Başında ya olan 6 harfli 94 kelime var. Ya ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ya olan kelimeler listesine ya da sonu ya ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ya bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A Y Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AY, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YAYMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi açarak, düzelterek bir alanı örtecek biçimde sermek
- "Kardeşleri çardağın içine, dışına yatakları yayıyorlardı." (Necati Cumalı)
-
Birçok kimseye duyurmak
- "Kıran Bey, çetesinin şöhretini her tarafa yaydı." (Refik Halit Karay)
-
Çevreye dağılmasına sebep olmak
- "Sıtmayı çevreye yayan sivrisineklerdir."
-
[-i]
Sınırı genişletmek
- "Tozu yaymak. Lekeyi yaymak."
-
[-i]
Koyun, inek vb.ni otlatmak
-
[-i]
Dağınık ve düzensiz bir biçimde saçmak, dağıtmak
-
[-i]
Bir şeyi açarak, düzelterek bir alanı örtecek biçimde sermek
- YANLIŞ
-
-
[isim]
Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu, yanılgı, hata
- "Sen hayatımdaki bir yanlışmışsın, keşke seni hiç tanımasaydım." (Nazlı Eray)
-
[sıfat]
Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymayan, aykırı olan, hatalı
- "Yanlış ve mantıksız hareketim bu suretle cezalanmalı." (Aka Gündüz)
-
[zarf]
Hatalı bir biçimde
- "Evime gitmek için, yanlış söyledim, gitmemek için vapurun kaçmasını bekliyordum." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[sıfat]
Biçimsel düşünme yasalarına uymayan, düşünülen şeyle uyuşmayan
-
[isim]
Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu, yanılgı, hata
- YAPILI
-
-
[sıfat]
Yapısı herhangi bir nitelikte olan
- "Güzel yapılı. Sağlam yapılı."
-
Vücudu gelişmiş, iri
- "Yapılı bir adam."
-
[sıfat]
Yapısı herhangi bir nitelikte olan
- YAŞMAK
-
-
[isim]
Kadınların ferace ile birlikte kullandıkları, gözleri açıkta bırakan, ince yüz örtüsü
- "Çıka çıka, yaşmak feraceli, kazık gibi bir kadın çıktı." (Sermet Muhtar Alus)
-
Başla birlikte yüzü, ağzı kapatan örtü
-
[isim]
Kadınların ferace ile birlikte kullandıkları, gözleri açıkta bırakan, ince yüz örtüsü
- YARALI
-
-
[sıfat]
Yarası olan, yaralanmış (kimse), mecruh
- "Yaralılarımızı develer üstünde götürüyoruz." (Falih Rıfkı Atay)
-
Dertli, üzüntülü
- "Bir yaralı adamdı. Her şeye layık ama layık olduğu hiçbir şeye kavuşamamış bir yaralı adamdı." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
[sıfat]
Yarası olan, yaralanmış (kimse), mecruh
- YAZICI
-
-
[isim]
Bilgisayarda hazırlanan metnin yazılı sayfa hâlinde dökümünü veren araç
-
Yazar
- "Bazı gazete ve mecmuaların yazıcılarına fazla para verdiğinden şikâyet ediliyor." (Orhan Veli Kanık)
-
Orduda yazı işleri ile uğraşan er veya erbaş
-
Bir filmin yazılarını hazırlayan, yazıcı cihazı kullanan kimse
-
[isim]
Bilgisayarda hazırlanan metnin yazılı sayfa hâlinde dökümünü veren araç
- YALAMA
-
-
[isim]
Yalamak işi
-
[sıfat]
Üzeri düzleşmiş, dişleri aşınmış olan (vida, cıvata vb.)
-
[sıfat]
Fırça izleri belli etmeden yapılan (resim)
-
[isim]
Yalamak işi
- YAHUDİ
- ...
- YAKICI
-
-
[sıfat]
Yakma özelliği olan, yakan
- "Sanki sesleri güneşin yakıcı aydınlıklarını ürpertiyor." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Yakı yapan veya satan kimse
-
Etkili, dokunaklı
-
Başka bir maddeyle birleşerek o maddenin yanmasını sağlayan (madde)
- "Oksijen yanıcı değil, yakıcıdır."
-
[sıfat]
Yakma özelliği olan, yakan
- YANMAZ
- ...
- YAVAŞA
-
-
[isim]
Burunduruk
-
[isim]
Burunduruk
- YAKMAÇ
-
-
[isim]
Sıvı yakıtı kolayca yanabilecek taneciklere ayırarak püskürten araç, brülör
-
[isim]
Sıvı yakıtı kolayca yanabilecek taneciklere ayırarak püskürten araç, brülör
- YARBAY
-
-
[isim]
Orduda rütbesi binbaşı ile albay arasında olan subay
-
Kaymakam
-
[isim]
Orduda rütbesi binbaşı ile albay arasında olan subay
- YAPRAK
-
-
[isim]
Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler
- "Dökülmüş yapraklar, bozulmuş bağlar / Bülbülün konduğu dallar perişan." (Karacaoğlan)
- "Bütün vücudu yaprak gibi titriyordu."
-
Sarma yapılan asma yaprağı
-
Börek, baklava vb. şeylerde yufka
- "Bu baklavada elli yaprak var."
-
Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak
- "Takvimin kapak yaprağını ve günlük yapraklarını kolayca çevirdim." (Refik Halit Karay)
-
Kat kat ayrılabilen şeylerde kat
- "Mermer yaprağı."
-
Eni 50 cm, boyu 75 cm olan bayrak ölçüsü
-
Birkaç parça eklenerek yapılan şeylerde her parça
- "Beş yapraktan bir yelken. Eteğin arka yaprağı."
-
[isim]
Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler
- YANŞAK
-
-
[sıfat]
Yersiz ve çok konuşan, geveze
-
[sıfat]
Yersiz ve çok konuşan, geveze
- YAYILI
-
-
[sıfat]
Yayılmış, serilmiş
- "Kaymakamlık odasında bile seccadesi yayılı dururdu." (Memduh Şevket Esendal)
-
[sıfat]
Yayılmış, serilmiş
- YALDIZ
-
-
[isim]
Eşyaya altın veya gümüş görünüşü vermek için kullanılan, sıvı veya yaprak durumundaki altın, gümüş ve bunların taklidi olan madde
- "Boya değil, altın yaldız vursan manda gözü gibi donuk duruyor." (Burhan Felek)
-
Bu madde ile eşyalara yapılan süs
-
Aldatıcı dış görünüş, göz boyama
- "Onun kibarlığı yaldızdan ibarettir."
-
[isim]
Eşyaya altın veya gümüş görünüşü vermek için kullanılan, sıvı veya yaprak durumundaki altın, gümüş ve bunların taklidi olan madde
- YARDIM
-
-
[isim]
Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet
- "Bu, bir ricada bulunacak, bir yardım isteyecek sandı." (Memduh Şevket Esendal)
- "Kalkmasına yardım etmedikten başka ayaklarından sarılmış, bir defa da böyle sürümüştüm." (Refik Halit Karay)
- "Devlet yahut diğer kamu tüzel kişilerinden mali yardım gören haber ajansları hakkında da uygulanır." (Anayasa)
- "Mal sahibi Rafet Reis, ona epey yardımda bulunmuştu." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri
-
Etki
- "Otların üstünde, ağaçların yapraklarında kalan yağmur damlaları rüzgârın da yardımıyla öğleye kadar kurudu." (Necati Cumalı)
-
Bağış, iane
-
[isim]
Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet
- YAYLIM
-
-
[isim]
Yayılma, dağılma işi
- "Narayı müteakip müthiş bir küfür yaylımı, daha ardından feryat ve figan..." (Sermet Muhtar Alus)
-
Yaylak, otlak
-
[isim]
Yayılma, dağılma işi
- YASMAK
-
-
[-i]
Yayın kirişini gevşetmek
- "Felek benim kurulu yayım yastı / Her köşebaşında yolumu kesti." (Pir Sultan Abdal)
-
Düz duruma getirmek
-
[-i]
Yayın kirişini gevşetmek