Başında ya olan 5 harfli 110 kelime var. Ya ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ya olan kelimeler listesine ya da sonu ya ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ya bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ya Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A Y
2 Harfli Kelimeler
AY, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YAKİN
-
Kelime Kökeni: Arapça yaḳīn
-
[isim, eskimiş]
Sağlam, kesin bilgi
-
Bir şeyi iyice, kesinlikle bilme
-
[isim, eskimiş]
Sağlam, kesin bilgi
- YAHŞİ
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Çok iyi
-
Çok güzel
-
[sıfat, ağızlardan]
Çok iyi
- YAYIM
-
-
[isim]
Yaymak işi
-
Kitap, gazete vb. okunacak şeylerin basılıp dağıtılması; neşir
- "Kitap ve gazete yayımı işi bizim can davamızdır."
-
Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye ulaştırılması; neşir
-
[isim]
Yaymak işi
- YAYIN
-
-
[isim]
Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete vb.; neşriyat
-
Radyo ve televizyon aracılığıyla halka sunulan, haber, müzik, eğlence gibi kendi başına bir bütün oluşturan çalışmalardan her biri; yapıt, program, neşriyat
-
[isim]
Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete vb.; neşriyat
- YAYIK
-
-
[isim]
Tereyağı çıkarmak için sütün, yoğurdun içinde çalkalandığı kap veya makine
- "Nina'nın bildiği alet değirmen ve yayıktır, buğday öğüten ve tereyağı çıkaran yararlı iki basit makine."
-
[isim]
Tereyağı çıkarmak için sütün, yoğurdun içinde çalkalandığı kap veya makine
- YARIŞ
-
- YABGU
-
-
[isim, tarih]
Orta Asya'da kurulan ilk Türk devletlerinde kağandan sonra gelen en üst düzeydeki yöneticinin ünvanı
-
Bakınız hükümdar
-
[isim, tarih]
Orta Asya'da kurulan ilk Türk devletlerinde kağandan sonra gelen en üst düzeydeki yöneticinin ünvanı
- YAPIK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız belleme (II)
-
[tarih]
Yeniçerilerin giydikleri üstlük
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız belleme (II)
- YARMA
-
-
[isim]
Yarmak işi
-
Engebeli bir yerde, herhangi bir yolu geçirmek için açılmış yer
- "Demir yolu birçok yarmalardan geçer."
-
Dövülerek gelişigüzel kırılan ve kabuğu çıkarılan buğday; dövme
- "Yarma arpa. Yarma burçak."
-
[sıfat]
Kolay yarılan ve çekirdeğinden ayrılan
- "Yarma şeftali."
-
[sıfat, argo]
Kaba saba, görgüsüz olan (kimse)
-
[isim]
Yarmak işi
- YAPIM
-
-
[isim]
Yapmak işi; inşa, imal, konstrüksiyon
-
Ham maddeyi el veya makine ile işleyerek mal üretme; imal
-
[biyoloji]
Bakınız özümleme
-
[sinema, televizyon]
Bir filmin çevrilmesi, bir tiyatro oyununun sahneye konulması veya bir radyo, televizyon programının hazırlanması için gerekli çalışmaların tümü ve bu çalışmaların ürünü; prodüksiyon
-
[isim]
Yapmak işi; inşa, imal, konstrüksiyon
- YARGI
-
-
[isim]
Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi; hüküm
- "İlk yargısını ezbere mi verdiğini hâlâ bilmiyorum."
-
[hukuk]
Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar; kaza
- "Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
-
[isim]
Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi; hüküm
- YAPIT
-
- YARIN
-
-
[isim]
Bugünden sonra gelecek ilk gün; ferda
-
Gelecek, ilerideki zaman
- "İnsan daima yarını düşünmeli."
-
[zarf]
Bugünden sonra gelecek ilk gün içinde
- "Bin beş yüzü toka edip yarın halıyı çekeceksin."
-
[isim]
Bugünden sonra gelecek ilk gün; ferda
- YARIM
-
-
[sıfat]
Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri
- "Bu yarım saat içinde evde neler geçti?"
-
Tam ve istenildiği gibi olmayan, eksik, noksan olan
- "Ötekinde de yarım kavala benzeyen kalın bir çığırtma vardı."
-
[isim]
Bir bütünün yarısı olan miktar
-
[isim]
Saatte on iki otuz
-
[mecaz]
Hastalıklı, sakat, sağlıksız olan
-
[sıfat]
Bütün bir şeyin ayrıldığı iki eşit parçadan her biri
- YARDA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca iarda
-
[isim]
91,4 santimetrelik İngiliz uzunluk ölçüsü birimi
-
[isim]
91,4 santimetrelik İngiliz uzunluk ölçüsü birimi
- YAPMA
-
- YARIK
-
-
[isim]
Yarılarak açılmış yer; yirik
- "Tam öğle vakitleri yüksek kaya yarığının dibinde toplanıyor, bir saat kadar güneşleniyorduk."
-
İnce bir çizgi durumunda açılmış yara
-
[mecaz]
Anlaşmazlık durumu
- "Şimdiden birtakım yarıklar açan siyasi rekabetten başka ne mana verilebilirdi?"
-
[fizik]
Küçük bir ışık demeti elde etmek için ışık kaynağının önüne konulan, saydam olmayan bir düzlem üzerine açılmış, dikdörtgen biçiminde küçük delik
-
[tıp]
Bakınız çatlak
-
[argo]
Dişinin cinsel organı
-
[sıfat]
Yarılarak açılmış veya yarılarak oluşmuş
-
[isim]
Yarılarak açılmış yer; yirik
- YAMÇI
-
-
[isim]
Bir yüzü uzun tüylü, kalın yünden dokunarak yapılmış yağmurluk
- "Yamçısı olanlar, yamçısı olmayan birer kişiyi yanlarına çağırıyorlar, aynı yamçı altında büzüşüp bir kayanın yahut ağacın dibine çöküyorlardı."
-
[isim]
Bir yüzü uzun tüylü, kalın yünden dokunarak yapılmış yağmurluk
- YAPIŞ
-
-
[isim]
Yapmak işi
-
[isim]
Yapmak işi
- YAMUK
-
-
[sıfat]
Bir yana doğru eğik olan
- "Ondan hiçbir şey saklanmazdı, duvarda bir tablo yamuk dursun, fark ederdi hemen o."
-
[isim, matematik]
Yalnız iki kenarı paralel olan dörtgen
-
[mecaz]
Sözünden dönen, yanlışlık yapan (kimse)
- "O yamuk herifler bir daha giremezler mahallemize."
-
[isim, mecaz]
Birine karşı yanlış davranma
-
[sıfat]
Bir yana doğru eğik olan