Sonunda t olan 7 harfli 481 kelime var. T harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde t harfi olan kelimeler listesine ya da başında t harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BEREKET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bolluk, gürlük, ongunluk, feyiz, feyezan
    • "Çocuk gönlüm kaygılardan azade / Yüzlerde nur, ekinlerde bereket." (Orhan Veli Kanık)
    • "Bereket versin ki genç boksör, dayağa ezelden idmanlıydı." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Yağmur
    • "Bereket yağıyor."
    • "Bereket versin, gece bu kır yolu tenha idi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  3. [zarf] İyi ki, neyse ki, iyi bir rastlantı sonucunda
    • "Bereket, o sıralarda henüz bu sözü bilmiyordum." (Erhan Bener)

CESARET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Güç veya tehlikeli bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güven
    • "Hayvanın sokulganlığından cesaret alan bir başka kız da usulca yanına yaklaştı." (Haldun Taner)
    • "Bana bir şey söylemeye cesaret ettiğini gördünüz mü şimdiye kadar?" (Tarık Buğra)
    • "Demek ki işi açığa vurmak cesaretini gösterdi." (Refik Halit Karay)
    • "Sabahın ışıkları bana yeniden bir cesaret verdi." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Yüreklilik, yiğitlik, yürek ve göz pekliği
    • "Bütün halk türküleri gibi ölenin örnek cesaretini öven türkülerdi bunlar." (Necati Cumalı)
  3. Cüret
  4. Çekinmezlik, atılganlık

HAKARET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Onur kırma, onura dokunma
    • "Bana hakaret ettiği için davacıyım, efendim." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Hakkı da var, tecavüze uğramayan, hakaret görmeyen kalmıyor." (Aka Gündüz)
  2. Küçültücü söz veya davranış

PİRAMİT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Tepeleri ortak bir noktada birleşen, tabanları da herhangi bir çokgenin birer kenarı olan birtakım üçgenlerden oluşmuş cisim, ehram
  2. Gösteri jimnastiklerinde, jimnastikçilerin, araçlı veya araçsız olarak birbirlerinin omuzlarında, dizlerinde oluşturdukları gösterişli ve düzenli biçimler
  3. Mısır firavunlarının mezarı, ehram

REFAKAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Arkadaşlık etme, birlikte bulunma
    • "Nice yıllar devam eden bir refakatin hatırası bundan mı ibaretti?" (Abdülhak Şinasi Hisar)
    • "Fahri, Cağaloğlu'na kadar onlara refakat etti." (Peyami Safa)
  2. Eşlik etme
    • "Sabih Hüsnü, kemanla bana refakat etti." (Ömer Seyfettin)

SUİKAST

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Gizlice cana kıyma ve kötülük etmeye kalkışma
    • "Bir nefes alayım derken iğrenç bir suikasta uğradım." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Bir devlet büyüğünü veya önemli bir kişiyi plan kurarak öldürme

BANKNOT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Devlet bankası tarafından piyasaya çıkarılan kâğıt para
    • "Dört, beş banknotla üç gün ya geçirilir ya geçirilmez." (Sait Faik Abasıyanık)

CERAHAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İrin
  2. Yara

KIRLENT

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Çiçek veya yaprak işlemeli süs
  2. İşlemeli veya işlemesiz bir tür küçük yastık

SALABET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Katılık, sağlamlık
    • "Eski cumhurbaşkanı kendi görüşü uzantısında böyle bir salabet örneği vermişti." (Haldun Taner)

SELAMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Esen olma durumu, esenlik
  2. Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu
    • "İki şimşek çakıp bir gök gürlemeye görsün, o zaman selameti kaçışta buluruz." (Haldun Taner)
  3. Anlatıma temel olan düşüncenin her bakımdan doğru ve sağlam olması

HANDOUT
...
HİDATİT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Birçok memelinin ve insanın karaciğerinde gelişen ekinokok tenyasının larvası

BORASİT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Sert billur veya yumuşak beyaz kütle durumunda bulunan magnezyum boratı

HABASET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kötülük, alçaklık
    • "Senin ne habasetlere kadir olduğunu ben bilirim." (Reşat Nuri Güntekin)

SERAZAT

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] Serbest ve özgür

ZİYARET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Birini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme
    • "Haftada iki gece ziyaretine giderdik." (Halit Fahri Ozansoy)
    • "Eli rehberli Amerikan turistleri gibi, geldikleri şehrin önce tarihî anıtlarını ziyaret ederler." (Haldun Taner)

BELAGAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği
    • "Gülünç olduğu kadar hazin bir belagati varmış." (Halit Fahri Ozansoy)
  2. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik
  3. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı
  4. Bir şeyde gizli olan derin anlam
    • "Sükûtun belagati."

CEBERUT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Tanrı'nın her şeyin üstünde olan kudreti
    • "Sahibikâinat olan ceberut." (Tevfik Fikret)
  2. Tasavvufta Allah'a varmanın üçüncü basamağı
  3. Merhametsizlik, zorbalık
    • "Böyle ceberut sahibi firavunlar karşısında ağız açmak haddimize mi düşmüş." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. [sıfat] Acımasız, merhametsiz, zorba
    • "Ceberut hanım, hiçbir şeye izin vermiyordu ki!" (Atilla İlhan)

HEZİMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yenilgi

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü