Sonunda u olan 4 harfli 88 kelime var. U harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde u harfi olan kelimeler listesine ya da başında u harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TAPU

  1. [isim, hukuk] Bir taşınmazın üstündeki mülkiyet hakkını gösteren belge
  2. Tapu işlerinin yürütüldüğü kuruluş
EKRU

Kelime Kökeni: İngilizce ecru

  1. [isim] Krem rengine yakın beyaz
  2. [sıfat] Bu renkte olan
BURU

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız sancı
DUYU

  1. [isim] İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği; his
    • "Tüm duyularım uyanık olarak trenimin rengini ve numarasını bulmaya çalışırdım." (Nazlı Eray)
DURU

  1. [sıfat] Bulanıklığı olmayan; berrak
  2. Pürüzsüz olan (ten)
    • "Bu, duru beyaz tenli ve kıpkızıl dudaklı bir körpe Rus kızıydı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. [mecaz] Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.)
    • "Böyle duru bir mantık karşısında akan sular duruyordu." (Ayşe Kulin)
OLDU

  1. [ünlem] Bakınız evet
  2. Bakınız başüstüne
OLTU

  1. [isim] Erzurum iline bağlı ilçelerden biri
KUTU

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] İnce tahta, mukavva, teneke, plastik vb.nden yapılmış, genellikle kapaklı kap
    • "Enfiyesini, üstü mineli bir kutudan çekerdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. [sıfat] Bu kabın alabildiği miktarda olan
    • "Tam bir kutu çorabı tıkıştırdılar koltuğumun altına." (Nâzım Hikmet)
  3. Elektrik veya telefon tellerinin toplanıp bağlandığı kap
  4. [mecaz] Bir kimsede, bir yerde, bir şeyde iyi veya kötü bir özelliğin fazlalığını belirten bir söz
    • "Akıl kutusu. Fesat kutusu."
KUĞU

  1. [isim, hayvan bilimi] Perde ayaklılardan, yaban ve evcil türleri bulunan, çok uzun ve kıvrık boyunlu, geniş gagalı, geniş kanatlı bir su kuşu (Cygnus olor)
KUZU

  1. [isim] Koyun yavrusu
    • "Belki beş kuzunun derisinden yapılmış, siyah bir kalpak." (Ömer Seyfettin)
  2. Bir meyve ve sebzeye bitişik olan küçük meyve veya sebze
  3. Yazma kitaplarda sayfa kenarına çizilmiş içi işlenmiş cetvelin yakınına çekilen tek çizgi
  4. Bir kerpicin yarısı büyüklüğünde kerpiç
  5. [mecaz] Bakınız yavru
    • "Anasının kuzusu."
  6. Bir meyve, sebze veya ekmeğin kendisine yapışık olarak çıkan küçüğü
  7. [argo] Deneyimsiz, toy kimse
UYGU

  1. [isim] Bakınız uygulama
    • "Ancak uygu alanında bu amaca göre işlenemediği için Kayseri Köy Öğretmen Okulu 1932’de, Denizli’deki de 1933’te kapatıldı." (Nevzat Ayas)
  2. İki veya daha fazla şey arasındaki uygunluk ilgisi
  3. [müzik] Aynı anda işitilen iki veya daha çok ses
    • "Fakat armonilere esas olan malzemeyi ‘uygu’ denilen muayyen ses takımları teşkil ederken kontrpuanda malzeme bilakis münferit notalardır." (Hüseyin Sadettin Arel)
UYDU

  1. [isim, gök bilimi] Bir gezegenin çekiminde bulunarak onun çevresinde dolanan daha küçük gezegen; peyk
    • "Ay, yerin uydusudur."
  2. Türlü amaçlarla yerden fırlatılan ve genellikle kapalı bir yörünge çizerek yer çevresinde dolanan araç
  3. [sıfat, mecaz] İşlerini ve davranışlarını daha güçlü birinin isteğine uyduran (devlet, kurum, kimse)
KULU

  1. [isim] Konya iline bağlı ilçelerden biri
UÇLU

  1. [sıfat] Ucu olan, ucu çıkan
    • "Bu iki uçlu davanın ise bence bir tek hedefi vardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [ağızlardan] Filtreli (sigara)
İGLU

Kelime Kökeni: İngilizce igloo

  1. [isim] Çoğunlukla kar bloklarından kubbe biçiminde yapılan ve yalnızca Mackenzie Irmağı deltası ile Labrador arasında kalan bölgede rastlanan Eskimo kulübesi
KURU

  1. [sıfat] Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı
    • "Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı." (Halide Edip Adıvar)
  2. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan (yer)
    • "Kuru çöl. Kuru tepeler."
  3. Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı
    • "Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar." (Refik Halit Karay)
  4. Canlılığını yitirmiş (bitki)
    • "Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum?" (Halide Edip Adıvar)
  5. Salgısı olmayan
    • "Kuru öksürük. Kuru egzama."
  6. Döşenmemiş, çıplak
    • "Salih Reis, dört kuru duvardan ibaret fukara kapısından gördüğü mavi denize baka baka ölmek istiyordu." (Halikarnas Balıkçısı)
  7. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek)
    • "Kuru çayla karın doyar mı?"
  8. [mecaz] Etkisi ve sonucu olmayan
    • "Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  9. [mecaz] Bakınız sıska
  10. [mecaz] Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze
    • "Kuru, zevksiz bir hayat."
  11. [mecaz] Akıcı olmayan, duygudan yoksun
    • "Kuru bir anlatım."
  12. [isim] Bakınız kuru fasulye
SAGU

Kelime Kökeni: Malezyaca

  1. [isim] Bazı hurma ağaçlarının özünden çıkarılan ve pirinç gibi kullanılan nişastalı bir madde; Hint irmiği
EBRU

Kelime Kökeni: Farsça ebrī

  1. [isim] Kâğıt süslemeciliğinde kitre, kola vb. yapıştırıcılarla yoğunlaştırılmış su üzerine, neft yağı ile sulandırılmış yağlı boya damlatılarak yapılan ve kâğıda geçirilen süs
  2. Kitap ve defter kaplarında, levhalarda kullanılmak üzere boya ile mermer damarları gibi renkli dalgalar yapılarak süslenmiş kâğıt
ALPU

  1. [isim] Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri
UNLU

  1. [sıfat] İçinde un bulunan, unla yapılmış
  2. [sıfat] Una bulanmış
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü