Sonunda tı olan 7 harfli 129 kelime var. TI ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde tı olan kelimeler listesine ya da başında tı olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SIKINTI
-
-
[isim]
İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal huzursuzluk; bun, bungunluk, ezgi, ezginlik, çile (I), dert, kasavet, zor
- "İçinin sıkıntısını ondan mümkün mertebe gizlemeye çalışarak, dereden tepeden konuşarak oyalandı."
-
Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli ruhsal huzursuzluk; ağırlık, karanlık, kasavet, mihnet
- "Sıkıntı ve ızdırapla sağa sola döndüm."
-
Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı
- "İhtiyarın bir para sıkıntısı içinde olduğunu o söylemeden ben keşfetmiştim."
-
Bulunmama durumu
- "Yüklü servetini cömertçe harcamaması nedeniyle piyasada para sıkıntısı baş gösterdi."
-
[mecaz]
Bakınız sorun
- "Atatürk öldüğü zaman Türkiye'nin ufak tefek sıkıntılar dışında hiçbir büyük problemi yoktu."
-
[isim]
İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal huzursuzluk; bun, bungunluk, ezgi, ezginlik, çile (I), dert, kasavet, zor
- ASKINTI
-
-
[sıfat]
Başkalarının sırtından geçinen (kimse)
-
[argo]
Karşı cinsi rahatsız eden (kimse)
-
[sıfat]
Başkalarının sırtından geçinen (kimse)
- TAŞINTI
-
-
[isim, coğrafya]
Sel ile taşınmış taş, toprak
-
[isim, coğrafya]
Sel ile taşınmış taş, toprak
- ÇIKINTI
-
-
[isim]
Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm
- "Gırtlağının çıkıntısı, hiddetli bir adamın yumruğu gibi titriyordu."
-
Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı; çıkma
-
[argo]
Bakınız kambur
-
[mecaz]
Her şeye itiraz eden, huzursuzluk çıkaran (kimse)
-
[isim]
Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm
- KITIRTI
-
-
[isim]
Kıtırdama sırasında çıkan sesin adı
-
[isim]
Kıtırdama sırasında çıkan sesin adı
- ÇITIRTI
-
-
[isim]
Çıtırdama sırasında çıkan sesin adı
- "Arkasından çıtırtılar, kısık sesler geliyordu."
-
[isim]
Çıtırdama sırasında çıkan sesin adı
- TIPIRTI
-
-
[isim]
Tıpırdayan bir şeyin çıkardığı sesin adı
- "Ürkek ayak tıpırtıları kesilip hepsi de çıktıktan sonra Küçük Ağa belli belirsiz 'of' çekerek doğruldu."
-
[isim]
Tıpırdayan bir şeyin çıkardığı sesin adı
- ÇAĞIRTI
-
-
[isim]
Çağırma sesi
- "İlk bakışta bu olayın anası, bizim aydınların bağırtısıyla gençlerin çağırtısı gibi gelebilir adama."
-
[isim]
Çağırma sesi
- PARILTI
-
-
[isim]
Parıldama, göze çarpan parlaklık; balkır, ışılak, şaşaa, şimşek, şule
- "Pamuk için için yanıyor, zaman zaman küçük parıltılar çıkarıyordu."
-
[isim]
Parıldama, göze çarpan parlaklık; balkır, ışılak, şaşaa, şimşek, şule
- PITIRTI
-
-
[isim]
Çok hafif patırtı, hafif gürültü
-
[isim]
Çok hafif patırtı, hafif gürültü
- CIZIRTI
-
-
[isim]
Cızırdama sırasında çıkan sesin adı; cızıltı
- "Döşeme, suyun cızırtılarla soğuttuğu ağır bir taş gibi buğu içindeydi."
-
[isim]
Cızırdama sırasında çıkan sesin adı; cızıltı
- KAÇINTI
-
-
[isim, ağızlardan]
Erken doğan kuzu
-
Bakınız kaçak
- "Çeşmenin yolunda kaçıntı var."
-
[isim, ağızlardan]
Erken doğan kuzu
- KAKIRTI
-
-
[isim]
Kuru şeylerin birbirine sürtünmesinden veya kırılmasından çıkan sesin adı
-
[isim]
Kuru şeylerin birbirine sürtünmesinden veya kırılmasından çıkan sesin adı
- GICIRTI
-
-
[isim]
Sert nesnelerin birbirine sürtünmesi sonucu çıkan sesin adı; gıcır gıcır
- "Kapının tokmağı kuvvetli bir gıcırtıyla bir daha döndü, kanat oynadı."
-
[mecaz]
İleri geri söylenme, tepki gösterme, protesto
- "Mahallenin huzurunu bozan bu efendinin evden çıkarılması için ahali gıcırtıya başlar."
-
[isim]
Sert nesnelerin birbirine sürtünmesi sonucu çıkan sesin adı; gıcır gıcır
- KIZILTI
-
-
[isim]
Bir yerden yansıyan hafif kızıl renk, solgun kızıl
- "Bilirsin ki ciğer hastalığı çeken insanların yüzü daima bir kızıltı içindedir."
-
[sıfat]
Bu renkte olan
-
[isim]
Bir yerden yansıyan hafif kızıl renk, solgun kızıl
- KÖYALTI
-
-
[isim]
İdari yönden bir köye bağlı olan, eğitim, sağlık vb. hizmetleri bağlı olduğu köyden alan, en az 50 kişiden oluşup bağlı olduğu köye en az 2 km uzaklıkta olan, sürekli ikamet edilen yerleşim birimi; bağlı, köy bağlısı
-
[isim]
İdari yönden bir köye bağlı olan, eğitim, sağlık vb. hizmetleri bağlı olduğu köyden alan, en az 50 kişiden oluşup bağlı olduğu köye en az 2 km uzaklıkta olan, sürekli ikamet edilen yerleşim birimi; bağlı, köy bağlısı
- VIZILTI
-
-
[isim]
Vızıldayan bir şeyin çıkardığı sesin adı
- "Uçan bir sivrisineğin vızıltısı duyuldu."
-
[mecaz]
Hafif sesle ve bezdirici biçimde yakınma, sızlanma
- "Gerçi sabahları gene evde iş görüyor, annesinin vızıltısını dinlemeye mecbur oluyordu."
-
[isim]
Vızıldayan bir şeyin çıkardığı sesin adı
- YAKINTI
-
-
[isim]
Yakılan bir şeyin kalıntısı
- "Düşmanın yakıp yıktığı köylerin yakıntı ve yıkıntıları..."
-
Bakınız şikâyet
-
[isim]
Yakılan bir şeyin kalıntısı
- BOŞALTI
-
-
[isim]
Bakınız boşaltım
-
Vücuttan atılan dışkı, balgam, idrar vb. atıkların genel adı
-
[isim]
Bakınız boşaltım
- CAZIRTI
-
-
[isim]
Cazırdama sırasında çıkan sesin adı
- "Bütün gece kağnı arabalarının cazırtısını duydum."
-
[isim]
Cazırdama sırasında çıkan sesin adı