Başında tab olan 8 harfli 19 kelime var. Tab ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde tab olan kelimeler listesine ya da sonu tab ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında tab bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Tab Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A B T

3 Harfli Kelimeler

BAT, TAB

2 Harfli Kelimeler

AB, AT, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TABANVAY

Kelime Kökeni: Türkçe taban + İngilizce way

  1. [zarf, şaka yollu] Bakınız yayan
    • "Bir de tramvayı kaçırırsak Beyazıt’a kadar tabanvay..." (Peyami Safa)
TABİATLI

  1. [sıfat] Herhangi bir yaradılışta, huyda olan
    • "Hırant, erkek tabiatlı bir adamdı." (Sait Faik Abasıyanık)
TABANLIK

  1. [isim] Üzerine rayların yerleştirildiği, yere enine konulmuş demir veya ağaç parçaların her biri; travers
  2. Ayağın rahat etmesi veya ayağı sıcak tutması için ayakkabı içine yerleştirilen, keçe, deri veya kumaş parçası
    • "Ayaklarımı sıcak tutması için yün tabanlık, birkaç parça daha iç çamaşırı, banyo sabunu filan aldık." (Tolga Gümüşay)
  3. Halı, seccade vb.nde ayak tabanının basıldığı bölüm
  4. [sıfat] Ayak tabanının kapladığı yer miktarı
    • "Ayağını diredi mi bir tabanlık yer vermez." (Cengiz Dağcı)
  5. [sıfat] Yer döşemesine gerekli olan
    • "Kapı, pencereden başka tavanlık tahta, tabanlık dilme, çatılık direk hazır." (Fakir Baykurt)
  6. [sıfat] Ayakkabı tabanı yapmak için gerekli olan (kösele)
    • "Beher kilosuna 700 kuruş fiyat tahmin edilen 9 ton tabanlık kösele kapalı zarf usulüyle 8/7/1946 Pazartesi günü saat 16’da eksiltmesi yapılacaktır." (Resmî Gazete)
  7. Düztaban olanların ayakkabılarında kullandıkları ortopedik plastik parça
  8. [mimarlık] Bakınız kaide
    • "Kare taş tabanlık."
TABİATÇI

  1. [isim] Bakınız doğa bilimci
TABİİLİK

  1. [isim] Bakınız doğallık
    • "Değil anlatımındaki rahatlık ve yoğunluk, dilindeki tabiilik ve durulukla güzel bir şiir." (Asım Bezirci)
TABİPLİK

  1. [isim] Bakınız hekimlik
TABAKSIZ

  1. [sıfat] Tabağı olmayan
    • "Mübahasemizin sonuna doğru, tabaksız geniş bir fincanla bize taze kahve ikram ettiler." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
TABELACI

  1. [isim] Tabela yazan kimse
    • "Onun için müzik yapmak, evinde piyanosunu çalmak ve Servet’in babasının tabelacı dükkânında bir araya geldiğimiz akşamlarda Servet’le birlikte gitar çalmaktı." (Engin Günay)
TABAKALI

  1. [sıfat] Tabakası (II) olan
  2. Bakınız katmanlı
TABİİYUN

Kelime Kökeni: Arapça ṭabiʽiyyūn

  1. [isim] Tabiat bilimiyle uğraşan bilginler
  2. Bakınız doğalcı
    • "Natüralizm diye anılan ve ülkemizde tabiiyun mektebi diye tanınmış olan bu edebiyat akımının ilk kahramanı Zola idi." (Mustafa Nihat Özön)
TABİİYET

Kelime Kökeni: Arapça tābiʿiyyet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız bağımlılık
  2. Bakınız uyrukluk
    • "Fransız tabiiyetine girivermişler o zaman." (Sait Faik Abasıyanık)
TABASBUS

Kelime Kökeni: Arapça tabaṣbuṣ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız dalkavukluk
    • "Fikirsizliği tabasbusla birlikte de düşünenler olabilir." (Tuncer Baykara)
TABAKLIK

  1. [isim] Tabak koymaya yarayan ve üst üste birkaç kattan oluşan raf
    • "Beton tezgâh, tahta tabaklık, bir de küçük mavi tüpümüz." (Hanife Altun)
  2. [sıfat] Tabak miktarı, bir tabağın aldığı kadar
    • "Birkaç tabaklık yemeğim vardı akşamdan. Isıttım onları." (Fatma Çetin Kabadayı)
TABELALI

  1. [sıfat] Tabelası olan
TABANSIZ

  1. [sıfat] Tabanı olmayan
  2. [mecaz] Bakınız korkak
    • "Amma da tabansızmışlar ha ... Bir kaçış kaçtılar, hâlâ da kaçıyorlar galiba." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
TABETMEK

Kelime Kökeni: Arapça ṭabʿ + Türkçe etmek

  1. [-i] Bakınız basmak
    • "Onu okumak, tashih edip tabetmek için sabır ve merak ister!" (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
TABUTLUK

  1. [isim] Camide boş tabutların konulduğu yer
    • "Mahalle camisinin tabutluğundan çıkarak kaçmaktayken peşlerine düşülür." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Ancak bir kişinin hareket etmeden ayakta durabileceği özel işkence bölmesi
    • "Sanıklar, Sirkeci’deki ünlü Sansaryan Han’da ‘tabutluk’ adı verilen hücrelere kapatılmışlardı." (Uğur Mumcu)
TABLAKAR

Kelime Kökeni: Arapça ṭabla + Farsça -kār

  1. [isim, eskimiş] Bakınız tablacı
    • "Aynı şekilde surnameler, tablakâr, saka, meşaleci vb. dönemin meşhur meslek erbabının geçit töreni gibidir." (Metin Akkuş)
  2. Büyük konaklarda mutfaktan yemek tablalarını götürüp getiren görevli
TABİLDOT

Kelime Kökeni: Fransızca table d'hôte

  1. [isim] Bakınız seçmesiz yemek, alakart karşıtı
    • "O ayın sonunda tabildot için maaştan 20 küsur lira kesilince herkes kendi yağı ile kavrulmak üzere başının çaresine bakmaya çekildi." (Dündar Seyhan)
  2. Birçok kişinin erzak sağlayıp kendilerine yemek pişirtmek için kurdukları ortaklık
    • "Öğle, akşam yemeklerini kampın tabildotundan yiyebilirdim." (Orhan Veli Kanık)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü