Başında so olan 6 harfli 50 kelime var. So ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde so olan kelimeler listesine ya da sonu so ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında so bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SOFORA
-
-
[isim, bitki bilimi]
Çin kökenli olup Kore yarımadasında yetişen, dalları uzun, hafif kıvrık ve koyu yeşil renkte olan bir tür ağaç (Sophora japonica)
-
[isim, bitki bilimi]
Çin kökenli olup Kore yarımadasında yetişen, dalları uzun, hafif kıvrık ve koyu yeşil renkte olan bir tür ağaç (Sophora japonica)
- SOSYAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca social
-
[sıfat, toplum bilimi]
Bakınız toplumsal
- "Her çağın kendi idealine göre gördüğü sosyal manalı bazı rüyalar vardır."
-
Sosyal çevreye uyumlu (kimse)
-
[sıfat, toplum bilimi]
Bakınız toplumsal
- SONCUL
-
-
[sıfat]
Son bulma özelliği olan
-
[sıfat]
Son bulma özelliği olan
- SOFALI
-
-
[sıfat]
Sofası olan
- "Kayıklarında da geniş sofalı, geniş odalı yalılarının yayvanlığını ve sessizliğini duyardım."
-
[sıfat]
Sofası olan
- SOLOCU
-
-
[isim, müzik]
Bakınız solist
-
[isim, müzik]
Bakınız solist
- SOYGUN
-
-
[isim]
Genellikle çete durumunda bir araya gelmiş haydutlar tarafından yapılan silahlı hırsızlık
- "Kanunu kendin bilmez değilsin, soygundan önce, soygundan sonra birini öldürürsek bizi asarlar."
-
Hiçbir emek harcamadan ve yolsuz olarak elde edilen büyük kazanç, vurgun
-
[isim]
Genellikle çete durumunda bir araya gelmiş haydutlar tarafından yapılan silahlı hırsızlık
- SOSLUK
-
-
[isim]
Sos konulmak için kullanılan kap
-
[isim]
Sos konulmak için kullanılan kap
- SONSUZ
-
-
[sıfat]
Sonu olmayan, bitmeyen, ucu bucağı olmayan, hep kalacak olan; bengi (I), bitimsiz, tükenmez, sonrasız, ebedî, ilanihaye, namütenahi, payansız
- "Bir kolunda uzun boylu, kır saçlı bir adam, bir kolunda ablak yüzlü, hayata sonsuz bir ziyafet sofrası gibi iştahlı gözlerle bakan şişman bir oğlan vardı."
-
Ölçülemeyecek kadar çok veya büyük olan
- "Şu sonsuz mavilikte var mıydı onun eşi? / Kim söndürebilirdi o muhteşem güneşi?"
-
[isim]
Sonu ve sınırı olmayan şey
-
[matematik]
Sonu olmayan, her niceliği aşabilen değişken (nicelik)
-
[sıfat]
Sonu olmayan, bitmeyen, ucu bucağı olmayan, hep kalacak olan; bengi (I), bitimsiz, tükenmez, sonrasız, ebedî, ilanihaye, namütenahi, payansız
- SOLUMA
-
-
[isim]
Solumak işi
- "Bu kaotik şehrin en fazla, zaman tanımayan solumasını seviyordu."
-
[isim]
Solumak işi
- SONSAL
-
-
[sıfat, felsefe]
Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan (bilgi); aposteriori
- "Bir yerde duman görünce orada ateş yandığını kestirmek sonsal bir yargıdır."
-
[sıfat, felsefe]
Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan (bilgi); aposteriori
- SOKUCU
-
-
[sıfat, hayvan bilimi]
Sokma özelliği olan
-
[sıfat, hayvan bilimi]
Sokma özelliği olan
- SOLLUK
-
-
[isim]
Sol görüşe sahip olma durumu
- "Soluz, dedim ama solluğu bir başka yönden kabullendim, siz acaba ne düşündünüz de solluğu bize layık gördünüz?"
-
[isim]
Sol görüşe sahip olma durumu
- SOLGUN
-
-
[sıfat]
Rengini, tazeliğini, canlılığını veya parlaklığını yitirmiş olan, solmuş
- "Öyle solgun, öyle zayıftı ki bir yolcudan ziyade bir hastaya benziyordu."
-
[sıfat]
Rengini, tazeliğini, canlılığını veya parlaklığını yitirmiş olan, solmuş
- SOĞDCA
-
-
[isim]
Soğdların kullandıkları İran kökenli ölü dil; Soğdakça
-
[sıfat]
Bu dille yazılmış olan
-
[isim]
Soğdların kullandıkları İran kökenli ölü dil; Soğdakça
- SOMAKİ
-
Kelime Kökeni: Arapça summāḳī
-
[isim, mineraloji]
Kızıl veya yeşil renkte, damarlı ve çok sert bir porfir türü mermer
-
[sıfat]
Bu mermerden yapılmış
- "Az sonra kraliçenin yeşil somaki banyosunda idim."
-
[isim, mineraloji]
Kızıl veya yeşil renkte, damarlı ve çok sert bir porfir türü mermer
- SOBACI
-
-
[isim]
Soba yapan, satan, onaran veya kuran kimse
-
[isim]
Soba yapan, satan, onaran veya kuran kimse
- SOHBET
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣuḥbet
-
[isim]
İki veya daha fazla kişi arasında dostça, arkadaşça yapılan konuşma; hasbihâl
- "Biraz evvelki sükûtu şimdi hararetli bir sohbet takip ediyordu."
-
[edebiyat]
Bakınız söyleşi
- "Tam fikir ve sanat sohbetlerine yakışan bir çerçeve içindeyiz."
-
[isim]
İki veya daha fazla kişi arasında dostça, arkadaşça yapılan konuşma; hasbihâl
- SORGUÇ
-
-
[isim]
Bazı kuşların tepelerinde bulunan uzunca tüy; tuğ, tepelik
- "Sokak fenerleri önünden geçtikçe bu camların üstünde ışıktan saçaklar ve sorguçlar belirip kayboluyordu."
-
[isim]
Bazı kuşların tepelerinde bulunan uzunca tüy; tuğ, tepelik
- SOMALİ
-
-
[isim]
Doğu Afrika'da, Afrika Boynuzu'nda bir ülke; başkenti Mogadişu
-
[isim]
Doğu Afrika'da, Afrika Boynuzu'nda bir ülke; başkenti Mogadişu
- SONERİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca sonnerie
-
[isim]
Kurum, kuruluş, otel vb. yerlerde bulunan, yardımcı veya görevliyi çağırmak için kullanılan, genellikle düğme şeklinde olan zil
- "Soneriye bastı. Yarım dakika bekledi. Gelen olmadı."
-
[isim]
Kurum, kuruluş, otel vb. yerlerde bulunan, yardımcı veya görevliyi çağırmak için kullanılan, genellikle düğme şeklinde olan zil