Sonunda tmek olan 8 harfli 63 kelime var. TMEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde tmek olan kelimeler listesine ya da başında tmek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Tmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E K M T

3 Harfli Kelimeler

KEM, KET, MET, TEK, TEM

2 Harfli Kelimeler

EK, EM, ET, KE, ME, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TÜKETMEK

  1. [-i] Kullanarak, harcayarak yok etmek, bitirmek; yoğaltmak
    • "Titreyen elleri baş ucundaki sürahiye gide gele içindeki suyu tüketmişti." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. [mecaz] Güçsüzleştirmek, bezdirmek
  3. Yürüyerek aşmak, bitirmek
TÜRETMEK

  1. [-i] Oluşturmak, ortaya çıkarmak, yaratmak, meydana çıkarmak
  2. [dil bilgisi] Türetme yoluyla kelime yapmak
    • "Sıfatlara ve yön gösteren bazı adlara gelen +IA- eki, genellikle o niteliği üzerinde bulunduran ve ‘olma’ bildiren geçişsiz fiiller türetir." (Zeynep Korkmaz)
ESKİTMEK

  1. [-i] Çok kullanarak eskimiş duruma getirmek
    • "Çocuk, pantolonunu eskitti."
  2. [mecaz] Etkisini sürdürememek
    • "Yunus Emre'yi yüzyıllar eskitemedi."
  3. [mecaz] Bakınız yaşlandırmak
    • "Alkol, tütün ve aşk eskitti beni." (Attilâ İlhan)
  4. Daha eski görünmesi için herhangi bir eşya üzerinde boya vb. ile işlem yapmak
DİRETMEK

  1. [nesnesiz] Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda ayak diremek
    • "Annesi ile ablası adamın kaçırılacak bir kısmet olmadığını öne sürerek evlenmesi için diretiyorlardı." (Necati Cumalı)
ESNETMEK

  1. [-i] Esnemesine sebep olmak
ÖZLETMEK

  1. [-e, -i] Özlemesine yol açmak
AHDETMEK

Kelime Kökeni: Arapça ʿahd + Türkçe etmek

  1. [-e] Bir şeyi yapmak için kendi kendine söz vermek
    • "Daha İstanbul'da iken buna ahdetmiş, bu yolda ölümü göze alarak Anadolu'ya çıkmıştı." (Eflâtun Cem Güney)
AKSETMEK

Kelime Kökeni: Arapça ʿaks + Türkçe etmek

  1. [-e, -den] Bakınız yansımak
    • "Ve aynaya akseden alın kırışığında / Ölümü hatırlarız solgun mum ışığında" (Halit Fahri Ozansoy)
  2. Bakınız yankılanmak
    • "Aksetti uyanmış tepelerden sırasıyla / Dağ dağ o güzel ses bütün etrafı gezindi" (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. [-e, mecaz] Birileri aracılığıyla duyulmak
    • "Zaptiye ve hafiye vakalarına dair havadisler bize, âdeta, efsaneleşmiş olarak aksetmez miydi?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
İÇİRTMEK

  1. [-e, -i] İçmesine sebep olmak
AZMETMEK

Kelime Kökeni: Arapça ʿazm + Türkçe etmek

  1. [-e] Bir işi yapmak için kararlılıkla gayret etmek, bir işte azim göstermek
    • "En azından yirmi beş yıl daha yaşamaya azmettim." (Nâzım Hikmet)
  2. [eskimiş] Bir yere gitmek için hareket etmek
KATETMEK

Kelime Kökeni: Arapça ḳaṭʿ + Türkçe etmek

  1. [-i] Bir yeri aşarak geçmek
    • "Yolumuz bir dereyi katedecekti." (Aka Gündüz)
  2. [eskimiş] Bakınız kesmek
DENETMEK

  1. [-i] Denemesini sağlamak
ÜRKÜTMEK

  1. [-i] Ürküntü vermek
  2. Korkutup kaçırmak
    • "Avcı, elinde ipi silkeleyerek hafif, sanki balıklarını ürkütmek istemiyormuş gibi yavaş yavaş ağını çekiyordu." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Herhangi bir etkiyle bitkinin gelişmesini engellemek
  4. [mecaz] Bir şeye karşı korkutmak
    • "Karşılarındaki müthiş manzara onları bir saniye bile ürkütmemiştir." (Esat Mahmut Karakurt)
  5. [mecaz] Bir şeye karşı kuşkulandırmak
    • "Ali Rıza Bey hemen kendini topladı. Münasebetsiz bir şey yaparak arkadaşını ürkütmekte mana yoktu." (Reşat Nuri Güntekin)
GÖZETMEK

  1. [-i] Korumak, bakmak, özen göstermek; himaye etmek
    • "Büyük kardeşler küçükleri gözetir."
  2. Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak; kovmak
  3. [nesnesiz] Kollamak, beklemek
    • "Fırsat gözetmek. Uygun bir zamanı gözetmek."
  4. Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak
  5. Bakınız kayırmak
İNLETMEK

  1. [-i] İnlemesine yol açmak
  2. [mecaz] Çok eziyet vermek, eziyet çektirmek
DEVİTMEK

  1. [-i] Hareket durumuna getirmek
İSTETMEK

  1. [-i] İstemesini sağlamak; arzulatmak
    • "Dilerse istetir, öyle verir." (Necip Fazıl Kısakürek)
VADETMEK

Kelime Kökeni: Arapça vaʿd + Türkçe etmek

  1. [-e] Bir işi yerine getireceğine söz vermek
    • "Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın / Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın" (Mehmet Akif Ersoy)
  2. [nesnesiz] Davranışıyla, tutumuyla bir işi yapacağı duygusunu uyandırmak, umudunu vermek
    • "İlmin tatbikatında başarılar sağlayışı insanoğluna pek çok şey vadediyor." (Mehmet Kaplan)
KAYETMEK

Kelime Kökeni: Arapça ḳayʾ + Türkçe etmek

  1. [-i] Bakınız kusmak
İNCİTMEK

  1. [-i] İncinmesine yol açmak
    • "Sol ayağımı geçen gün biraz incitmiştim." (Aka Gündüz)
  2. [mecaz] Kötü söz veya davranışla birini kırmak, üzmek; kıtlamak
    • "Bu gibi işlerin halkı incitmeyeceğini söylediler." (Memduh Şevket Esendal)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü