Sonunda ur olan 5 harfli 58 kelime var. UR ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ur olan kelimeler listesine ya da başında ur olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GAYUR
-
Kelime Kökeni: Arapça ġayūr
-
[sıfat, eskimiş]
Gayreti olan, gayretli, çok çalışkan
- "O makama daha gayur bir zat münasip düşüyordu."
-
[sıfat, eskimiş]
Gayreti olan, gayretli, çok çalışkan
- BASUR
-
Kelime Kökeni: Arapça bāsūr
-
[isim, tıp]
Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis; mayasıl, hemoroit
-
[isim, tıp]
Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis; mayasıl, hemoroit
- KUTUR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳuṭr
-
[isim, eskimiş, matematik]
Daire ve kürede çap
-
Bakınız köşegen
-
[isim, eskimiş, matematik]
Daire ve kürede çap
- USKUR
-
Kelime Kökeni: İngilizce screw
-
[isim]
Bakınız pervane
- "Boğaz'dan uskur gürültüleriyle köpük köpük geçen bir vapura dalmış."
-
[isim]
Bakınız pervane
- DUMUR
-
Kelime Kökeni: Arapça żumūr
-
[isim, fizyoloji]
Bakınız körelme
-
[isim, fizyoloji]
Bakınız körelme
- KAFUR
-
Kelime Kökeni: Arapça kāfūr
-
[isim]
Kâfur ağacından elde edilen, hekimlikte kullanılan, beyaz ve yarı saydam, kolaylıkla parçalanan, güzel kokulu bir madde; kâfuru
- "Hastaneye gider gitmez gene kan aldırdılar, kâfuru şırınga ettiler, daha bilmem neler yaptılar, hasta açılmadı."
-
[sıfat, mecaz]
Çok beyaz
-
[isim]
Kâfur ağacından elde edilen, hekimlikte kullanılan, beyaz ve yarı saydam, kolaylıkla parçalanan, güzel kokulu bir madde; kâfuru
- FÜTUR
-
Kelime Kökeni: Arapça futūr
-
[isim, eskimiş]
Bezginliğin verdiği gevşeklik ve gayretsizlik
- "Bu hülya uzaklaştıkça ruhta zehirli bir fütur husule geliyordu."
-
[isim, eskimiş]
Bezginliğin verdiği gevşeklik ve gayretsizlik
- BUYUR
-
-
"buyurun!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
-
"anlamadım, sözünüzü tekrarlayınız!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
-
"söyleyiniz, emrediniz!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
-
"buyurun!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
- TOPUR
-
-
[isim, ağızlardan]
Kestanenin dikenli olan dış kabuğu
-
Fındığın dışındaki yeşil kabuk
-
[isim, ağızlardan]
Kestanenin dikenli olan dış kabuğu
- KUSUR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳuṣūr
-
[isim]
Eksikliği olma durumu
- "Bizden şerefli yırtıcı kuş, kan emen böcek / Tanrı'm o yolda rızkını vermiş, kusuru yok."
-
Bakınız bozukluk
-
Bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmama
-
Elverişsiz durum
-
[isim]
Eksikliği olma durumu
- ZEBUR
-
Kelime Kökeni: Arapça zebūr
-
[isim]
Hz. Davut'a gönderilen, Tanrı buyruklarını içeren kutsal kitap
-
[isim]
Hz. Davut'a gönderilen, Tanrı buyruklarını içeren kutsal kitap
- BATUR
-
Kelime Kökeni: Moğolca
-
[isim]
Bakınız bahadır
-
[isim]
Bakınız bahadır
- SALUR
-
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
- UÇKUR
-
-
[isim]
Şalvar veya iç donunun belde durmasını sağlamak için bele gelecek kısımlara geçirilen bağ
- "Bir defasında tuvalete gittiğimde uçkur koptu, pantolonumu giyip dükkâna geldim, durumu babama söyledim."
-
Torba, kese vb. şeylerin ağzını büzmek için bunlara geçirilen bağ
- "Torbanın uçkur tarafı, gözle kulak arasındaki mesafeye getirir ve boğazın altında sıkıca bağlanarak gazın kaçmasına mâni olunur."
-
[mecaz]
Cinsel duygu veya ilişki
- "Doktorlar falan filan hap, banyo ve uçkur perhizi tavsiye etmiş."
-
[isim]
Şalvar veya iç donunun belde durmasını sağlamak için bele gelecek kısımlara geçirilen bağ
- ASPUR
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿuṣfur
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız yalancı safran
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız yalancı safran
- BUHUR
-
Kelime Kökeni: Arapça baḫūr
-
[isim]
Dinî törenlerde yakılan kokulu ağaç vb. maddeler
-
[eskimiş]
Bakınız tütsü
- "Standart düşünceye mumlar yakılan, buhurlar serpilen yurdumuzda, aydınla kitle arasında ummanlar var."
-
[isim]
Dinî törenlerde yakılan kokulu ağaç vb. maddeler
- DOMUR
-
- BUĞUR
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız buğra
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız buğra
- MAZUR
-
Kelime Kökeni: Arapça maʿẕūr
-
[sıfat]
Mazereti olan; mazeretli
-
[sıfat]
Mazereti olan; mazeretli
- ÇUKUR
-
-
[isim]
Çevresine göre aşağı çökmüş olan yer
- "Bulaşık çukurunun üstündeki pencere de yandaki büyük eve bakıyor."
-
Çene ve yanaktaki gamze
- "Ne hoş gülerdi, yanaklarının çukuru ne derli toplu açılırdı."
-
[mecaz]
Bakınız mezar
-
[isim]
Çevresine göre aşağı çökmüş olan yer