Başında tab olan 8 harfli 19 kelime var. Tab ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde tab olan kelimeler listesine ya da sonu tab ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında tab bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Tab Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
BAT, TAB
2 Harfli Kelimeler
AB, AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TABANVAY
-
Kelime Kökeni: Türkçe taban + İngilizce way
-
[zarf, şaka yollu]
Bakınız yayan
- "Bir de tramvayı kaçırırsak Beyazıt’a kadar tabanvay..."
-
[zarf, şaka yollu]
Bakınız yayan
- TABİATLI
-
-
[sıfat]
Herhangi bir yaradılışta, huyda olan
- "Hırant, erkek tabiatlı bir adamdı."
-
[sıfat]
Herhangi bir yaradılışta, huyda olan
- TABANLIK
-
-
[isim]
Üzerine rayların yerleştirildiği, yere enine konulmuş demir veya ağaç parçaların her biri; travers
-
Ayağın rahat etmesi veya ayağı sıcak tutması için ayakkabı içine yerleştirilen, keçe, deri veya kumaş parçası
- "Ayaklarımı sıcak tutması için yün tabanlık, birkaç parça daha iç çamaşırı, banyo sabunu filan aldık."
-
Halı, seccade vb.nde ayak tabanının basıldığı bölüm
-
[sıfat]
Ayak tabanının kapladığı yer miktarı
- "Ayağını diredi mi bir tabanlık yer vermez."
-
[sıfat]
Yer döşemesine gerekli olan
- "Kapı, pencereden başka tavanlık tahta, tabanlık dilme, çatılık direk hazır."
-
[sıfat]
Ayakkabı tabanı yapmak için gerekli olan (kösele)
- "Beher kilosuna 700 kuruş fiyat tahmin edilen 9 ton tabanlık kösele kapalı zarf usulüyle 8/7/1946 Pazartesi günü saat 16’da eksiltmesi yapılacaktır."
-
Düztaban olanların ayakkabılarında kullandıkları ortopedik plastik parça
-
[mimarlık]
Bakınız kaide
- "Kare taş tabanlık."
-
[isim]
Üzerine rayların yerleştirildiği, yere enine konulmuş demir veya ağaç parçaların her biri; travers
- TABİATÇI
-
-
[isim]
Bakınız doğa bilimci
-
[isim]
Bakınız doğa bilimci
- TABİİLİK
-
-
[isim]
Bakınız doğallık
- "Değil anlatımındaki rahatlık ve yoğunluk, dilindeki tabiilik ve durulukla güzel bir şiir."
-
[isim]
Bakınız doğallık
- TABİPLİK
-
-
[isim]
Bakınız hekimlik
-
[isim]
Bakınız hekimlik
- TABAKSIZ
-
-
[sıfat]
Tabağı olmayan
- "Mübahasemizin sonuna doğru, tabaksız geniş bir fincanla bize taze kahve ikram ettiler."
-
[sıfat]
Tabağı olmayan
- TABELACI
-
-
[isim]
Tabela yazan kimse
- "Onun için müzik yapmak, evinde piyanosunu çalmak ve Servet’in babasının tabelacı dükkânında bir araya geldiğimiz akşamlarda Servet’le birlikte gitar çalmaktı."
-
[isim]
Tabela yazan kimse
- TABAKALI
-
-
[sıfat]
Tabakası (II) olan
-
Bakınız katmanlı
-
[sıfat]
Tabakası (II) olan
- TABİİYUN
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabiʽiyyūn
-
[isim]
Tabiat bilimiyle uğraşan bilginler
-
Bakınız doğalcı
- "Natüralizm diye anılan ve ülkemizde tabiiyun mektebi diye tanınmış olan bu edebiyat akımının ilk kahramanı Zola idi."
-
[isim]
Tabiat bilimiyle uğraşan bilginler
- TABİİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça tābiʿiyyet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız bağımlılık
-
Bakınız uyrukluk
- "Fransız tabiiyetine girivermişler o zaman."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız bağımlılık
- TABASBUS
-
Kelime Kökeni: Arapça tabaṣbuṣ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dalkavukluk
- "Fikirsizliği tabasbusla birlikte de düşünenler olabilir."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dalkavukluk
- TABAKLIK
-
-
[isim]
Tabak koymaya yarayan ve üst üste birkaç kattan oluşan raf
- "Beton tezgâh, tahta tabaklık, bir de küçük mavi tüpümüz."
-
[sıfat]
Tabak miktarı, bir tabağın aldığı kadar
- "Birkaç tabaklık yemeğim vardı akşamdan. Isıttım onları."
-
[isim]
Tabak koymaya yarayan ve üst üste birkaç kattan oluşan raf
- TABELALI
-
-
[sıfat]
Tabelası olan
-
[sıfat]
Tabelası olan
- TABANSIZ
-
-
[sıfat]
Tabanı olmayan
-
[mecaz]
Bakınız korkak
- "Amma da tabansızmışlar ha ... Bir kaçış kaçtılar, hâlâ da kaçıyorlar galiba."
-
[sıfat]
Tabanı olmayan
- TABETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabʿ + Türkçe etmek
-
[-i]
Bakınız basmak
- "Onu okumak, tashih edip tabetmek için sabır ve merak ister!"
-
[-i]
Bakınız basmak
- TABUTLUK
-
-
[isim]
Camide boş tabutların konulduğu yer
- "Mahalle camisinin tabutluğundan çıkarak kaçmaktayken peşlerine düşülür."
-
Ancak bir kişinin hareket etmeden ayakta durabileceği özel işkence bölmesi
- "Sanıklar, Sirkeci’deki ünlü Sansaryan Han’da ‘tabutluk’ adı verilen hücrelere kapatılmışlardı."
-
[isim]
Camide boş tabutların konulduğu yer
- TABLAKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabla + Farsça -kār
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tablacı
- "Aynı şekilde surnameler, tablakâr, saka, meşaleci vb. dönemin meşhur meslek erbabının geçit töreni gibidir."
-
Büyük konaklarda mutfaktan yemek tablalarını götürüp getiren görevli
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tablacı
- TABİLDOT
-
Kelime Kökeni: Fransızca table d'hôte
-
[isim]
Bakınız seçmesiz yemek, alakart karşıtı
- "O ayın sonunda tabildot için maaştan 20 küsur lira kesilince herkes kendi yağı ile kavrulmak üzere başının çaresine bakmaya çekildi."
-
Birçok kişinin erzak sağlayıp kendilerine yemek pişirtmek için kurdukları ortaklık
- "Öğle, akşam yemeklerini kampın tabildotundan yiyebilirdim."
-
[isim]
Bakınız seçmesiz yemek, alakart karşıtı