-
-
[sıfat]
Yanıltma özelliği olan; paralojik, sofistike
- "Yanıltıcı bilgi verdiler."
-
[sıfat]
Yanıltma özelliği olan; paralojik, sofistike
- YAĞDIRMAK
-
-
[-i]
Yağmasını sağlamak
-
[nesnesiz]
Bir şeyi aralıksız ve ısrarlı bir biçimde yapmak
- "Turhan mütemadiyen babasına, amcasına mektuplar yağdırıyor."
-
[nesnesiz]
Vermek, söylemek
- "Cemal Paşa, çılgın, Adana'ya, Afyon'a şiddetle emirler yağdırıyordu."
-
[-e, nesnesiz, mecaz]
Bol miktarda vermek, sağlamak
- "Bu fabrika piyasaya kumaş yağdırdı."
-
[nesnesiz, mecaz]
Çok sayıda ortaya koymak, sürmek
- "Çorbada tuzum bulunsun diyen para, eşya yağdırmıştı."
-
[-i]
Yağmasını sağlamak
- YAPINTILI
-
-
[sıfat, felsefe]
Yapıntı niteliğinde olan; musanna
-
[sıfat, felsefe]
Yapıntı niteliğinde olan; musanna
- YANLIŞSIZ
-
-
[sıfat]
Yanlışı olmayan
-
[zarf]
Yanlıştan uzak bir biçimde
-
[sıfat]
Yanlışı olmayan
- YAZICILIK
-
-
[isim]
Yazıcı olma durumu
- "Gücü gücüne Sansaroğulları'nın yanında bir yazıcılık bulabildim."
-
[askerlik]
Orduda yazıcının görevi
-
[ağızlardan]
Gelinlerin yüzünü boyayıp süsleme işi
-
[isim]
Yazıcı olma durumu
- YAKALAMAK
-
-
[-i]
Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak
- "Üç ince dalı birleştirerek sıkıca yakaladım."
-
Kaçan bir kimseyi veya hayvanı ele geçirmek; derdest etmek
-
Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak
- "Bu defa Tevfik'i dükkânın kapısında yakaladılar, aynı şeyi ona açtılar."
-
Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak; sobelemek
- "Kocasını bir kadınla yakalamış."
-
Söz, bakış veya işareti fark etmek
- "Kat hasta bakıcısının adama baygın bakışlarını yakaladı Fatma."
-
Birdenbire etkisi altına almak
- "Fırtına ile karışık fena bir yağmur yakaladı."
-
Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak
- "Zehra, Yorgaki'nin müziğini herhangi bir yerinden yakalıyor."
-
Avlamak, tuzakla ele geçirmek
-
Bakınız tutturmak
- "Sayısal Loto'da beşi yakaladım."
-
Aynı düzeye gelmek
- "Türkiye geçen senenin ihracat rakamlarını yakaladı."
-
[-i]
Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak
- YASALAŞMA
-
-
[isim]
Yasalaşmak işi; kanunlaşma, kanuniyet
-
[isim]
Yasalaşmak işi; kanunlaşma, kanuniyet
- YALITILMA
-
-
[isim]
Yalıtılmak işi
- "O yüce ülkülerin romandan yalıtılması, eleştirmenlerimize aykırı gelecek."
-
[isim]
Yalıtılmak işi
- YALIHÜYÜK
-
-
[isim]
Konya iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Konya iline bağlı ilçelerden biri
- YAKABİLME
-
-
[isim]
Yakabilmek işi
-
[isim]
Yakabilmek işi
- YAYGARACI
-
-
[sıfat]
Gerekli gereksiz çok bağırıp çağıran; vayvaycı
- "Annesi gibi çatık kaşlı ve yaygaracı değildi."
-
[sıfat]
Gerekli gereksiz çok bağırıp çağıran; vayvaycı
- YAŞLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Yaşı ilerlemek; eskimek, farımak, ihtiyarlamak, kağşamak, karımak, kocamak, kocalmak, moruklamak, moruklaşmak
- "Allah'ın takdiri bilinmez ama ben seni hayli yaşlanmış görüyorum."
-
[nesnesiz]
Yaşı ilerlemek; eskimek, farımak, ihtiyarlamak, kağşamak, karımak, kocamak, kocalmak, moruklamak, moruklaşmak
- YARATIMCI
-
-
[isim]
Özel yetenekle bir nesne veya eser ortaya koyan kimse; kreatör
-
[isim]
Özel yetenekle bir nesne veya eser ortaya koyan kimse; kreatör
- YAPABİLME
-
-
[isim]
Yapabilmek işi
-
[isim]
Yapabilmek işi
- YARGILAMA
-
-
[isim, hukuk]
Birbirine karşı olan iki tarafı dinleyerek bir yargıya varma; mahkeme, muhakeme
-
[felsefe]
Bakınız anlık (II)
-
[isim, hukuk]
Birbirine karşı olan iki tarafı dinleyerek bir yargıya varma; mahkeme, muhakeme
- YARADANCI
-
-
[sıfat, felsefe]
Yaradancılık öğretisi yanlısı olan
-
[sıfat, felsefe]
Yaradancılık öğretisi yanlısı olan
- YANSILAMA
-
-
[isim]
Bakınız yansıma
-
[ruh bilimi]
Türün öteki üyelerinin davranışlarını, öğrenme söz konusu olmadan yapma eğilimi
-
[isim]
Bakınız yansıma
- YANILSAMA
-
-
[isim]
Yanlış algılama ve duyu yanılması
- "Acaba benim kulağıma gelen sesler bir yanılsama mıydı?"
-
[ruh bilimi]
Var olan nesne veya canlıyı yanlış, ayrımlı veya değişik olarak algılama; galatıhis, illüzyon
- "Abartmadığından, duygusal bir yanılsamanın söz konusu olmadığından emindi."
-
[isim]
Yanlış algılama ve duyu yanılması