Başında ya olan 5 harfli 110 kelime var. Ya ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ya olan kelimeler listesine ya da sonu ya ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ya bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

A Y Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

AY, YA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YAYIN

  1. [isim] Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete gibi okunan veya radyo, televizyon aracılığıyla halka sunulan, duyurulan, iletilen şey, neşriyat

YATIR

  1. [isim] Belli bir yerde mezarı olan, doğaüstü gücü bulunduğuna ve insanlara yardım ettiğine inanılan ölü, evliya
    • "Yatıra mum adamak."

YAHUT

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [bağlaç] Veya, ya da
    • "Artık bunları rüyanızda yahut romanlarda görebilirsiniz." (Ömer Seyfettin)
  2. Bir düşünceden cayıldığında "daha doğrusu, iyisi" anlamlarında kullanılan bir söz

YASMA

  1. [isim] Yasmak işi

YATMA

  1. [isim] Yatmak işi
    • "Çocuklara yatma zamanının yaklaştığını başıyla anlatan bir mürebbiye edasıyla duruyor." (Refik Halit Karay)

YALIM

  1. [isim] Alev
    • "Kuru otların yalımı çabuk geçti." (Necati Cumalı)
  2. Kılıç, bıçak gibi kesici araçların keskin yüzü

YALAN

  1. [isim] Aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz, kıtır
    • "Yalanı en güzel kullanmış olanlar eski şarklılardır." (Ahmet Haşim)
    • "Yalanını yakalamış gibi başını salladı. -Ya o mukaddes sular? Onlara ne diyeceksiniz azizim?" (Ömer Seyfettin)
  2. [sıfat] Gerçek olmayan, asılsız, uydurma

YANAL

  1. [sıfat] Yanda olan, yana düşen
  2. Alaca, iki renkli
    • "Yanal elma. Yanal keçi."

YASAK

  1. [isim] Bir işin yapılmasına karşı olan yasal veya yasa dışı engel, memnuiyet
    • "İçki yasağı. Av yasağı."
    • "Bu boyun bağı eskimiş ama bugünlük yasak savar."
  2. [sıfat] Yapılmaması istenmiş olan, yok, memnu, haram
    • "Bizim çocukluğumuzun şiirlerinde neşe yasak denecek kadar ayıptı." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Bunu da yasak savar gibi değil, yararlı olmak kaygısı ile yani özenle yapacaksınız." (Haldun Taner)

YATIK

  1. [sıfat] Dik olmayan, eğik, yatırılmış bir durumda olan
  2. Zamanla dayanıklılığını yitirmiş
    • "Yatık kumaş."
  3. Çevrilmiş, devrik
    • "Yatık yaka."
  4. [isim] Yayvan su kabı

YAZMA

  1. [isim] Yazmak işi, tahrir
  2. Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış kitap
  3. Kaba kulak hastalığı

YAŞAM

  1. [isim] Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat
    • "Yaşamın kurallarını, kendi aleyhinde işliyor varsaydığı günden bu yana, umursamamıştı." (Haldun Taner)

YANSI

  1. [isim] Işığın parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi, inikâs
  2. Tepke

YAĞIŞ

  1. [isim] Yağma işi
  2. Havadaki su buharının yoğunlaşma sonunda sıvı veya katı durumda yere düşmesi
  3. Yağan yağmur veya kar miktarı
  4. Yağmur

YAPMA

  1. [isim] Yapmak işi
  2. [sıfat] Doğadaki şeylere benzetilerek insan eliyle yapılmış, yapay, suni, sahici karşıtı
    • "Eliyle bahçenin dökme taştan yapma mağaralarından birini göstererek..." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. [sıfat] İçten olmayan, içten gelmeyerek yapılan, yapmacık
    • "Fakat fazla içliliği erkekliğe yakıştıramadığından kendini her zaman yapma bir sertliğin arkasına gizlerdi." (Haldun Taner)

YAVAŞ

  1. [sıfat] Hızlı olmayan, çabuk karşıtı
    • "Yavaş bir yürüyüş."
  2. Yumuşak huylu, yumuşak başlı
    • "Yavaş adam. Yavaş at."
  3. Alçak, hafif
  4. [zarf] Alçak, hafif bir biçimde
    • "Yavaş tut, içinde kırılacak eşya var..." (Memduh Şevket Esendal)
  5. [zarf] Hızlı olmayarak
    • "Yavaş vurdu."

YAŞLI

  1. [sıfat] Yaşı ilerlemiş, kocamış, ihtiyar (kimse)
    • "Kendisi de ilkin yaşlı bir kadın almayı düşünmüş idi." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [isim] Yaşı ilerlemiş kimse
    • "Bu yaşlıları kapısının arkasına yığdılar." (Ömer Seyfettin)

YATSI

  1. [isim] Güneşin batmasından bir buçuk, iki saat sonraki vakit
    • "Babam yalnız ilk geceki fener alayına katıldı, yatsıdan az sonra eve döndü." (Necati Cumalı)
  2. Yatsı ezanı
    • "Gece olmuş, yatsılar okunmuş, daha damat bey gelmemişti." (Sermet Muhtar Alus)
  3. Yatsı namazı

YAYIK

  1. [isim] Tereyağı çıkarmak için sütün, yoğurdun içinde çalkalandığı kap veya makine
    • "Nina'nın bildiği alet değirmen ve yayıktır; buğday öğüten ve tereyağı çıkaran yararlı iki basit makine." (Refik Halit Karay)
    • "Yayık dövmek, yağ çıkartmak yeni gelinlerin görevi." (Nezihe Araz)

YAKIŞ

  1. [isim] Yakma işi veya biçimi

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü