Başında taş olan 7 harfli 19 kelime var. Taş ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde taş olan kelimeler listesine ya da sonu taş ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında taş bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Taş Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A T Ş
3 Harfli Kelimeler
ŞAT, TAŞ
2 Harfli Kelimeler
AŞ, AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TAŞITÇI
-
-
[isim]
Bakınız sürücü (I)
-
Taşıt yapan, satan veya onaran kimse
-
[isim]
Bakınız sürücü (I)
- TAŞRALI
-
-
[sıfat]
Taşra halkından olan (kimse); dışarılı, dışarlıklı
- "Sonra o taşralı müteahhidin ona talip olmasıyla..."
-
[sıfat]
Taşra halkından olan (kimse); dışarılı, dışarlıklı
- TAŞINMA
-
-
[isim]
Taşınmak işi
-
Bakınız göç
-
[isim]
Taşınmak işi
- TAŞINIM
-
-
[isim]
Taşınma işi
- "Neticede taşkınlar sonucu nehirlerin yatak değiştirmesi, alüvyon taşınımı, rüzgâr ve deniz hareketlerinin etkisiyle deltada irili ufaklı çok sayıda göl, lagün, menderes ve bataklık oluşmuştur."
-
[fizik]
Katı yüzey ile akışkan arasında gerçekleşen bir tür ısı transferi
-
[isim]
Taşınma işi
- TAŞITMA
-
-
[isim]
Taşıtmak işi
-
[isim]
Taşıtmak işi
- TAŞINIŞ
-
-
[isim]
Taşınmak işi
-
[isim]
Taşınmak işi
- TAŞINIR
-
-
[sıfat]
Taşınabilen (eşya)
-
[isim, hukuk]
Para, çek, senet, tahvil vb. değerli kâğıt; taşınabilir, menkul
- "Kanun, taşınır ve taşınmaz ayrımı yapmamış, mülkiyet hakkından söz etmemiş, açıkça malın tesliminden ya da malın alınmasına sessiz kalınmasından bahsetmiştir."
-
[sıfat]
Taşınabilen (eşya)
- TAŞEMEN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Taşemengillerden, suda yaşayan, çok ilkel yapılı omurgalı hayvan (Petromyzon)
-
[isim, hayvan bilimi]
Taşemengillerden, suda yaşayan, çok ilkel yapılı omurgalı hayvan (Petromyzon)
- TAŞINTI
-
-
[isim, coğrafya]
Sel ile taşınmış taş, toprak
-
[isim, coğrafya]
Sel ile taşınmış taş, toprak
- TAŞLAMA
-
-
[isim]
Taşlamak işi
-
Sert madenleri aşındırıcı bir taşla parlatma ve yerine uymasını sağlama
-
[edebiyat]
Alaylı halk şiiri
-
Kapalı bir biçimde, dolaylı olarak söz söyleme; tariz
- "Siyasal taşlama zaman zaman orta oyununun da bir özelliği olmuştur."
- "Paris’teki kahvelerden birine gidecek olan bir Türk orada alaylı taşlamalar, kaba davranışlarla karşılanır."
-
[edebiyat]
Birisini küçük düşürme, iğneleme, alay etme veya onunla eğlenme amacıyla söz söyleme sanatı; tariz
-
[isim]
Taşlamak işi
- TAŞERON
-
Kelime Kökeni: Fransızca tâcheron
-
[isim]
Büyük bir işin bir bölümünü yaptırmayı, asıl müteahhitten alarak kendisi üstlenen diğer yüklenici
- "Sağdan soldan rica etmişler, taşeronlar aramışlardı boşuna."
-
[isim]
Büyük bir işin bir bölümünü yaptırmayı, asıl müteahhitten alarak kendisi üstlenen diğer yüklenici
- TAŞITIŞ
-
-
[isim]
Taşıtmak işi
-
[isim]
Taşıtmak işi
- TAŞIRMA
-
-
[isim]
Taşırmak işi
-
[isim]
Taşırmak işi
- TAŞIYIŞ
-
-
[isim]
Taşımak işi
-
[isim]
Taşımak işi
- TAŞILLI
-
-
[sıfat]
Bakınız fosilli
-
[sıfat]
Bakınız fosilli
- TAŞKENT
-
-
[isim]
Konya iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Konya iline bağlı ilçelerden biri
- TAŞAKLI
-
-
[sıfat]
Taşağı olan
-
[mecaz]
Sözünü geçirir, tuttuğunu koparır; yiğit
-
[sıfat]
Taşağı olan
- TAŞIMSI
-
-
[sıfat]
Bakınız taşsı
-
[sıfat]
Bakınız taşsı
- TAŞIMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek; gezdirmek
- "Hastayı ekseriya yakın kasabaya kadar sırtta taşırlardı."
-
Üstünde bulundurmak
- "Boynundan asılmış gümüş bir köstek taşırdı."
-
Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek
- "Değirmenin üstünde ise değirmen koluyla birleşen çarkı taşıyan bir çanak bulunur."
-
Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak
-
[nesnesiz]
Bir giysiyi üzerine giymiş olmak
- "Devlet üniforması taşıyordu."
-
[mecaz]
Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak
- "İnsanlar müşterek tecrübeleri taşıdıkları için birbirlerinin ne dediklerini anlayabilirler."
-
[mecaz]
Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek
-
[nesnesiz, mecaz]
Duymak, hissetmek
- "İçlerinde her şeye karşılık bir suçluluk duygusu taşırlar."
-
[-i]
Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek; gezdirmek