Başında ya olan 4 harfli 18 kelime var. Ya ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ya olan kelimeler listesine ya da sonu ya ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ya bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ya Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A Y

2 Harfli Kelimeler

AY, YA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YAHU

Kelime Kökeni: Arapça yā + hū

  1. [ünlem, teklifsiz konuşmada] "Hey, bana bak, baksana" anlamlarında bir seslenme sözü
    • "Yahu! Hâlâ işin bitmedi mi?" (Halide Edip Adıvar)
  2. Üzerine dikkati çekmek için söylenen söze katılan bir kelime
    • "İnsan bayağı üzülüyor yahu!" (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Cümlede rica anlamını pekiştirmek için kullanılan bir söz
    • "Yapmayın yahu!"
YAMA

  1. [isim] Delik ve yırtığı uygun bir parça ile onarma, kapatma
  2. Bu iş için kullanılan parça
    • "Bereket versin, benim tente yaması içindeki paracıklara." (Aka Gündüz)
  3. Deride geniş leke
YAFA

  1. [isim] Akdeniz kıyısında, bugün Tel Aviv-Yafa şehrinin içinde kalan tarihî liman şehri
YANİ

Kelime Kökeni: Arapça yaʿnī

  1. [bağlaç] "Demek oluyor ki" anlamında kullanılan bir söz
    • "Rıza Efendi de belki bu yüzden yani perde niçin açılmıyor diye sinirleniyor." (Tarık Buğra)
  2. [zarf] "Sözün kısası, doğrusu" anlamlarında bir söz
    • "Tesadüf ama bu kadar olur yani." (Haldun Taner)
YAKA

  1. [isim] Giysilerin boyna gelen, boynu çeviren bölümü
    • "Paltosunun yakasını kaldırıp tenha caddeyi tutturdu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Giysilerin boyna gelen bölümüne eklenen ve türlü biçimlerde olan parçası
  3. Karşılıklı iki yandan her biri; geçe (II)
    • "Sokağın karşı yakasına geçtiler." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Eğimli arazi
  5. Yapıların saçaklarında, suyun içeriye sızmasını önlemek için kiremidin altıyla oluk arasına konulan metal levha
  6. Bakınız semt
  7. Bakınız kenar
  8. [denizcilik] Bakınız sahil
  9. [denizcilik] Yelkenlerin kenar ve köşeleri
YAKI

  1. [isim] Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan eczalı parça
    • "Hardal yakısı."
YAPI

  1. [isim] Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri; bina, mimari
  2. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat; konstrüksiyon
  3. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme
    • "Kırıkkale yapısı bir tabanca."
  4. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü; bünye, strüktür
    • "Yapısı sağlam, güzel bir erkekti." (Yusuf Ziya Ortaç)
  5. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge; strüktür
    • "Dil yapısı. Cümle yapısı."
  6. Kendine özgü işleyiş kurallarına sahip düzen; örgü
  7. [biyoloji] Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni
  8. [felsefe] Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün
  9. [toplum bilimi] Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün; strüktür
YAZI

  1. [isim] Düşüncenin belli işaretlerle yazılması
    • "Türklerde yazının kullanılması eskidir."
  2. Bakınız alfabe
    • "Türk yazısı. Arap yazısı. Nota yazısı"
  3. Harfleri yazma biçimi; hat
    • "İnci gibi bir yazı. Okunaklı yazı."
  4. Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü
    • "İstiklal Harbi'nde millî duyguları aksettiren ümit ile dolu yazılarını hâlâ unutmadık." (Orhan Seyfi Orhon)
  5. Bakınız makale
    • "İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum." (Falih Rıfkı Atay)
  6. Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü
  7. [din bilimi] Bakınız yazgı
YALI

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, denizcilik] Bakınız sahil
  2. Su kıyısında yapılmış büyük, görkemli ev
    • "Yalıda panjurları açık bir pencereye / Sarmaşıklar içinden bir merdiven dayalı" (Enis Behiç Koryürek)
YASA

  1. [isim] Olayların gidişinde olağan dışına yer vermeyen, değişmezlik ve mecburiyet gösteren kural
    • "Doğa yasaları."
  2. [hukuk] Devletin yasama organları tarafından konulan ve uyulması gereken kurallar bütünü; kanun (I)
    • "Buradaki yasaların yabancıların ev satın almalarına mâni olup olmadığını bilmiyordu henüz." (Nermi Uygur)
  3. Bilimde çok sayıda deney ve gözlemden sonra, aynı şartlarda aynı sonuçları verdiği kesin olarak belirlenen durum
    • "Yer çekimi yasası. Mendel yasaları."
  4. Toplumsal hayat içinde kendiliğinden oluşan ve uyulması toplum içinde yaşamanın bir mecburiyeti olan alışkıların bütünü
    • "Ahlak yasası."
  5. [felsefe] Düşüncenin mantıksal bir değeri olması için uyulması şart olan temel
    • "Düşünme yasaları."
YATI

  1. [isim] Gidilen yerde geceyi geçirme
    • "Yatıya bekleriz."
YAĞI

  1. [isim, eskimiş] Bakınız düşman
    • "Yağı basar, uğru çapar, tek başıma barınamam, ölürüm." (Memduh Şevket Esendal)
YAŞA

  1. [ünlem] Hoşnutluk, sevinç vb. duyguları anlatmak için söylenen bir söz; yaşasın, ole, oley
    • "Ey vatan, ey mübarek vatan, bin yaşa!" (Tevfik Fikret)
YAYA

  1. [isim] Yürüyerek giden kimse; piyade (I)
    • "Halk arabalarla, kayıklarla, yaya olarak oralara kadar geliyor ve bu ağaçların altına dağılıyordu." (Asaf Halet Çelebi)
  2. Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş kimse
    • "Spor işlerinde yayayımdır. Hele futbol gibi sporlarla uğraşmadım." (Nâzım Hikmet)
  3. [tarih] Osmanlılarda Yeniçeri Ocağından önceki dönemlerde Türklerden kurulan piyade teşkilatı ve askeri
  4. [zarf] Bakınız yayan
    • "Galiba sen köprüyü bizim gibi yaya geçmiyorsun." (Burhan Felek)
YARI

  1. [sıfat] Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri; nısıf, nim
  2. Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan
    • "Arkasından yarı şaka, yarı sitem ilave ediyor." (Attilâ İlhan)
  3. [isim] Bakınız devre arası
    • "Birinci yarıda dört gol attık."
  4. [zarf] Gereğinden az, tam olmayarak
    • "Kanapeye yarı uzanmış, dizlerine dayadığı büyükçe bir kitabın üzerinde üst üste bir yığın kâğıda, desenler çiziyordu." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
YARA

  1. [isim] Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik; ceriha
    • "Yaranı tımar ettiler mi?" (Nâzım Hikmet)
  2. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık
    • "Geminin omurgasındaki yara."
  3. Vücutta işlemekte olan çıban; ülser
  4. [mecaz] Bakınız acı
    • "Bu yarayı deşmeyin."
YAVE

Kelime Kökeni: Farsça yāve

  1. [isim, eskimiş] Saçma, saçma sapan söz
    • "Sonra da oturur, talihsizlik yaveleri ile hikâyeci numaralarına başvururum." (Haldun Taner)
YABA

  1. [isim] Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü