Sonunda te olan 7 harfli 31 kelime var. TE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde te olan kelimeler listesine ya da başında te olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Te Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ET, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- OBEZİTE
-
Kelime Kökeni: Fransızca obésité
-
[isim]
Aşırı kiloluluk, hastalık ölçüsüne varan şişmanlık
-
[isim]
Aşırı kiloluluk, hastalık ölçüsüne varan şişmanlık
- KALÇETE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca calcetta
-
[isim, denizcilik]
Elle örülerek yapılan yassı halat
-
[isim, denizcilik]
Elle örülerek yapılan yassı halat
- MEVKUTE
-
Kelime Kökeni: Arapça mevḳūte
-
[isim, eskimiş]
Bakınız süreli yayın
-
[isim, eskimiş]
Bakınız süreli yayın
- ŞİKESTE
-
Kelime Kökeni: Farsça şikeste
-
[sıfat, eskimiş]
Kırılmış
-
[mecaz]
Yenilmiş, yenik düşmüş
-
[mecaz]
Gücenmiş, kırgın, kederli olan
-
[sıfat, eskimiş]
Kırılmış
- GÜZEŞTE
-
Kelime Kökeni: Farsça guẕeşte
-
[sıfat, eskimiş]
Geçmiş, geçen
- "Bahse girer misiniz? Beş dakika içinde en heyecanlı bir vaka icat etmeye muktedir olursam bu iki güzeşte aylıktan birini kasaya bırakır mısınız?"
-
[sıfat, eskimiş]
Geçmiş, geçen
- VARESTE
-
Kelime Kökeni: Farsça vāreste
-
[sıfat, eskimiş]
Kurtulmuş
- "Endişeden vareste."
-
[sıfat, eskimiş]
Kurtulmuş
- SOSYETE
-
Kelime Kökeni: Fransızca société
-
[isim]
Toplumun kibar, zevkli, zarif, gelir düzeyi yüksek olan insanlarının oluşturduğu ve kendilerine özgü yaşama biçimleri olan kesimi
- "Çevre mevre yaveleri okuyan, doğa deniz kutsallığını sosyete övünmesi şekline dönüştürenlere değil lafım."
-
[eskimiş]
Topluluk, toplum, cemiyet
- "Sosyetemizde yerli zenginlerden bazıları ve birkaç İstanbullu büyük memur ailesi vardı."
-
[isim]
Toplumun kibar, zevkli, zarif, gelir düzeyi yüksek olan insanlarının oluşturduğu ve kendilerine özgü yaşama biçimleri olan kesimi
- ELBETTE
-
Kelime Kökeni: Arapça elbette
-
[zarf]
Bakınız tabii
- "Siz isterseniz elbette gelirim."
-
Bakınız kuşkusuz
- "Bu şato sahibi elbette şatonun her şeyiyle uğraşmak zorundadır."
-
Bakınız kesinlikle
-
[zarf]
Bakınız tabii
- DANSİTE
-
Kelime Kökeni: Fransızca densité
-
[isim, kimya]
Bakınız özgül ağırlık
-
[isim, kimya]
Bakınız özgül ağırlık
- FİRKETE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca forchetta
-
[isim]
Kadınların saçlarını tutturmak için kullandıkları U biçimindeki naylon veya telden saç tokası
- "Kadının başına doladığı örgülerden biri, firketelerden kurtulup omzuna düşüyor eğilince."
-
[isim]
Kadınların saçlarını tutturmak için kullandıkları U biçimindeki naylon veya telden saç tokası
- KÜPEŞTE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Gemide güverte hizasında ıskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siper, borda kaplamalarının en üstü, güverteden yukarı kalan bölüm; korkuluk, parapet
- "Adam yüze yüze geldi ve bir maymun çevikliğiyle küpeşteye tırmanıp güverteye atıldı."
-
[mimarlık]
Duvarların üzerine, balkon veya pencerelerin içine çimento ve mozaik karışımı ile yapılan dolgu set; parapet
-
[isim, denizcilik]
Gemide güverte hizasında ıskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siper, borda kaplamalarının en üstü, güverteden yukarı kalan bölüm; korkuluk, parapet
- FAKÜLTE
-
Kelime Kökeni: Fransızca faculté
-
[isim]
Bir üniversitenin, öğrenim alanı veya uzmanlık konusu bakımından ayrılmış kollarından her biri; medrese
- "Bir ev hizmetçisi azıcık dişini sıkınca çocuğunu fakülteye gönderebiliyor."
-
[isim]
Bir üniversitenin, öğrenim alanı veya uzmanlık konusu bakımından ayrılmış kollarından her biri; medrese
- KANTİTE
-
Kelime Kökeni: Fransızca quantité
-
[isim]
Bakınız nicelik
-
[isim]
Bakınız nicelik
- ENFEKTE
-
Kelime Kökeni: Fransızca infecté
-
[sıfat, tıp]
Bakınız bulaşlı
-
[sıfat, tıp]
Bakınız bulaşlı
- KERESTE
-
Kelime Kökeni: Farsça kerāste
-
[isim]
Tomrukların boyuna biçilmesiyle elde edilen ve marangozlukla inşaatta kullanılan nitelikli ağaç
- "Dağdan kestim kereste / Kuş besledim kafeste"
-
Ayakkabı yapımında kullanılan gereç
-
[mecaz]
Bakınız kalas
- "Gözünü oyarım vallahi kereste!"
-
[isim]
Tomrukların boyuna biçilmesiyle elde edilen ve marangozlukla inşaatta kullanılan nitelikli ağaç
- GÜVERTE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca coverta
-
[isim, denizcilik]
Gemide ambar ve kamaraların üstü
- "Annem kamaraya girdi, ben güverteye çıktım."
-
[isim, denizcilik]
Gemide ambar ve kamaraların üstü
- ARJANTE
-
Kelime Kökeni: Fransızca argentine
-
[isim]
Arjantin ülkesine verilen ad
-
[sıfat]
Arjantin’e özgü olan
- "O söyledikçe gözlerim açılıyor, kristal, arjante kapların içinde şimdiye kadar neler yediğimizi öğreniyordum."
-
Bakınız gümüş
-
[sıfat]
Gümüş gibi olan
-
[isim]
Arjantin ülkesine verilen ad
- REALİTE
-
Kelime Kökeni: Fransızca réalité
-
[isim]
Bakınız gerçeklik
- "Bir meseleyle karşılaştı mı realiteleri göremez."
-
[isim]
Bakınız gerçeklik
- VARYETE
-
Kelime Kökeni: Fransızca variété
-
[isim]
Şarkı, dans, hokkabazlık, temsil gibi aralarında ilişki bulunmayan farklı oyunlardan oluşan gösteri
- "Mini sirk, varyete tiyatrosu ve bazı atış poligonları, İsrafil’e belirli bir kira ödeyip lunapark içinde işlerini yapıyordu."
-
Bakınız varyasyon
-
Bir posta pulunun farklı baskılarındaki biçimi
-
[isim]
Şarkı, dans, hokkabazlık, temsil gibi aralarında ilişki bulunmayan farklı oyunlardan oluşan gösteri
- ENJEKTE
-
Kelime Kökeni: Fransızca injecté
-
[sıfat, tıp]
İç itilmiş
-
[sıfat, tıp]
İç itilmiş