Sonunda te olan 5 harfli 26 kelime var. TE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde te olan kelimeler listesine ya da başında te olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Te Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ET, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ŞİLTE
-
-
[isim]
Üstünde oturulan, yatılan, içi yünle, pamukla doldurulmuş döşek
- "Üçümüz birden sürükleyerek şilteyi de dışarı çıkardık."
-
[isim]
Üstünde oturulan, yatılan, içi yünle, pamukla doldurulmuş döşek
- FORTE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca forte
-
[zarf, müzik]
Güçlü bir biçimde (çalınmak)
-
[zarf, müzik]
Güçlü bir biçimde (çalınmak)
- İBATE
-
Kelime Kökeni: Arapça ibāte
-
[isim, eskimiş]
Bakınız barındırma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız barındırma
- ÜNİTE
-
Kelime Kökeni: Fransızca unité
-
[isim]
Birlik, birleşmiş olma durumu
-
Bakınız birim
-
Okullarda birkaç ders saatinde işlenebilecek nitelikte geniş kapsamlı ders konusu
-
[tıp]
Kan bağışı sırasında kanın içine konulduğu, yaklaşık 500 ml’lik torba
-
[askerlik]
Bir görevi, işi sürekli olarak yapmak üzere oluşturulmuş birlik
-
[teknik]
Bir cihazın, tesisin, makinenin bölümlerinden her biri
-
[isim]
Birlik, birleşmiş olma durumu
- KORTE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca corte
-
[isim]
Âşıktaşlık, flört
-
[isim]
Âşıktaşlık, flört
- KÖFTE
-
Kelime Kökeni: Farsça kūfte
-
[isim]
Genellikle çekilmiş etten, bazen de tavuk, balık veya patatesten yapılan, türlü biçimlerde pişirilen yemek
- "İçeriden de cızbız köfte kokusu geliyor."
-
[isim]
Genellikle çekilmiş etten, bazen de tavuk, balık veya patatesten yapılan, türlü biçimlerde pişirilen yemek
- BESTE
-
Kelime Kökeni: Farsça beste
-
[isim]
Bir müzik eserini oluşturan ezgilerin bütünü
- "Belki hâlâ o besteler çalınır / Gemiler geçmeyen bir ummanda"
-
[isim]
Bir müzik eserini oluşturan ezgilerin bütünü
- NÜKTE
-
Kelime Kökeni: Arapça nukte
-
[isim]
İnce anlamlı, düşündürücü ve şakalı söz; espri
- "Hoş konuşur, nükteleri kahvelere intikal etmiştir, kıyafeti ve tavrı zariftir."
-
Yazıda, resimde, sözde ve davranışta ince, derin anlam; espri
- "Bu fıkradaki nükteyi anlayamadım."
-
[isim]
İnce anlamlı, düşündürücü ve şakalı söz; espri
- GÜFTE
-
Kelime Kökeni: Farsça gofte
-
[isim]
Müzik eserlerinin yazılı metni; söz
- "Sanatçı dostum bestelerinin güftelerini de kendi yazardı."
-
[isim]
Müzik eserlerinin yazılı metni; söz
- SAHTE
-
Kelime Kökeni: Farsça sāḫte
-
[sıfat]
Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan; çakma, düzme, düzmece
- "Köylü kadınlar boyunlarında sıra sıra sahte altınlar... taşırlardı."
-
Bakınız uydurma
-
Gerçek olmayan, gerçeğe benzetilmiş; yalancı
- "Edebiyat dünyamız tereciye tere satmaya kalkışan sahte şöhretlere, üçkâğıtçılara kısa bir zaman için katlanıyor."
-
[mecaz]
Bakınız yapmacık
- "Öteki çocuklar mum kesilmişler, sahte bir sessizlikle sahte bir hamaratlık gösterisi içinde birer disiplin modeli olmuşlardı."
-
[sıfat]
Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan; çakma, düzme, düzmece
- DİKTE
-
Kelime Kökeni: Fransızca dictée
-
[isim]
Bir başkasına o anda söyleyerek yazdırma; yazdırım
-
Bu biçimde yazdırılan şey
-
[isim]
Bir başkasına o anda söyleyerek yazdırma; yazdırım
- AJİTE
-
Kelime Kökeni: Fransızca agité
-
[sıfat]
"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak; kışkırtmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "ruhsal gerginliği dışa vurmak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz
-
[sıfat]
"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak; kışkırtmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "ruhsal gerginliği dışa vurmak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz
- PELTE
-
Kelime Kökeni: Farsça pālūde
-
[isim]
Nişasta, şeker ve su karışımının pişirilerek soğutulmasıyla yapılan bir tatlı türü; paluze
-
Bu kıvamda olan madde
-
[kimya]
Koloidal bir katı içine bir sıvının işlemesinden sonra, ya bu sıvıya daldırılan koloidin doğrudan doğruya şişmesiyle veya sıcakta hazırlanan oldukça konsantre çözeltinin soğultularak kıvamlaşmasıyla oluşan esnek madde
-
[mecaz]
Bakınız denizanası
- "Denizde canlanmış bir köpük gibi açılan kapanan peltenin hayatını gördükçe bu hayatlar nedir ve niçindir, demek ihtiyacını duyardım."
-
[isim]
Nişasta, şeker ve su karışımının pişirilerek soğutulmasıyla yapılan bir tatlı türü; paluze
- TENTE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca tenda
-
[isim]
Genellikle güneşten korunmak için bir yerin üzerine gerilen bez, naylon vb.nden yapılmış örtü
- "En üst setin bir özelliği, ağaçtan ağaca tente gerilmiş olmasıdır."
-
[isim]
Genellikle güneşten korunmak için bir yerin üzerine gerilen bez, naylon vb.nden yapılmış örtü
- KERTE
-
-
[isim]
İşaret için yapılmış çentik veya iz, kerti
-
[mecaz]
Derece, radde
- "Biz proje ve kontrol görevlileri hatta müteahhit, hepimiz birden tozutma kertesine vardık."
-
[isim]
İşaret için yapılmış çentik veya iz, kerti
- İRİTE
-
Kelime Kökeni: Fransızca irrité
-
[isim]
"Sinirlendirmek, rahatsız etmek" ve tıp alanında "tahriş etmek, kaşındırmak" anlamında irite etmek birleşik fiilinde kullanılan bir söz
-
[isim]
"Sinirlendirmek, rahatsız etmek" ve tıp alanında "tahriş etmek, kaşındırmak" anlamında irite etmek birleşik fiilinde kullanılan bir söz
- SEKTE
-
Kelime Kökeni: Arapça sekte
- LİSTE
-
Kelime Kökeni: İtalyanca lista
-
[isim]
Alt alta yazılmış şeylerin bütünü; dizelge
- "Elimden geldiği kadar listenizi yerine getirmeye çalışacağım."
-
[isim]
Alt alta yazılmış şeylerin bütünü; dizelge
- FAHTE
-
Kelime Kökeni: Farsça fāḫte
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde genellikle ilahi, beste ve özellikle peşrev formlarında kullanılan, yirmi zamanlı ve on iki vuruşlu bir büyük usul
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde genellikle ilahi, beste ve özellikle peşrev formlarında kullanılan, yirmi zamanlı ve on iki vuruşlu bir büyük usul
- ÇİFTE
-
Kelime Kökeni: Farsça cufte
-
[sıfat]
İkisi bir arada bulunan veya ikili
- "Güzel sevme derler nasıl sevmeyim / Kaşlar arasında çifte benler var"
-
[denizcilik]
Çift kürekli (sandal, kayık)
-
[isim]
At, eşek ve katırın arka ayaklarıyla vuruşu; tekme
-
[isim]
İki namlulu av tüfeği
- "Çifteler dolduruldu, horozlar çekildi, iki el silah atıldı."
-
[sıfat]
İkisi bir arada bulunan veya ikili