Başında y olan 4 harfli 44 kelime var. Y harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde y harfi olan kelimeler listesine ya da sonu y harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında y bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YAVE

Kelime Kökeni: Farsça yāve

  1. [isim, eskimiş] Saçma, saçma sapan söz
    • "Sonra da oturur, talihsizlik yaveleri ile hikâyeci numaralarına başvururum." (Haldun Taner)
YETİ

  1. [isim, felsefe] İnsanda bulunan, bir şey yapabilme yeteneği; kuvve, meleke
    • "Aklımız fikrimiz hep insanda, yetilerimizi var gücümüzle çoğaltıp onun rahatlığına çalışıyoruz." (Azra Erhat)
  2. [ruh bilimi] Bellek, usa vurma, algılama veya imgeleme gibi insanın doğuştan gelen zihin güçlerinden herhangi biri; meleke
YENİ

  1. [sıfat] Kullanılmamış veya az kullanılmış olan; cedit, eski karşıtı
    • "Yeni giysi. Yeni ayakkabı."
  2. Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan; cedit
    • "Yeni haber. Yeni moda."
  3. En son edinilen; gıcır
    • "Yeni eve taşındık."
  4. İşe henüz başlamış
    • "Yeni öğrenci. Yeni asker."
  5. O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan
    • "Yeni bir buluş. Yeni bir düşünce."
  6. Tanınmayan, bilinmeyen
    • "Yeni imzalara rastlıyoruz."
  7. Daha öncekilerden farklı olan
    • "Yeni ihtiyaçlarımız var."
  8. Eskisinin yerine gelen
    • "Yeni vali çok çalışkanmış."
  9. [zarf] Biraz önce, çok zaman geçmeden
    • "Yeni tanıştığım orman uzmanları çok nazik ve kibar insanlardı." (Çetin Altan)
YEKE

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, denizcilik] Kayıkta dümeni kullanmak için dümenin baş tarafına takılan kol
    • "Bundan sonra dümen yekesine ince ipler ile bir bocurgat yapıp, kendisi birinci topun yanında bulunduğu hâlde dümen idaresine başladı." (Ahmet Midhat Efendi)
YAKA

  1. [isim] Giysilerin boyna gelen, boynu çeviren bölümü
    • "Paltosunun yakasını kaldırıp tenha caddeyi tutturdu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Giysilerin boyna gelen bölümüne eklenen ve türlü biçimlerde olan parçası
  3. Karşılıklı iki yandan her biri; geçe (II)
    • "Sokağın karşı yakasına geçtiler." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Eğimli arazi
  5. Yapıların saçaklarında, suyun içeriye sızmasını önlemek için kiremidin altıyla oluk arasına konulan metal levha
  6. Bakınız semt
  7. Bakınız kenar
  8. [denizcilik] Bakınız sahil
  9. [denizcilik] Yelkenlerin kenar ve köşeleri
YARI

  1. [sıfat] Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri; nısıf, nim
  2. Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan
    • "Arkasından yarı şaka, yarı sitem ilave ediyor." (Attilâ İlhan)
  3. [isim] Bakınız devre arası
    • "Birinci yarıda dört gol attık."
  4. [zarf] Gereğinden az, tam olmayarak
    • "Kanapeye yarı uzanmış, dizlerine dayadığı büyükçe bir kitabın üzerinde üst üste bir yığın kâğıda, desenler çiziyordu." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
YALI

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, denizcilik] Bakınız sahil
  2. Su kıyısında yapılmış büyük, görkemli ev
    • "Yalıda panjurları açık bir pencereye / Sarmaşıklar içinden bir merdiven dayalı" (Enis Behiç Koryürek)
YAKI

  1. [isim] Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan eczalı parça
    • "Hardal yakısı."
YARA

  1. [isim] Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik; ceriha
    • "Yaranı tımar ettiler mi?" (Nâzım Hikmet)
  2. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık
    • "Geminin omurgasındaki yara."
  3. Vücutta işlemekte olan çıban; ülser
  4. [mecaz] Bakınız acı
    • "Bu yarayı deşmeyin."
YAFA

  1. [isim] Akdeniz kıyısında, bugün Tel Aviv-Yafa şehrinin içinde kalan tarihî liman şehri
YOGİ

Kelime Kökeni: Sanskrit

  1. [isim] Yoga felsefesini uygulayan kimse
YAĞI

  1. [isim, eskimiş] Bakınız düşman
    • "Yağı basar, uğru çapar, tek başıma barınamam, ölürüm." (Memduh Şevket Esendal)
YOYO

Kelime Kökeni: İngilizce yo-yo

  1. [isim] Ortasından bir ipe bağlı iki diskten oluşan, ip parmağa takılarak aşağı yukarı indirilip çıkarılan oyuncak
YAŞA

  1. [ünlem] Hoşnutluk, sevinç vb. duyguları anlatmak için söylenen bir söz; yaşasın, ole, oley
    • "Ey vatan, ey mübarek vatan, bin yaşa!" (Tevfik Fikret)
YOMA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, denizcilik] Sabit manevralarda ve gemileri bağlamada kullanılan, üç veya dört kollu halat
  2. Birçok ipin örülmesiyle oluşturulan, balıkçılıkta kullanılan halat
YABA

  1. [isim] Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı
YAYA

  1. [isim] Yürüyerek giden kimse; piyade (I)
    • "Halk arabalarla, kayıklarla, yaya olarak oralara kadar geliyor ve bu ağaçların altına dağılıyordu." (Asaf Halet Çelebi)
  2. Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş kimse
    • "Spor işlerinde yayayımdır. Hele futbol gibi sporlarla uğraşmadım." (Nâzım Hikmet)
  3. [tarih] Osmanlılarda Yeniçeri Ocağından önceki dönemlerde Türklerden kurulan piyade teşkilatı ve askeri
  4. [zarf] Bakınız yayan
    • "Galiba sen köprüyü bizim gibi yaya geçmiyorsun." (Burhan Felek)
YASA

  1. [isim] Olayların gidişinde olağan dışına yer vermeyen, değişmezlik ve mecburiyet gösteren kural
    • "Doğa yasaları."
  2. [hukuk] Devletin yasama organları tarafından konulan ve uyulması gereken kurallar bütünü; kanun (I)
    • "Buradaki yasaların yabancıların ev satın almalarına mâni olup olmadığını bilmiyordu henüz." (Nermi Uygur)
  3. Bilimde çok sayıda deney ve gözlemden sonra, aynı şartlarda aynı sonuçları verdiği kesin olarak belirlenen durum
    • "Yer çekimi yasası. Mendel yasaları."
  4. Toplumsal hayat içinde kendiliğinden oluşan ve uyulması toplum içinde yaşamanın bir mecburiyeti olan alışkıların bütünü
    • "Ahlak yasası."
  5. [felsefe] Düşüncenin mantıksal bir değeri olması için uyulması şart olan temel
    • "Düşünme yasaları."
YAMA

  1. [isim] Delik ve yırtığı uygun bir parça ile onarma, kapatma
  2. Bu iş için kullanılan parça
    • "Bereket versin, benim tente yaması içindeki paracıklara." (Aka Gündüz)
  3. Deride geniş leke
YONT

  1. [isim, ağızlardan] Başıboş hayvan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü