Başında ya olan 6 harfli 94 kelime var. Ya ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ya olan kelimeler listesine ya da sonu ya ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ya bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ya Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A Y

2 Harfli Kelimeler

AY, YA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YAYGIN

  1. [sıfat] Çoğu kimselerce duyulmuş, öğrenilmiş, kullanılmış veya benimsenmiş olan
    • "İlişkinin düzmeceliğinden yorulunca kapıyı çarpıp çıkanın, başka birine kaptırıldığı sanısı yaygındır." (Tomris Uyar)
  2. Sınırı genişlemiş
    • "Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir." (Anayasa)
  3. Herhangi bir bölgede çok görülen, bulunan
YASEVİ

  1. [isim] Bakınız ölüevi
  2. [mecaz] Ses ve hareket olmayan yer
YAZILA

  1. [isim, eskimiş] Devlet dairelerinde yapılan müsveddenin düzeltilmesi yapıldıktan sonra yazılması için verilen "yazılsın" emri
    • "O, 'yazıla' işaretini koydu mu mümeyyiz temize çeker." (Refik Halit Karay)
YAĞLIK

  1. [sıfat] Yağ için ayrılmış, yağ elde etmeye özgü
    • "Yağlık zeytinler ağaçta yeşil meyve kalmadığında yağ oranının en yüksek seviyeye çıktığı zaman toplanır." (Eren Akçiçek)
  2. [isim] Sırma işlemeli, büyük mendil; çevre
    • "Osmanlı kadınlığının göz nurunu, el emeğini, üstün zevkini yüzyıllardan beri yiğitçe taşımış, işlemeli, yağlıklar, dantelalar, oyalar..." (Kemal Tahir)
YAŞAMA

  1. [isim] Yaşamak işi
    • "Nasıl yaşamayı bırakmak nasıl / Bir memleket mi bu, bir elbise mi ki?" (Fazıl Hüsnü Dağlarca)
YAKARI

  1. [isim] Bakınız yakarış
YARDAK

  1. [isim] Özellikle kötü işlerde yardım
YAMYAM

Kelime Kökeni: (Orta Afrika'daki zenci bir topluluğun adından)

  1. [sıfat] Daha çok din, tapınma, büyü vb. amaçlarla insan eti yiyen (kimse)
  2. [mecaz] Bakınız yabani
    • "Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela." (Mehmet Akif Ersoy)
  3. [mecaz] Açgözlü olan (kimse)
YALVAÇ

  1. [isim, din bilimi] Bakınız peygamber
    • "Kendini her şeyi önceden görmüş, biraz ermiş, biraz aziz, biraz yalvaç gibi hissediyor." (Murathan Mungan)
YAĞSIZ

  1. [sıfat] Yağı olmayan
  2. Yağı az
  3. İçine yağ konulmamış, yağ ile yapılmamış
    • "Bin yılın başı evimize bir misafir geldi, ona da yağsız pilav mı yedirelim?" (Yaşar Kemal)
  4. [mecaz] İnce, zayıf
YAYLIM

  1. [isim] Yayılmak, dağılmak işi
    • "Narayı müteakip müthiş bir küfür yaylımı, daha ardından feryat ve figan..." (Sermet Muhtar Alus)
  2. [ağızlardan] Bakınız otlak
YALLAH

Kelime Kökeni: Arapça yā + Allāh

  1. [ünlem] "Haydi, yürü, kalk, git" anlamlarında kullanılan bir söz
    • "Millet, muharebenin başladığını, Gazi'nin Sivas'a geldiğini duyar duymaz yallah demiş, Salihli'ye gitmiş." (Aka Gündüz)
YATILI

  1. [sıfat] Geceleri de kalınıp yatılan (okul vb.); leyli
    • "Bir yatılı okul yatakhanesinde olduğunu hatırlayınca keyfi kaçmıştı." (Rıfat Ilgaz)
  2. Geceleri de kalıp yatan (öğrenci, konuk); leyli
    • "Yarın yatılı konuklarım gelecek."
YANGIN

  1. [isim] Zarara yol açan büyük ateş
    • "Yangın yaklaştığı için yaverleri ve dostları telaşta idi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Hastalıkta ateş
  3. [mecaz] Tutkunun verdiği coşkunluk
  4. [sıfat, mecaz] Düşkün, âşık olan
    • "Haydi ben kumar yangınıyım fakat senin vaziyetin benimkinden daha vahim." (Mahmut Yesari)
YANICI

  1. [sıfat] Yanma özelliği olan
YANLIK

  1. [isim] Kahvaltıda ve diğer öğünlerde ana yiyeceğin yanında verilen çerez türü veya domates, salatalık vb. yiyecekler
YAŞMAK

  1. [isim] Başla birlikte yüzün veya ağzın bir kısmını kapatan örtü
  2. [eskimiş] Kadınların ferace ile birlikte kullandıkları, gözleri açıkta bırakan, ince yüz örtüsü
    • "Çıka çıka, yaşmak feraceli, kazık gibi bir kadın çıktı." (Sermet Muhtar Alus)
YAYILI

  1. [sıfat] Yayılmış, serilmiş
    • "Kaymakamlık odasında bile seccadesi yayılı dururdu." (Memduh Şevket Esendal)
YALNIZ

  1. [sıfat] Yanında başkaları bulunmayan
    • "Arka koltuklardan birinde, bir oğlan çocukla oturan başında eşarplı kadın -oğlanın annesi- onların hemen önünde de yine başı eşarplı yalnız bir kadın." (Adalet Ağaoğlu)
  2. [zarf] Bakınız tek başına
    • "İki refik, sevgili arkadaşlarını yalnız bırakmak istemediler." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  3. [zarf] Sadece
    • "Kendisini yalnız Bombay'a kadar götürecek tren parası vardı." (Falih Rıfkı Atay)
  4. [zarf] Bakınız yalnızca
  5. [bağlaç] “Ama, fakat” anlamlarında bir söz
    • "Giderim yalnız arkadaşlarımı isterim. Güzel yalnız biraz renksiz."
  6. [isim, ruh bilimi] Toplumsal ilişkilerden yoksun veya yoksun bırakılan kişi
YARMAK

  1. [-i] Uzunlamasına bölüp ayırmak; dilmek
    • "Odunu yarmak."
  2. Buğday, arpa vb. tahıl tanelerini değirmende kırmak
  3. Derin yara açmak
  4. Yarık açmak
  5. [tıp] Tıbbi işlem için bir organı kesmek, meydana çıkarmak; açmak
  6. [mecaz] Ortasından, içinden geçmek
    • "Vapurun yardığı sular, iki yanından güya neşelerinden köpüre köpüre Üsküdar'a gidişler, daima eğlenceliydi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü