Sonunda te olan 7 harfli 31 kelime var. TE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde te olan kelimeler listesine ya da başında te olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Te Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E T

2 Harfli Kelimeler

ET, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

OBEZİTE

Kelime Kökeni: Fransızca obésité

  1. [isim] Aşırı kiloluluk, hastalık ölçüsüne varan şişmanlık
KALÇETE

Kelime Kökeni: İtalyanca calcetta

  1. [isim, denizcilik] Elle örülerek yapılan yassı halat
MEVKUTE

Kelime Kökeni: Arapça mevḳūte

  1. [isim, eskimiş] Bakınız süreli yayın
ŞİKESTE

Kelime Kökeni: Farsça şikeste

  1. [sıfat, eskimiş] Kırılmış
  2. [mecaz] Yenilmiş, yenik düşmüş
  3. [mecaz] Gücenmiş, kırgın, kederli olan
GÜZEŞTE

Kelime Kökeni: Farsça guẕeşte

  1. [sıfat, eskimiş] Geçmiş, geçen
    • "Bahse girer misiniz? Beş dakika içinde en heyecanlı bir vaka icat etmeye muktedir olursam bu iki güzeşte aylıktan birini kasaya bırakır mısınız?" (Reşat Nuri Güntekin)
VARESTE

Kelime Kökeni: Farsça vāreste

  1. [sıfat, eskimiş] Kurtulmuş
    • "Endişeden vareste."
SOSYETE

Kelime Kökeni: Fransızca société

  1. [isim] Toplumun kibar, zevkli, zarif, gelir düzeyi yüksek olan insanlarının oluşturduğu ve kendilerine özgü yaşama biçimleri olan kesimi
    • "Çevre mevre yaveleri okuyan, doğa deniz kutsallığını sosyete övünmesi şekline dönüştürenlere değil lafım." (Yaman Koray)
  2. [eskimiş] Topluluk, toplum, cemiyet
    • "Sosyetemizde yerli zenginlerden bazıları ve birkaç İstanbullu büyük memur ailesi vardı." (Reşat Nuri Güntekin)
ELBETTE

Kelime Kökeni: Arapça elbette

  1. [zarf] Bakınız tabii
    • "Siz isterseniz elbette gelirim."
  2. Bakınız kuşkusuz
    • "Bu şato sahibi elbette şatonun her şeyiyle uğraşmak zorundadır." (Ahmet Kabaklı)
  3. Bakınız kesinlikle
DANSİTE

Kelime Kökeni: Fransızca densité

  1. [isim, kimya] Bakınız özgül ağırlık
FİRKETE

Kelime Kökeni: İtalyanca forchetta

  1. [isim] Kadınların saçlarını tutturmak için kullandıkları U biçimindeki naylon veya telden saç tokası
    • "Kadının başına doladığı örgülerden biri, firketelerden kurtulup omzuna düşüyor eğilince." (Nezihe Meriç)
KÜPEŞTE

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, denizcilik] Gemide güverte hizasında ıskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siper, borda kaplamalarının en üstü, güverteden yukarı kalan bölüm; korkuluk, parapet
    • "Adam yüze yüze geldi ve bir maymun çevikliğiyle küpeşteye tırmanıp güverteye atıldı." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. [mimarlık] Duvarların üzerine, balkon veya pencerelerin içine çimento ve mozaik karışımı ile yapılan dolgu set; parapet
FAKÜLTE

Kelime Kökeni: Fransızca faculté

  1. [isim] Bir üniversitenin, öğrenim alanı veya uzmanlık konusu bakımından ayrılmış kollarından her biri; medrese
    • "Bir ev hizmetçisi azıcık dişini sıkınca çocuğunu fakülteye gönderebiliyor." (Çetin Altan)
KANTİTE

Kelime Kökeni: Fransızca quantité

  1. [isim] Bakınız nicelik
ENFEKTE

Kelime Kökeni: Fransızca infecté

  1. [sıfat, tıp] Bakınız bulaşlı
KERESTE

Kelime Kökeni: Farsça kerāste

  1. [isim] Tomrukların boyuna biçilmesiyle elde edilen ve marangozlukla inşaatta kullanılan nitelikli ağaç
    • "Dağdan kestim kereste / Kuş besledim kafeste" (Halk türküsü)
  2. Ayakkabı yapımında kullanılan gereç
  3. [mecaz] Bakınız kalas
    • "Gözünü oyarım vallahi kereste!" (Sait Faik Abasıyanık)
GÜVERTE

Kelime Kökeni: İtalyanca coverta

  1. [isim, denizcilik] Gemide ambar ve kamaraların üstü
    • "Annem kamaraya girdi, ben güverteye çıktım." (Ruşen Eşref Ünaydın)
ARJANTE

Kelime Kökeni: Fransızca argentine

  1. [isim] Arjantin ülkesine verilen ad
  2. [sıfat] Arjantin’e özgü olan
    • "O söyledikçe gözlerim açılıyor, kristal, arjante kapların içinde şimdiye kadar neler yediğimizi öğreniyordum." (Ömer Seyfettin)
  3. Bakınız gümüş
  4. [sıfat] Gümüş gibi olan
REALİTE

Kelime Kökeni: Fransızca réalité

  1. [isim] Bakınız gerçeklik
    • "Bir meseleyle karşılaştı mı realiteleri göremez." (Orhan Seyfi Orhon)
VARYETE

Kelime Kökeni: Fransızca variété

  1. [isim] Şarkı, dans, hokkabazlık, temsil gibi aralarında ilişki bulunmayan farklı oyunlardan oluşan gösteri
    • "Mini sirk, varyete tiyatrosu ve bazı atış poligonları, İsrafil’e belirli bir kira ödeyip lunapark içinde işlerini yapıyordu." (Hilmi Taşkın)
  2. Bakınız varyasyon
  3. Bir posta pulunun farklı baskılarındaki biçimi
ENJEKTE

Kelime Kökeni: Fransızca injecté

  1. [sıfat, tıp] İç itilmiş
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü