Sonunda tmak olan 8 harfli 74 kelime var. TMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde tmak olan kelimeler listesine ya da başında tmak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Tmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A K M T
3 Harfli Kelimeler
KAM, KAT, MAT, TAK, TAM
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, AT, MA, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YAŞATMAK
-
-
[-i]
Yaşamasını sağlamak veya yaşamasına imkân vermek
- "Mükrimin Hoca, İslam tarihini sade öğretmez, yaşatırdı."
-
[mecaz]
Daha iyi ve zengin bir hayat sürmesini sağlamak
- "Son derece lüks olanaklarla yaşatıyordu yeni ailesini."
-
[nesnesiz, mecaz]
Keyiflendirmek, mutlu etmek
- "Onu sanki yeniden yaşatan sesinizle okur musunuz?"
-
[mecaz]
Sürdürmek, devam ettirmek
- "Bir millet, varlığını, her şeyden çok dilinde yaşatır."
-
[-i]
Yaşamasını sağlamak veya yaşamasına imkân vermek
- AYILTMAK
-
-
[-i]
Ayılmasını sağlamak
- "Ağaçlar arasından sızan ikindi güneşi ve minarelerden ilahi sesleniş onları ayılttı."
-
[-i]
Ayılmasını sağlamak
- YIKATMAK
-
-
[-e, -i]
Yıkama işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Yıkama işini yaptırmak
- ONARTMAK
-
-
[-i]
Onarma işini birine yaptırmak, tamir ettirmek
- "Fatih Sultan Mehmet onu onarttığı gibi III. Murat da 1582 yılında yenilemiştir."
-
[-i]
Onarma işini birine yaptırmak, tamir ettirmek
- ISLATMAK
-
-
[-i]
Islak duruma getirmek; ıslamak
-
[mecaz]
Mutlu bir olayı yeme içme ile kutlamak
-
[argo]
Dayak atmak veya ağır hakarette bulunmak
- "Müfettiş, gazete sahibini iyice ıslattıktan sonra bastonunu, şapkasını aldı, küfrederek kapıdan çıktı."
-
[-i]
Islak duruma getirmek; ıslamak
- ANIRTMAK
-
-
[-i]
Anırmasını sağlamak
-
[-i]
Anırmasını sağlamak
- SULATMAK
-
-
[-e, -i]
Sulama işini yaptırmak
- "Belediye bahçeleri sulatıyor, yangın söndürmenin yedek sularını da kullanıyormuş."
-
[-e, -i]
Sulama işini yaptırmak
- BOŞATMAK
-
-
[-den]
Boşama işini yaptırmak
- "Bir banka memurundan boşattığı kızını bana yamamayı kafasına koymuştur."
-
[-den]
Boşama işini yaptırmak
- KOCATMAK
-
-
[-i]
Bakınız kocaltmak
-
[-i]
Bakınız kocaltmak
- SIRITMAK
-
-
[nesnesiz]
Dişlerini göstererek aptallık, şaşkınlık, kurnazlık veya alay belirtir biçimde gülmek; sırtarmak (I)
-
Yorgan, şilte vb.ni iri ve aralıklı diktirmek
-
[mecaz]
Bütün çirkinliği ve kusuru ortaya çıkmak
- "İşi biraz karıştırınca bütün pürüzler sırıttı."
-
[mecaz]
Göze batmak
-
[nesnesiz]
Dişlerini göstererek aptallık, şaşkınlık, kurnazlık veya alay belirtir biçimde gülmek; sırtarmak (I)
- KURUTMAK
-
-
[-i]
Suyunu ve ıslaklığını giderip kuru duruma getirmek
- "Gözyaşlarını kurut, dedi, bilirsin ki kader değişmez."
-
Bitkileri susuz bırakıp kurumasına sebep olmak
- "Tek başına dolaştığın derin, yeşil ormanlarda / Yaprakları kurutacak sonbaharı düşündün mü?"
-
Bazı sebze ve meyvelerin buharlaştırılmasıyla kuru bir durum almasını sağlamak
-
[mecaz]
Cılız duruma getirmek, zayıflatmak
- "Bu hastalık onu kurutmuş."
-
[mecaz]
Yiyecek ve içecekleri yiyip bitirmek
-
[mecaz]
Uğursuzluk getirmek, yok etmek
- "Dâhilde bütün millî kuvvetlerimizi dağıttılar, bütün kabiliyetlerimizi kuruttular."
-
[-i]
Suyunu ve ıslaklığını giderip kuru duruma getirmek
- AĞLATMAK
-
-
[-i]
Ağlamasına yol açmak
- "Meşrutiyet onun için ölümdür; o zulmetmeden, öldürtmeden, ağlatmadan, kan ve gözyaşı döktürmeden yaşayamaz, ölür."
-
[-i]
Ağlamasına yol açmak
- YAMATMAK
-
-
[-e, -i]
Yamama işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Yamama işini yaptırmak
- UYARTMAK
-
-
[-i]
Uyarma işini yaptırmak
- "Kaygısız aydınlara ve zenginlere acıma duygusu telkin ederek topluluğun vicdanını uyartmak ister."
-
[-i]
Uyarma işini yaptırmak
- KOKUTMAK
-
-
[-i]
Hoş olmayan bir koku bırakmak
- "Bütün ovayı, bütün mor kelebekleri, yeri göğü kokuttu Murtaza'nın ölüsü."
-
Bozulup kokmasına neden olmak, kokuşturmak
- "Eti kokutmak."
-
[mecaz]
Bir işi uzatarak çıkmaza sokmak
-
[-i]
Hoş olmayan bir koku bırakmak
- BOYATMAK
-
-
[-i]
Boyama işini yaptırmak, boya sürdürmek
- "Kunduralarımı boyatmak istemiştim."
-
[-i]
Boyama işini yaptırmak, boya sürdürmek
- DOKUTMAK
-
-
[-e, -i]
Dokuma işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Dokuma işini yaptırmak
- AĞRITMAK
-
-
[-i]
Ağrımasına yol açmak
- "Evvela o sizi o kadar yoran, gözlerinizi ağrıtan kitaplar kalkacak."
-
[-i]
Ağrımasına yol açmak
- YARATMAK
-
-
[-i, din bilimi]
Allah, olmayan bir şeyi var etmek
- "Allah, mutlaka dünyayı kullarına sevdirmek için baharı yaratmış olacaktı."
-
[nesnesiz, mecaz]
Zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak o zamana kadar görülmeyen yeni bir şey ortaya koymak, yapmak
-
[nesnesiz, mecaz]
Olmasına, ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak
- "Bu haber sinirli bir hava yarattı. Yangın büyük tehlike yarattı."
-
[-i, din bilimi]
Allah, olmayan bir şeyi var etmek
- ATLATMAK
-
-
[-i]
Atlama işini yaptırmak
-
Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak
-
[mecaz]
Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak
- "Bana sorarsanız işin en güç tarafını atlattık."
-
[mecaz]
Görüşmek, konuşmaktan kaçmak
-
[mecaz]
Bir işi savsaklamak
-
[mecaz]
Birini aldatmak
- "Onları da ara sıra atlatanlar bulunur."
-
Bakınız ekmek (II)
-
[-i]
Atlama işini yaptırmak