Sonunda tmek olan 6 harfli 9 kelime var. TMEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde tmek olan kelimeler listesine ya da başında tmek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Tmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E K M T

3 Harfli Kelimeler

KEM, KET, MET, TEK, TEM

2 Harfli Kelimeler

EK, EM, ET, KE, ME, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YİTMEK

  1. [nesnesiz] Yok olmak, ortadan kalkmak; kaybolmak
  2. Görünmez olmak
    • "O gökle deniz arasındaki, gemilerin asılı kaldığı ışık genişliği yitti, gemiler denize indiler." (Yaşar Kemal)
  3. Sahip olunan bir şey elden çıkmak
TÜTMEK

  1. [nesnesiz] Duman veya buhar çıkarmak
    • "Dumanı tütmekte olan bir vapuru görerek artık yerine dönmeyi akıl etti." (Haldun Taner)
  2. Ocak veya sobanın bacası dumanı çekmeyip geri vermek
    • "Kahvelerin içi, tüten ocakla göz gözü görmez bir hâldeydi." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. [mecaz] Yaşamak, varlığını sürdürmek
    • "Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak" (Mehmet Akif Ersoy)
  4. [ağızlardan] İyi veya kötü kokmak
YETMEK

  1. [nesnesiz] Bir gereksinimi karşılayacak, giderecek nicelikte olmak
    • "Gökçimen’in insanlarına, hayvanlarına yeter iyi kötü." (Fakir Baykurt)
  2. [-e] Yeterli sebep olmak
    • "İlkin uzak ve belirsiz fısıltılar biçiminde kulağına gelen sesler, onu uykusundan uyandırmaya yetmişti, çok uzaktan belli belirsiz nal sesleri duyuyordu." (Murathan Mungan)
  3. Kötü bir davranış, durum, tutum yeterli olmak, kâfi gelmek
    • "Bu zulüm artık yeter!"
  4. [-e, mecaz] Başkasına gereksinim duymamak, kendine yeter olmak
    • "Kendiyle dolu, kendine yeten, olgun ve aydın bir insanın değil bir günü, bazen bir saati bile yüz binlerce lira değerinde olabilir." (Haldun Taner)
  5. [-e, ağızlardan] Bir yaşa erişmek, ulaşmak
    • "At dört, kız on beşe yettiği zaman / Severim kır atı bir de güzeli" (Dadaloğlu)
ÖRTMEK

  1. [-i] Korumak, görünmez duruma getirmek veya gizlemek için üstüne bir şey koymak
    • "Kadın bebeğini itina ile yatırdı, yüzünü örttü." (Aka Gündüz)
  2. Bakınız kapamak
    • "Perihan kızdı, gidip piyanonun kapağını örttü." (Peyami Safa)
  3. Bakınız kaplamak
    • "Sarmaşıklar duvarları örtmüş."
  4. [mecaz] Kötü bir durumu belli etmemek, gizlemek, saklamak
    • "Birinin suçunu örtmek."
GÜTMEK

  1. [-i] Hayvan veya hayvan sürüsünü önüne katıp otlatmak
    • "Anasının ne hayvanları güdecek zamanı ne de dermanı vardı." (H. İlker Altınsoy)
  2. [nesnesiz, mecaz] Bir düşünceyi veya bir ilkeyi gerçekleştirmeye çalışmak
  3. [mecaz] Bir kimseyi, bir topluluğu kendi düşünce ve amacı doğrultusunda yönetmek, sevk ve idare etmek
GİTMEK

  1. [-e] Bir yere doğru yönelmek; gidedurmak, uzanmak
  2. [-den] Bir yerden veya bir işten ayrılmak
  3. Çıkmak, ulaşmak
    • "Bu yol nereye gider?"
  4. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak
    • "Her gün çalışmaya gidiyor."
  5. [nesnesiz] Sürmek, devam etmek
    • "Ama böyle giderse Allah hemen sonunu hayırlara tebdil etsin." (Memduh Şevket Esendal)
  6. Yakışmak, yaraşmak
    • "Bu renk ona gitmedi."
  7. Tüketilmek, harcanmak
    • "Eline geçen paranın çoğu da İstanbul'da çoluğa çocuğa gidiyor." (Memduh Şevket Esendal)
  8. [nesnesiz] Götürülmek, gönderilmek
    • "Haber daha yeni gitti."
  9. [nesnesiz] Yeter olmak, yetmek, yetişmek
    • "İki ton kömür üç ay gider."
  10. [nesnesiz] Yürümek, yol almak
    • "Bu at iyi gider."
  11. [nesnesiz] Bakınız dayanmak
    • "Bu giysi iki yıl gider."
  12. [nesnesiz] Sona ermek
    • "Yaz gitti, kış geldi."
  13. [nesnesiz] Herhangi bir durumda olmak
    • "Yolculuk iyi gidiyor. Bakalım bu iş nasıl gidecek?"
  14. [nesnesiz] Yok olmak, elden çıkmak
    • "Gemiler ve saray hepsi gitti." (Falih Rıfkı Atay)
  15. [nesnesiz] Bakınız ölmek
    • "Ben giderim adım kalır / Dostlar beni hatırlasın" (Âşık Veysel)
  16. Bakınız başvurmak
    • "Mahkemeye gitmek."
  17. [nesnesiz] Bir şey zarar görmüş olmak
    • "Duvarın boyası gitmiş."
  18. [nesnesiz] Makine, işlemek, çalışmak
    • "Bu saat iyi gidiyor."
  19. [-den] Bakınız satılmak
    • "Altın kaçtan gidiyor?" (Sait Faik Abasıyanık)
  20. Bakınız yapmak
    • "Para ayarlamasına gitmek."
  21. [mecaz] Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak; yuvarlanmak
    • "Bu işin sonu nereye gider."
  22. [yardımcı fiil] Değerlendirmek, saymak, karşılamak
    • "Bu iş hoşuma gitmedi, tuhafıma gitti."
BİTMEK

  1. [nesnesiz] Bakınız tükenmek
    • "Dün akşam param bitmişti." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Sona ermek; tükenmek
  3. [mecaz] Çok yorulmak
  4. [mecaz] Güçsüz kalmak, çok zayıflamak
    • "Biçare adam on günde limon sarısına dönmüş, incelmiş, bitmiş." (Etem İzzet Benice)
  5. [-e, argo] Çok sevmek, bayılmak, beğenmek
    • "Buğulu bir sesi var. Ben böyle sese biterim." (Haldun Taner)
DİTMEK

  1. [-i] Yün, pamuk vb.ni tellere ayırarak kabartmak
  2. Elle çok küçük parçalara ayırmak
    • "Haşlanan etleri soğuduktan sonra didiniz."
ÇİTMEK

  1. [-i] Bir araya getirmek; çitilemek (II), çitimek
  2. Deri, örgü veya kumaştaki deliği örerek yamamak; çitilemek, çitimek
  3. Tarağın dişlerini iplikle bağlayıp sıkıştırmak
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü