Sonunda uluk olan 8 harfli 46 kelime var. ULUK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde uluk olan kelimeler listesine ya da başında uluk olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Uluk Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
K L U U
4 Harfli Kelimeler
KULU
3 Harfli Kelimeler
KUL, ULU
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TURŞULUK
-
-
[sıfat]
Turşu yapmaya elverişli
- "Turşuluk biber. Turşuluk hıyar."
-
[sıfat]
Turşu yapmaya elverişli
- KOLLULUK
-
-
[isim]
Kollu olma durumu
- "Topallık, çolaklık, tek kolluluk veya bacaksızlık gibi bedensel bir arızanız olup olmadığını görevli kendisi görmekte ve durumu kartekse yazıp sakatlık varsa özellikleri olan araba gerektiğini kaydetmektedir."
-
[isim]
Kollu olma durumu
- MUŞTULUK
-
-
[isim]
Muştucuya verilen armağan; müjde, müjdelik
-
[isim]
Muştucuya verilen armağan; müjde, müjdelik
- MUTÇULUK
-
-
[isim, felsefe]
Hayatın anlamını mutlulukta bulan, insan davranışlarının mutluluk isteğiyle belirlendiği görüşüne dayanan ahlak öğretisi; evdemonizm
-
[isim, felsefe]
Hayatın anlamını mutlulukta bulan, insan davranışlarının mutluluk isteğiyle belirlendiği görüşüne dayanan ahlak öğretisi; evdemonizm
- MUMCULUK
-
-
[isim]
Mumcunun yaptığı iş
-
[isim]
Mumcunun yaptığı iş
- TONLULUK
-
-
[isim, dil bilgisi]
Tonlu olma durumu; yumuşaklık, sedalılık, ötümlülük
-
[isim, dil bilgisi]
Tonlu olma durumu; yumuşaklık, sedalılık, ötümlülük
- TUĞCULUK
-
-
[isim]
Tuğcunun yaptığı iş
-
[isim]
Tuğcunun yaptığı iş
- ÇULCULUK
-
-
[isim]
Çulcunun yaptığı iş
- "Anadolu’da çulculuk ve terzicilik Müslüman olmayanların yaptığı bir zanaat değildi."
-
[isim]
Çulcunun yaptığı iş
- YOLCULUK
-
-
[isim]
Ülkeden ülkeye veya bir ülke içinde bir yerden bir yere gidiş veya geliş; yol, seyahat, sefer
- "Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk."
-
Bu gidiş gelişte geçen süre
-
Herhangi bir taşıtla bir yere gidip gelme
- "Yolculukla ilgili işlemleri tamamlarken, koltuğuna oturtmuştuk onu."
-
[mecaz]
Farklı bir zamana veya mekâna zihinsel olarak gitmek, o dönemi veya zamanı hatırlamak
-
[isim]
Ülkeden ülkeye veya bir ülke içinde bir yerden bir yere gidiş veya geliş; yol, seyahat, sefer
- TOPÇULUK
-
-
[isim]
Topçu olma durumu
-
[isim]
Topçu olma durumu
- ORGCULUK
-
-
[isim]
Orgcunun yaptığı iş
-
[isim]
Orgcunun yaptığı iş
- RUHÇULUK
-
-
[isim, felsefe]
Allah’ın varlığına ve insanda bedenden bağımsız olarak bir ruhun var olduğuna inanan, bütün gerçekliğin özünün ruh olduğunu, her gerçek olanın manevi olduğunu ve maddi olanın yalnızca manevi gerçekliğin bir görünüşü olduğunu ileri süren öğreti; tinselcilik, ispritizma, ispritizmacılık, spiritüalizm
-
Ruhun ölmediğine ve ölülerin ruhlarıyla medyumlar aracılığıyla haberleşmenin mümkün bulunduğuna inanan görüş; ispritizma, ispritizmacılık, spiritüalizm
-
[isim, felsefe]
Allah’ın varlığına ve insanda bedenden bağımsız olarak bir ruhun var olduğuna inanan, bütün gerçekliğin özünün ruh olduğunu, her gerçek olanın manevi olduğunu ve maddi olanın yalnızca manevi gerçekliğin bir görünüşü olduğunu ileri süren öğreti; tinselcilik, ispritizma, ispritizmacılık, spiritüalizm
- RUHLULUK
-
-
[isim]
Ruha sahip olma durumu
-
[isim]
Ruha sahip olma durumu
- TUZLULUK
-
-
[isim]
Tuzlu olma durumu
-
[kimya]
Bir litre suda erimiş bulunan tuzların gram olarak ağırlığı
- "Paris’te bir nehir varmış, içine düşen dal parçaları aşırı tuzluluktan dolayı tuzla kaplanır, kristal gibi gözükürmüş."
-
[isim]
Tuzlu olma durumu
- YUMRULUK
-
-
[isim]
Yumru olma durumu
-
[isim]
Yumru olma durumu
- MEŞRULUK
-
-
[isim]
Geçerli olma durumu; meşruiyet
-
[isim]
Geçerli olma durumu; meşruiyet
- DUTÇULUK
-
-
[isim]
Dutçunun yaptığı iş
-
[isim]
Dutçunun yaptığı iş
- TOPLULUK
-
-
[isim]
Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi; toplum, zümre
- "Bu müşterek duygu ve anlayış birçok zevkleri birleştirir ve bir topluluk meydana getirirdi."
-
Aynı yerde bulunan insan kalabalığı; cumhur
-
Sanatçı grubu
-
Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme
-
Vücudun dolgun olma durumu
-
[müzik]
Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup; ansambl
- "Çok sayıda amatör topluluk sahneledi Nalınlar'ı."
-
[isim]
Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi; toplum, zümre
- SOLCULUK
-
-
[isim]
Solcu olma durumu
-
[isim]
Solcu olma durumu
- KOMŞULUK
-
-
[isim]
Komşu olma durumu
- "Akrabalıktan öte komşuluk ilişkileri, hiç de seyrek yakınlıklar değildi."
-
Komşularla olan ilişki
-
[isim]
Komşu olma durumu