Başında so olan 6 harfli 50 kelime var. So ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde so olan kelimeler listesine ya da sonu so ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında so bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SOFORA

  1. [isim, bitki bilimi] Çin kökenli olup Kore yarımadasında yetişen, dalları uzun, hafif kıvrık ve koyu yeşil renkte olan bir tür ağaç (Sophora japonica)
SOSYAL

Kelime Kökeni: Fransızca social

  1. [sıfat, toplum bilimi] Bakınız toplumsal
    • "Her çağın kendi idealine göre gördüğü sosyal manalı bazı rüyalar vardır." (Mehmet Kaplan)
  2. Sosyal çevreye uyumlu (kimse)
SONCUL

  1. [sıfat] Son bulma özelliği olan
SOFALI

  1. [sıfat] Sofası olan
    • "Kayıklarında da geniş sofalı, geniş odalı yalılarının yayvanlığını ve sessizliğini duyardım." (Abdülhak Şinasi Hisar)
SOLOCU

  1. [isim, müzik] Bakınız solist
SOYGUN

  1. [isim] Genellikle çete durumunda bir araya gelmiş haydutlar tarafından yapılan silahlı hırsızlık
    • "Kanunu kendin bilmez değilsin, soygundan önce, soygundan sonra birini öldürürsek bizi asarlar." (Kemal Tahir)
  2. Hiçbir emek harcamadan ve yolsuz olarak elde edilen büyük kazanç, vurgun
SOSLUK

  1. [isim] Sos konulmak için kullanılan kap
SONSUZ

  1. [sıfat] Sonu olmayan, bitmeyen, ucu bucağı olmayan, hep kalacak olan; bengi (I), bitimsiz, tükenmez, sonrasız, ebedî, ilanihaye, namütenahi, payansız
    • "Bir kolunda uzun boylu, kır saçlı bir adam, bir kolunda ablak yüzlü, hayata sonsuz bir ziyafet sofrası gibi iştahlı gözlerle bakan şişman bir oğlan vardı." (Halide Edip Adıvar)
  2. Ölçülemeyecek kadar çok veya büyük olan
    • "Şu sonsuz mavilikte var mıydı onun eşi? / Kim söndürebilirdi o muhteşem güneşi?" (Enis Behiç Koryürek)
  3. [isim] Sonu ve sınırı olmayan şey
  4. [matematik] Sonu olmayan, her niceliği aşabilen değişken (nicelik)
SOLUMA

  1. [isim] Solumak işi
    • "Bu kaotik şehrin en fazla, zaman tanımayan solumasını seviyordu." (Nermin Bezmen)
SONSAL

  1. [sıfat, felsefe] Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan (bilgi); aposteriori
    • "Bir yerde duman görünce orada ateş yandığını kestirmek sonsal bir yargıdır."
SOKUCU

  1. [sıfat, hayvan bilimi] Sokma özelliği olan
SOLLUK

  1. [isim] Sol görüşe sahip olma durumu
    • "Soluz, dedim ama solluğu bir başka yönden kabullendim, siz acaba ne düşündünüz de solluğu bize layık gördünüz?" (Orhan Veli Kanık)
SOLGUN

  1. [sıfat] Rengini, tazeliğini, canlılığını veya parlaklığını yitirmiş olan, solmuş
    • "Öyle solgun, öyle zayıftı ki bir yolcudan ziyade bir hastaya benziyordu." (Orhan Seyfi Orhon)
SOĞDCA

  1. [isim] Soğdların kullandıkları İran kökenli ölü dil; Soğdakça
  2. [sıfat] Bu dille yazılmış olan
SOMAKİ

Kelime Kökeni: Arapça summāḳī

  1. [isim, mineraloji] Kızıl veya yeşil renkte, damarlı ve çok sert bir porfir türü mermer
  2. [sıfat] Bu mermerden yapılmış
    • "Az sonra kraliçenin yeşil somaki banyosunda idim." (Refik Halit Karay)
SOBACI

  1. [isim] Soba yapan, satan, onaran veya kuran kimse
SOHBET

Kelime Kökeni: Arapça ṣuḥbet

  1. [isim] İki veya daha fazla kişi arasında dostça, arkadaşça yapılan konuşma; hasbihâl
    • "Biraz evvelki sükûtu şimdi hararetli bir sohbet takip ediyordu." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  2. [edebiyat] Bakınız söyleşi
    • "Tam fikir ve sanat sohbetlerine yakışan bir çerçeve içindeyiz." (Ahmet Haşim)
SORGUÇ

  1. [isim] Bazı kuşların tepelerinde bulunan uzunca tüy; tuğ, tepelik
    • "Sokak fenerleri önünden geçtikçe bu camların üstünde ışıktan saçaklar ve sorguçlar belirip kayboluyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
SOMALİ

  1. [isim] Doğu Afrika'da, Afrika Boynuzu'nda bir ülke; başkenti Mogadişu
SONERİ

Kelime Kökeni: Fransızca sonnerie

  1. [isim] Kurum, kuruluş, otel vb. yerlerde bulunan, yardımcı veya görevliyi çağırmak için kullanılan, genellikle düğme şeklinde olan zil
    • "Soneriye bastı. Yarım dakika bekledi. Gelen olmadı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü