Sonunda ur olan 6 harfli 50 kelime var. UR ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ur olan kelimeler listesine ya da başında ur olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KANCUR
-
-
[isim, hayvan bilimi]
İzmarit balığının küçüğü
-
[isim, hayvan bilimi]
İzmarit balığının küçüğü
- KALBUR
-
Kelime Kökeni: Arapça ġirbāl
-
[isim]
Tahıl ve başka iri taneli maddeleri elemek için kullanılan büyük delikli veya seyrek telli elek
- "Ahmet, bir kalbur kucaklamış, onu indiriyordu."
-
[isim]
Tahıl ve başka iri taneli maddeleri elemek için kullanılan büyük delikli veya seyrek telli elek
- ANAMUR
-
-
[isim]
Mersin iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Mersin iline bağlı ilçelerden biri
- BONJUR
-
Kelime Kökeni: Fransızca bonjour
-
[ünlem]
“Günaydın, merhaba, iyi günler” anlamında kullanılan bir selamlaşma sözü
- "Adam, odadan içeri bir fırtına gibi girdi, bonjur, dedi."
-
[isim, eskimiş]
Uzun siyah ceketle, çizgili pantolondan oluşan erkek giysisi
- "Milâs'ın en iyi terzisine yaptırdığım bonjurumu giyerek memurlar arasına katılıyor, yaşlı başlı insanlardan ... akran muamelesi görüyorum."
-
[ünlem]
“Günaydın, merhaba, iyi günler” anlamında kullanılan bir selamlaşma sözü
- MEŞHUR
-
Kelime Kökeni: Arapça meşhūr
-
[sıfat]
Bakınız ünlü
- "Yeni Park Gazinosunda kasabanın meşhur karadut şerbetiyle beraber bir parça da içki içilir."
-
[sıfat]
Bakınız ünlü
- BULGUR
-
-
[isim]
Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkarıldıktan sonra kırılan buğday
- "Nisa kızım, şu tezgâhın altında bulgur çuvalı vardı, biraz bulgur kat da getir."
-
Sert ve ufak taneler durumunda yağan kar; ebebulguru
-
[isim]
Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkarıldıktan sonra kırılan buğday
- MENFUR
-
Kelime Kökeni: Arapça menfūr
-
[sıfat]
Bakınız tiksindirici
- "Akşamları taraçada toplanan ev halkını gizli gizli tetkik ederken dedikoducu kadınları büsbütün menfur buluyordum."
-
[sıfat]
Bakınız tiksindirici
- ÇARÇUR
-
-
[isim]
"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
- "Birikmiş parasını, elindeki sermayeyi çarçur etmesinden koruyabilmek için yine yalanlara başvuruyordu."
-
[isim]
"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
- MESTUR
-
Kelime Kökeni: Arapça mestūr
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gizli
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gizli
- ÇURÇUR
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Lapina familyasından, eti pek sevilmeyen, küçük bir deniz balığı (Crenilabrus)
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız önemsiz
- "Selçuk'u bu çurçur işlerden daha ciddilerine, piyes yazımına ben ittim."
-
[isim, hayvan bilimi]
Lapina familyasından, eti pek sevilmeyen, küçük bir deniz balığı (Crenilabrus)
- MEZMUR
-
Kelime Kökeni: Arapça mezmūr
-
[isim, eskimiş]
Makamla okunan Zebur suresi
-
[isim, eskimiş]
Makamla okunan Zebur suresi
- SANTUR
-
Kelime Kökeni: Farsça sentūr
-
[isim, müzik]
Kanuna benzeyen, tokmaklarla çalınan bir tür telli çalgı
- "Saz takımında cızgara denilen ensiz, dikdörtgen bir kemanla santur da yer alır."
-
[isim, müzik]
Kanuna benzeyen, tokmaklarla çalınan bir tür telli çalgı
- SUNGUR
-
-
[isim]
Doğana benzeyen, yırtıcı, avcı kuş
-
[isim]
Doğana benzeyen, yırtıcı, avcı kuş
- TAMBUR
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭanbūr
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinin başlıca çalgılarından biri olan, yay veya mızrapla çalınan, uzun saplı, telli çalgı
- "Eczacı İhsan Bey'in tamburundan ağır tınlamalı birtakım sesler geliyordu."
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinin başlıca çalgılarından biri olan, yay veya mızrapla çalınan, uzun saplı, telli çalgı
- MEZKUR
-
Kelime Kökeni: Arapça meẕkūr
-
[sıfat, eskimiş]
Adı geçen, anılan, sözü edilen, zikredilen, zikrolunan
- "Mezkûr evi de kiraya vermiştim."
-
[sıfat, eskimiş]
Adı geçen, anılan, sözü edilen, zikredilen, zikrolunan
- ŞAHTUR
-
-
[isim, denizcilik]
İnce donanma gemilerinden biri
-
[isim, denizcilik]
İnce donanma gemilerinden biri
- ABAJUR
-
Kelime Kökeni: Fransızca abat-jour
-
[isim]
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi
- "Sofranın üzerindeki lambanın kırmızı abajurundan süzülen ziya içinde iri mavi gözleriyle, kumral saçlarıyla harikulade güzel görünüyordu."
-
Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba
- "Etajerin sağında bir telefon, ortasında bir heykel, solunda bir abajur."
-
[isim]
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi
- DÜSTUR
-
Kelime Kökeni: Arapça dustūr
-
[isim]
Genel kural
-
[eskimiş]
Yasaları içine alan kitap
-
[isim]
Genel kural
- DİSKUR
-
Kelime Kökeni: Fransızca discours
-
[isim]
Nutuk verme
-
[isim]
Nutuk verme
- MENSUR
-
Kelime Kökeni: Arapça mens̱ūr
-
[isim, eskimiş, edebiyat]
Bakınız düzyazı
- "Manzum teliflerim ve mensur tercümelerimle Türk sahnesine ettiğim hizmetin hakikaten bir değeri var mı?"
-
[isim, eskimiş, edebiyat]
Bakınız düzyazı