Sonunda u olan 5 harfli 127 kelime var. U harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde u harfi olan kelimeler listesine ya da başında u harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇOKÇU

  1. [sıfat, felsefe] Çokçuluk öğretisini benimseyen; plüralist
    • "Çokçu izlenime karşın epeyce yalınlaştırılmış bir sayım bu gene de." (Nermi Uygur)
YORTU

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Hz. İsa'nın yaşamını, ölümünü, dirilişini ve azizlerin yaşamlarına yansımış olan erdemlerini anmak üzere kilisenin belirlediği kutsal günler
EKOLU

  1. [sıfat] Bakınız yankılı
KONDU

  1. [isim] Bakınız gecekondu
    • "Bir kondum vardı, onu sattım ve yarışmaya katılmak için buraya geldim." (Muzaffer İzgü)
MUYLU

  1. [isim, teknik] Başka bir parça için dönme ekseni görevini yapan, silindir biçiminde parça
  2. Bir milin yatağında dönmesini sağlayan bölüm
  3. Bir top namlusunun iki yanına tutturulan miller
TORTU

Kelime Kökeni: Farsça durdī

  1. [isim, kimya] Bakınız çökelti
    • "Gün iyiden iyiye ışıdı artık, tortusu dibe çöken bir su gibi duruldu, berraklaştı ortalık." (Nâzım Hikmet)
  2. [mecaz] Bir şeyin bayağı, işe yaramaz duruma gelmiş olanı
  3. [mecaz] Bir topluluğun soysuzlaşmış üyeleri
  4. [mecaz] Bakınız kalıntı
    • "Baş ağrısı ile kalkmanız da olası. Her eğlencenin o kadar tortusu olacak artık." (Haldun Taner)
PULLU

  1. [sıfat] Üzerine pul yapıştırılmış
    • "Pullu dilekçe."
  2. Üzerine pul işlenmiş
    • "Pullu gece elbisesi."
  3. Pulu olan
    • "Pullu cıvata. Pullu balık."
PULCU

  1. [isim] Pul satan kimse
  2. Pul derleyen veya derleyenlere pul satan kimse; pul koleksiyoncusu, filatelist
PULSU

  1. [sıfat] Pula benzeyen, pul gibi olan
KURGU

  1. [isim] Bir şeyin zembereğini kurmak için kullanılan araç; anahtar
  2. Zembereğin kurulmuş olma durumu
    • "Saatin kurgusu bitmiş."
  3. Bir işe hazırlamak için yapılan telkin
    • "Bankacılardan birkaçının kurgularıyla belediye başkanlığına adaylığını koymuştu." (Memduh Şevket Esendal)
  4. [edebiyat] Bakınız çatı
  5. [felsefe] Uygulamaya geçmeyen, sadece bilmek ve açıklamak amacını güden düşünce, kuramsal araştırma; spekülasyon
  6. [sinema, televizyon] Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini, bir uyum ve anlam bütünlüğü sağlayarak birleştirme; montaj
  7. [sinema, televizyon] Gerçek olmayan olay ve kahramanlardan oluşan eser
YOKÇU

  1. [sıfat, felsefe] Bakınız nihilist
HAPŞU

  1. [isim] Hapşırırken çıkan ses
COŞKU

  1. [isim] Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu
    • "Vali'nin hızı ve coşkusu yanındakilere de bulaşıcı bir hastalık gibi sirayet ediyordu." (Ayşe Kulin)
  2. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan; çalkantı, galeyan
    • "Gençlerin coşkusu coşkuda kalıyor, yaratıcı bir tutarlığa bir türlü dönüşemiyordu." (Çetin Altan)
  3. [ruh bilimi] Salgı bezleri ve dinamik etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç veya dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu
  4. [felsefe] Bir düşünceyle, bir duyguyla dolarak yücelme, ruhun kendini aşıp yücelmesi; heyecan
KOLCU

  1. [isim] Bakınız muhafız
    • "Eski omuzdaşları gibi ne kahve ne kuşçu dükkânı açmaya ne kolcu yazılmaya ne de gazete müvezziliğine tenezzül etti." (Ömer Seyfettin)
  2. [eskimiş] Hizmetçilere çalışacak ev bulan kimse
    • "Kolcuya hizmetçi ısmarladık."
UÇUCU

  1. [sıfat] Uçma yeteneği veya özelliği olan; tayyar
  2. Düşük sıcaklıkta hızla buharlaşma özelliği olan
  3. Uçak kullanma yeteneği olan
    • "Mezun olan subaylardan uçuculuk muayenesini kazananlar uçucu pilot subay olurlar." (İsmail Sivri)
  4. [isim] Bakınız pilot
MUTLU

  1. [sıfat] Yaşadıklarından veya karşılaştıklarından dolayı hoşnutluk içinde bulunan; ongun (I), saadetli, bahtiyar, berhudar, hümayun, mesut
    • "Beni orada sıcak bir yuva, huzurlu konuklar, mutlu bir kadın bekliyor." (Reha Mağden)
  2. Mutluluk veren
    • "Mutlu bir olay."
MUTÇU

  1. [sıfat, felsefe] Mutçuluk öğretisini benimseyen; evdemonist
SUÇLU

  1. [sıfat] Suç işlemiş, suçu olan (kimse); mücrim
    • "Suçluların ani, delice hareketleri gizli kalabilirdi." (Aka Gündüz)
ZORGU

  1. [isim, ruh bilimi] Kişinin eğilimi ve isteğine uymayan iş ve davranışlara zorlanması veya bu özellikteki davranışları göstermesi
MESMU

Kelime Kökeni: Arapça mesmūʿ

  1. [sıfat, eskimiş] İşitilmiş, duyulmuş olan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü