Başında ya olan 5 harfli 110 kelime var. Ya ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ya olan kelimeler listesine ya da sonu ya ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ya bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ya Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A Y

2 Harfli Kelimeler

AY, YA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YAKİN

Kelime Kökeni: Arapça yaḳīn

  1. [isim, eskimiş] Sağlam, kesin bilgi
  2. Bir şeyi iyice, kesinlikle bilme
YAHŞİ

  1. [sıfat, ağızlardan] Çok iyi
  2. Çok güzel
YAYIM

  1. [isim] Yaymak işi
  2. Kitap, gazete vb. okunacak şeylerin basılıp dağıtılması; neşir
    • "Kitap ve gazete yayımı işi bizim can davamızdır." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye ulaştırılması; neşir
YAYIN

  1. [isim] Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete vb.; neşriyat
  2. Radyo ve televizyon aracılığıyla halka sunulan, haber, müzik, eğlence gibi kendi başına bir bütün oluşturan çalışmalardan her biri; yapıt, program, neşriyat
YAYIK

  1. [isim] Tereyağı çıkarmak için sütün, yoğurdun içinde çalkalandığı kap veya makine
    • "Nina'nın bildiği alet değirmen ve yayıktır, buğday öğüten ve tereyağı çıkaran yararlı iki basit makine." (Refik Halit Karay)
YARIŞ

  1. [isim, spor] Bakınız yarışma
    • "Bunlardan kaç babayiğit bu ölüm yarışını göze alabilir?" (Tarık Buğra)
  2. [ticaret] Bakınız rekabet
    • "Yarışı kazanma gücünü gösterdikten sonra ise artık hemcinsleriniz için herhangi bir hayırhah tutum gösterecek gücünüz kalmamıştır." (İsmet Özel)
YABGU

  1. [isim, tarih] Orta Asya'da kurulan ilk Türk devletlerinde kağandan sonra gelen en üst düzeydeki yöneticinin ünvanı
  2. Bakınız hükümdar
YAPIK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız belleme (II)
  2. [tarih] Yeniçerilerin giydikleri üstlük
YARMA

  1. [isim] Yarmak işi
  2. Engebeli bir yerde, herhangi bir yolu geçirmek için açılmış yer
    • "Demir yolu birçok yarmalardan geçer."
  3. Dövülerek gelişigüzel kırılan ve kabuğu çıkarılan buğday; dövme
    • "Yarma arpa. Yarma burçak."
  4. [sıfat] Kolay yarılan ve çekirdeğinden ayrılan
    • "Yarma şeftali."
  5. [sıfat, argo] Kaba saba, görgüsüz olan (kimse)
YAPIM

  1. [isim] Yapmak işi; inşa, imal, konstrüksiyon
  2. Ham maddeyi el veya makine ile işleyerek mal üretme; imal
  3. [biyoloji] Bakınız özümleme
  4. [sinema, televizyon] Bir filmin çevrilmesi, bir tiyatro oyununun sahneye konulması veya bir radyo, televizyon programının hazırlanması için gerekli çalışmaların tümü ve bu çalışmaların ürünü; prodüksiyon
YARGI

  1. [isim] Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi; hüküm
    • "İlk yargısını ezbere mi verdiğini hâlâ bilmiyorum." (Adalet Ağaoğlu)
  2. [hukuk] Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar; kaza
    • "Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır." (Anayasa)
YAPIT

  1. [isim] Bakınız eser
    • "Yapıtının sağlamlığına güvenen her sanatçı gibi şakasını da iyi karşılamıştı." (Haldun Taner)
  2. Bakınız yayın
    • "Dergilerde bol bol, yapıtı bir yana bırakıp yazar kişiliklerine sataşan yazılara rastlarız." (Adalet Ağaoğlu)
YARIN

  1. [isim] Bugünden sonra gelecek ilk gün; ferda
  2. Gelecek, ilerideki zaman
    • "İnsan daima yarını düşünmeli."
  3. [zarf] Bugünden sonra gelecek ilk gün içinde
    • "Bin beş yüzü toka edip yarın halıyı çekeceksin." (Necip Fazıl Kısakürek)
YARIM

  1. [sıfat] Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri
    • "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?" (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Tam ve istenildiği gibi olmayan, eksik, noksan olan
    • "Ötekinde de yarım kavala benzeyen kalın bir çığırtma vardı." (Osman Cemal Kaygılı)
  3. [isim] Bir bütünün yarısı olan miktar
  4. [isim] Saatte on iki otuz
  5. [mecaz] Hastalıklı, sakat, sağlıksız olan
YARDA

Kelime Kökeni: İtalyanca iarda

  1. [isim] 91,4 santimetrelik İngiliz uzunluk ölçüsü birimi
YAPMA

  1. [isim] Yapmak işi
  2. [sıfat] Bakınız yapay
    • "Köşede bir piyano, piyanonun üstünde yapma çiçekler." (Nâzım Hikmet)
  3. [sıfat] Bakınız yapmacık, sahici karşıtı
    • "Fakat fazla içliliği erkekliğe yakıştıramadığından kendini her zaman yapma bir sertliğin arkasına gizlerdi." (Haldun Taner)
YARIK

  1. [isim] Yarılarak açılmış yer; yirik
    • "Tam öğle vakitleri yüksek kaya yarığının dibinde toplanıyor, bir saat kadar güneşleniyorduk." (Aka Gündüz)
  2. İnce bir çizgi durumunda açılmış yara
  3. [mecaz] Anlaşmazlık durumu
    • "Şimdiden birtakım yarıklar açan siyasi rekabetten başka ne mana verilebilirdi?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. [fizik] Küçük bir ışık demeti elde etmek için ışık kaynağının önüne konulan, saydam olmayan bir düzlem üzerine açılmış, dikdörtgen biçiminde küçük delik
  5. [tıp] Bakınız çatlak
  6. [argo] Dişinin cinsel organı
  7. [sıfat] Yarılarak açılmış veya yarılarak oluşmuş
YAMÇI

  1. [isim] Bir yüzü uzun tüylü, kalın yünden dokunarak yapılmış yağmurluk
    • "Yamçısı olanlar, yamçısı olmayan birer kişiyi yanlarına çağırıyorlar, aynı yamçı altında büzüşüp bir kayanın yahut ağacın dibine çöküyorlardı." (Hasan Erimez)
YAPIŞ

  1. [isim] Yapmak işi
YAMUK

  1. [sıfat] Bir yana doğru eğik olan
    • "Ondan hiçbir şey saklanmazdı, duvarda bir tablo yamuk dursun, fark ederdi hemen o." (Güray Süngü)
  2. [isim, matematik] Yalnız iki kenarı paralel olan dörtgen
  3. [mecaz] Sözünden dönen, yanlışlık yapan (kimse)
    • "O yamuk herifler bir daha giremezler mahallemize." (Ahmet Ümit)
  4. [isim, mecaz] Birine karşı yanlış davranma
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü