Sonunda uk olan 6 harfli 80 kelime var. UK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde uk olan kelimeler listesine ya da başında uk olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KUSMUK

  1. [isim] Kusulan şey, kusuntu

MAHKUK
...
BOŞLUK

  1. [isim] Oyuk, çukur, kapanmamış yer
  2. Kesinti, kopukluk
  3. Boş geçen süre
    • "Bu boşluktan sıkılıyorum."
  4. Eksiklik, yoksunluk duygusu
    • "Nevin, içinde ucu bucağı kayıp bir boşluk duydu." (Sait Faik Abasıyanık)
  5. Yetersizlik
    • "O günden bugüne olanları hatırladıkça insan ister istemez bu türlü çabaların hiçliğini, boşluğunu düşünmek zorunda kalıyor." (Refik Halit Karay)
  6. İçinde hiçbir cisim bulunmayan, vakum

SOLLUK

  1. [isim] Sol olma durumu
    • "Soluz dedim ama solluğu bir başka yönden kabullendim, siz acaba ne düşündünüz de solluğu bize layık gördünüz?" (Orhan Veli Kanık)

MUSLUK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Takıldığı boru veya kabın içindeki akışkanı, istenildiğinde akıtabilecek bir düzende yapılmış açılır kapanır alet
  2. El yıkamaya yarayan yer, lavabo
    • "Beni musluğa götüren namuslu polisler kurtulduğumu görünce sevindiler." (Aka Gündüz)

MEMLUK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Köle

TONLUK

  1. [sıfat] Herhangi bir ton hacminde olan
    • "Üç tonluk kamyon."

ÇOKLUK

  1. [isim] Sayı veya ölçü yönünden çok olma durumu, çoğul, kesret, ekseriyet, teklik karşıtı
    • "Anayasa değişikliklerinde iptale karar verebilmesi için üçte iki oy çokluğu şarttır." (Anayasa)
  2. Çoğunluk
    • "O akşam kibarların geleceğini, smokin hatta frakların çoklukta olacağını söyledi." (Halide Edip Adıvar)
  3. Kelimelerin belirli eklerle birden çok varlığı veya kişiyi bildirme biçimi, çoğul, cem
  4. [zarf] Sık sık, çokça, çok kez
    • "Ben çokluk ata binmediğim için birkaç ay içinde at toplandı, semirdi ve güzelleşti." (Falih Rıfkı Atay)

SOYMUK

  1. [isim] Damarlı bitkilerin kök, gövde ve yapraklarında, ongun besi suyunu ileten borularla, yakın hücrelerden ve bunların arasını dolduran özek dokudan oluşan tabaka
  2. Çam ağacının çiğnenip emilen iç kabuğu ve bunu almak için ağacın gövdesine açılan yara, yalamuk

LOŞLUK

  1. [isim] Loş olma durumu
    • "Bir mahzen loşluğunu hatırlatan yarı karanlık içinde, Nadir odayı gösterdi." (Peyami Safa)

MEVSUK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Belgeye dayanan, doğru, doğruluğuna güvenilen, sağlam

KUYRUK

  1. [isim] Hayvanların çoğunda, gövdenin sonunda bulunan, omurganın uzantısı olan uzun ve esnek organ
    • "Zehra elinde kalem, gözlerine kuyruk çekiyordu." (Atilla İlhan)
    • "Gül gibi yavrusunu bırakıp da evlenecekmiş. Kuyruk sallaya sallaya oğlumu öldürttü." (Yahya Kemal)
    • "Ama hâlâ bilet var diye bekleyen en aşağı beş bin kişi güzel bir kuyruk yapmışlar." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
    • "İki kişinin arkasından kuyruğa girdiği sırada, seyis biletlerini alıyordu." (Necati Cumalı)
  2. Bu organa benzeyen uzantı
    • "Uçağın kuyruğu. Gelinliğin kuyruğu."
  3. Kuşlarda gövdenin sonunda bulunan tüy demeti
  4. Koyunun bazı türlerinde eritilerek yağı alınan bir uzantısı
  5. Başın arkasına toplanmış saç demeti
  6. Bir harfin bitiş çizgisine yakın yerde, birden bir dönüş yapan kısa çizgi
  7. İnsanların sıra beklemek için art arda durarak oluşturduğu dizi
    • "Çoğu yirmi yaş civarında, sürü sepet öğrenci genç, kuyruğa girmiş, sırasını bekliyor." (Atilla İlhan)
  8. Birisinin arkasına takılıp ondan ayrılmayan kimse
    • "Falanca kuyruğu ile birlikte geliyor."

LOPÇUK

  1. [isim] Küçük lop
    • "Akciğer lopçuğu."

PULCUK
...
YUMRUK

  1. [isim] Parmakların kapanmasıyla elin aldığı biçim
    • "Dişlerini kilitleyerek iki yumruğunu havada salladı." (Peyami Safa)
    • "Yemek yemek için kıyı kumsalına çıkmış, orada ona yumruk kadar bir örümcek musallat olmuştu." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Elin bu biçimiyle yapılan vuruş
    • "Bir karış mesafeden inecek yumrukla, bir metre mesafeden çakılacak yumruğun tesirleri arasında büyük fark vardır." (Aka Gündüz)
    • "Yumruk kadar çocukcağızı tek başına trene oturtamaz ya..." (Refik Halit Karay)
  3. Baskı
    • "Düşman yumruğu altında."

MEŞKUK
...
KAVRUK

  1. Kavrulmuş olan
  2. Kurumaya yüz tutmuş
  3. Yaşı ilerlemesine karşın iyi gelişememiş olan
    • "Kalem gibi baldırlı, kavruk çocuklara para verdim." (Sait Faik Abasıyanık)

ŞOMLUK
...
MUMLUK

  1. Herhangi bir sayıda mumu olan
    • "Üç mumluk şamdan."
  2. Herhangi bir mum gücünde olan
    • "Yüz mumluk ampul."
  3. [isim] Şamdan

BURKUK

  1. [sıfat] Burkulmuş olan

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü