Başında y olan 6 harfli 203 kelime var. Y harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde y harfi olan kelimeler listesine ya da sonu y harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında y bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YASTIK

  1. [isim] Başın altına koymak veya sırtı dayamak için kullanılan, içi yün, pamuk, kuş tüyü, ot vb.yle doldurulmuş küçük minder
    • "Pencerenin önünde uzun yüksekçe bir sedirle ot yastıkları var." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Bu biçimde yapılmış ve türlü işlerde kullanılan şey
    • "İğne yastığı. Ütü yastığı."
  3. Fide yetiştirmek için ince toprak ve gübreden hazırlanmış yüksekçe yer
  4. Yapılarda, makinelerde bazı bölümlerin üzerine dayandığı parça

YEZİDİ
...
YAVRUM

  1. sevecen bir biçimde söylenen bir seslenme sözü
    • "Kedi yavrusu. Kuş yavrusu."
    • "Yavrum, bir yerin mi acıyor?"

YÖNDEŞ

  1. [sıfat] Yönü aynı olan, aynı yöne bakan

YIKKIN

  1. [sıfat] Yıkılacak duruma gelmiş, harap

YİTMEK

  1. [nsz] Yok olmak, ortadan kalkmak, kaybolmak
  2. Görünmez olmak
  3. Sahip olunan bir şey elden çıkmak

YALGIN

  1. [isim] Serap

YONGAR

  1. [isim] Üç teli olan bağlama

YEĞREK

  1. [sıfat] Daha iyi, daha üstün

YELKEN

  1. [isim] Rüzgâr gücünden yararlanarak geniş bir yüzey oluşturacak biçimde yan yana dikilen ve teknenin direğine uygun bir biçimde takılarak onu hareket ettiren kumaş veya şeritlerin tümü
    • "Rıhtıma kurumak üzere yelkenler serilmişti." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Kayıkçı yelkeni açmak için ilkin direği yerine oturtmalıdır." (Salâh Birsel)
    • "Ben böyle çıkışınca ister istemez yelkenleri suya indiriyorlardı." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Yelkenli
    • "Yelken yarışları."

YETKİN

  1. [sıfat] Gerekli olgunluğa erişmiş, olgun, kâmil, mükemmel
    • "Bizim ülkemizde böyledir: Yetkin çalışmalar görmezden gelinir." (Selim İleri)

YIRTIŞ

  1. [isim] Yırtma işi veya biçimi

YUMRUK

  1. [isim] Parmakların kapanmasıyla elin aldığı biçim
    • "Dişlerini kilitleyerek iki yumruğunu havada salladı." (Peyami Safa)
    • "Yemek yemek için kıyı kumsalına çıkmış, orada ona yumruk kadar bir örümcek musallat olmuştu." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Elin bu biçimiyle yapılan vuruş
    • "Bir karış mesafeden inecek yumrukla, bir metre mesafeden çakılacak yumruğun tesirleri arasında büyük fark vardır." (Aka Gündüz)
    • "Yumruk kadar çocukcağızı tek başına trene oturtamaz ya..." (Refik Halit Karay)
  3. Baskı
    • "Düşman yumruğu altında."

YENGEÇ

  1. [isim] Eklem bacaklılardan, kabuklu, birinci ayak çifti iki kıskaç olarak gelişmiş, eti için avlanan, suda yaşayan bir böcek

YARDAK

  1. [isim] Özellikle kötü işlerde yardım

YEGANE
...
YÜKLEM

  1. [isim] Cümlede oluş, iş ve hareket bildiren kelime veya kelime grubu, haber, mahmul
    • ""Çocuk çalışkandır" ve "Çocuk çok çalışır" örneklerinde "çalışkandır" ve "çalışır" birer yüklemdir."
  2. Bir konu için olumlanan veya inkâr edilen şey, mahmul

YALTAK

  1. [sıfat] Yaltakçı

YETMEK

  1. [nsz] Bir gereksinimi karşılayacak, giderecek nicelikte olmak
    • "Hasan'ın gücü yetse belki de dayak atacak." (Halide Edip Adıvar)
    • "Onun okudukları ona yeter de artar bile." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Yeter ki biri ona iyice bakmış, oturup onunla konuşmuş olsun!" (Memduh Şevket Esendal)
  2. [-e] Yeterli sebep olmak
    • "Bir sigara bir ormanı yakmaya yeter."
  3. Kötü bir davranış, durum, tutum yeterli olmak, kâfi gelmek
    • "Bu zulüm artık yeter!"
  4. [-e] Başkasına gereksinim duymamak, kendine yetmek
    • "Kendiyle dolu, kendine yeten, olgun ve aydın bir insanın değil bir günü, bazen bir saati bile yüz binlerce lira değerinde olabilir." (Haldun Taner)
  5. [-e] Bir yaşa erişmek, ulaşmak
    • "At dört, kız on beşe yettiği zaman / Severim kır atı bir de güzeli." (Dadaloğlu)
  6. Olgunlaşmak

YÜNSÜZ

  1. [sıfat] Yünü olmayan

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü