Başında yürü olan 19 kelime var. Yürü ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde yürü olan kelimeler listesine ya da sonu yürü ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında yürü bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

YÜRÜTÜCÜLÜK

10 Harfli Kelimeler

YÜRÜRÇALAR, YÜRÜTÜLMEK

9 Harfli Kelimeler

YÜRÜTÜLME, YÜRÜTÜLÜŞ

8 Harfli Kelimeler

YÜRÜKLÜK, YÜRÜNMEK, YÜRÜRLÜK, YÜRÜTMEK, YÜRÜTÜCÜ

7 Harfli Kelimeler

YÜRÜMEK, YÜRÜNME, YÜRÜTEÇ, YÜRÜTEN, YÜRÜTME, YÜRÜTÜM, YÜRÜYÜŞ

6 Harfli Kelimeler

YÜRÜME

5 Harfli Kelimeler

YÜRÜK


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YÜRÜTÜCÜLÜK

  1. [isim] Yürütücü olma durumu

YÜRÜTÜLMEK

  1. [nsz] Yürütme işi yapılmak veya yürütme işine konu olmak

YÜRÜRÇALAR

  1. [isim] Pille çalışan kulaklık aracılığıyla müzik dinlemeye yarayan, insanın üzerinde taşıyabileceği teyp

YÜRÜTÜLME

  1. [isim] Yürütülmek işi

YÜRÜTÜLÜŞ

  1. [isim] Yürütülme işi veya biçimi

YÜRÜKLÜK

  1. [isim] Yürük olma durumu

YÜRÜRLÜK

  1. [isim] Gereğinin yapılır olması durumu, meriyet
    • "Yürürlükte bulunan kanunlar, usuller, kurallar. Fakat umumi hatlar yine yürürlükte idi." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Ekonomik, ticari veya teknik ilişkileri düzenleyen ... antlaşmalar ... yayımlanma ile yürürlüğe konabilir." (Anayasa)
    • "Kimse, işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz..." (Anayasa)
    • "Öte yandan, dünyadaki sorunların çokluğu da uykuyu yürürlükten kaldırmaya yetmez." (Salâh Birsel)

YÜRÜNMEK

  1. [nsz] Yürüme işi yapılmak
    • "Çamurun içinde yürünmez."

YÜRÜTMEK

  1. [-i] Yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak
  2. Gerektiği gibi yapmak, uygulamak
    • "İşlerini eskisi gibi yürütüyorlar."
  3. Bir yargıyı yerine getirmek, uygulamak
  4. [nsz] Kabul edilmesi veya tartışılması için bildirmek, açıklamak, öne sürmek
    • "Mütalaa yürütmek. Muhakeme yürütmek."
  5. İşinden veya bulunduğu yerden çıkarmak
    • "Seni, teğmene bel bağlayıp girdiğin bisküvi fabrikasından nasıl yürüttülerdi." (Haldun Taner)
  6. Habersiz olarak almak, çalmak
    • "Bizim kalemi yürütmüşler."

YÜRÜTÜCÜ

  1. [isim] Yürütme yetkisini kullanan kimse

YÜRÜYÜŞ

  1. [isim] Yürüme işi veya biçimi
    • "Toplantı ve gösteri yürüyüşünü düzenleme hakkını kullanmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanununda gösterilir." (Anayasa)
    • "Bir gün Küplüce arkalarında uzun bir yürüyüş yapmış." (Haldun Taner)
    • "Askerler yürüyüşe geçti."
  2. Spor amacıyla yapılan yürüme
    • "Her sabah bir saat yürüyüş yaparım."
  3. Bir olayı protesto etmek, bir konuya dikkati çekmek amacıyla topluca yürüme
    • "Gösteri yürüyüşü."
  4. Birliklerin bir yerden başka bir yere gitmesi

YÜRÜTEN

  1. [isim] Yürüteç
    • "Ona dört ayaklı yürütenlerden aldık, sevindi." (Tarık Dursun K)

YÜRÜTEÇ

  1. [isim] Yeni yürümeye başlayan çocukların çabuk yürümelerini sağlayan araç, örümcek, yürüten
  2. Yürüme sorunu olan kimselerin kullandığı araç, yürüten

YÜRÜMEK

  1. [nsz] Adım atarak ilerlemek, gitmek
    • "Kafası yerde, kamburunu çıkarmış, yürüyordu." (Haldun Taner)
  2. [-e] Karada veya suda, herhangi bir yöne doğru sürekli olarak yer değiştirmek
    • "Buz dağları güneye yürümüş."
  3. Çocuk ayakları üzerinde gezecek duruma gelmek
    • "Çocuk erken yürüdü."
  4. Yayan gezmek, yayan gitmek
    • "Gölgesinde yürüdüğü duvarın arkasından bir horoz sesi fark etti." (Ömer Seyfettin)
  5. Yol almak
    • "Biraz yürüyelim, geç kaldık."
  6. [-e] Bir yere gelmek, bir yere ulaşmak, kaplamak
    • "Dallara su yürümek."
  7. [-e] Üzerine doğru gitmek, akın etmek, saldırmak, hücum etmek
    • "Asker kaleye yürüdü."
  8. Faiz, hesap edilmek, işlemek
    • "Bu paranın faizi yüzde beşten mi yürüyor?"
  9. Geçmek, ilerlemek, değişmek
    • "Doktor o hayatın dışında kalmış. Bu ne demek? Bu, o demek ki hayat yürümüş gitmiş, birlikte yürüyememiş." (Memduh Şevket Esendal)
  10. Bir işte ileri gitmek
  11. Gereği gibi yapılmak veya ilerlemek
    • "Bu evliliğin yürümeyeceği daha başından anlaşılmıştı ama belki yürütürüz demiştim." (Zeyyat Selimoğlu)
  12. Ölmek
    • "O da yürümüş."

YÜRÜTÜM

  1. [isim] Yürütme işi
  2. Bir kararı, bir yargıyı yerine getirme, uygulama, infaz
    • "Yasanın yürütümü. Bu yargının yürütümü."

YÜRÜNME

  1. [isim] Yürünmek işi

YÜRÜTME

  1. [isim] Yürütmek işi
  2. Kanunları uygulama işi, icra
    • "Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır." (Anayasa)
  3. Merkezî yönetim ve yerinden yönetim kuruluşlarının hepsi

YÜRÜME

  1. [isim] Yürümek işi
    • "Kılıcını kaldırdı, ağır ağır hocaya doğru yürümeye başladı." (Reşat Nuri Güntekin)

YÜRÜK

  1. [sıfat] Çok ve çabuk yürüyen, iyi yol alan, hızlı giden, yörük
  2. [isim] Osmanlı İmparatorluğu'nda otuzar kişilik ocaklar olarak Rumeli'ye yerleştirilen ve savaş zamanlarında geri hizmetlerde çalıştırılan tımarlı asker, yörük
  3. Göçebe olan, yörük
    • "Fakat göç ve yürük hayatı hareme ve kapalılığa gelmez." (Falih Rıfkı Atay)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü