Başında sah olan 5 harfli 10 kelime var. Sah ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde sah olan kelimeler listesine ya da sonu sah ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında sah bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Sah Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A H S

3 Harfli Kelimeler

HAS, SAH

2 Harfli Kelimeler

AH, AS, HA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SAHAN

Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥn

  1. [isim] Derinliği az olan kap
    • "Büyük bir bakır sahan içinde tarhana çorbası vardı." (Necati Cumalı)
SAHUR

Kelime Kökeni: Arapça saḥūr

  1. [isim] Ramazan ayında oruç tutanların gün doğmadan önce belirli saatte yedikleri yemek
    • "Sonra sahur niyetine iki lokma bir şey yemek için otelin salonuna girdiğinde..." (Attilâ İlhan)
  2. Bu yemeğin yendiği vakit
SAHAF

Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥḥāf

  1. [isim] Genellikle kullanılmış ve eski kitap alıp satan kitapçı
SAHİL

Kelime Kökeni: Arapça sāḥil

  1. [isim] Karanın deniz, göl, ırmak boyunca uzanan bölümü; kıyı, yaka, yalı
    • "Üzerinde resmî elbise olduğu hâlde onu, sahile yanaşmış duran küçük ve meçhul bir sandala doğru ilerlerken görüyoruz." (Esat Mahmut Karakurt)
SAHİH

Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥīh

  1. [sıfat] Gerçek, doğru, sağın, hakiki
    • "Gazeteler bir şey yazmadılar; bize resmî, sahih hiçbir malumat vermiyorlar." (Memduh Şevket Esendal)
SAHNE

Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥne

  1. [isim] İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer; oyunluk
    • "Tiyatro yönetimi ve sahne düzeni her bakımdan ilkel, çağın koşullarına uygun olarak bozuktu." (Metin And)
  2. Bakınız görüntü
    • "Resim bir av sahnesini canlandırıyordu."
  3. [mecaz] Tanık olunan, gözlenen olay
    • "Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm." (Aka Gündüz)
  4. [mecaz] Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı
    • "Politika sahnesinde adları duyulan kişiler."
  5. [tiyatro] Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri; meclis
    • "Gök Korsan konusunu açtığımda, henüz tasarlama hâlindeyken yazdığım bazı sahneleri okumuştu." (Cahit Uçuk)
SAHRA

Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥrāʾ

  1. [isim] Bakınız çöl
  2. Bakınız kır (II)
SAHRE

Kelime Kökeni: Arapça ṣaḫre

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kayaç
SAHİP

Kelime Kökeni: Arapça ṣāḥib

  1. [isim] Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse; iye, malik
  2. Herhangi bir niteliği olan kimse; ehil
    • "Bilgi sahibi. Zevk sahibi."
  3. Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse
  4. [mecaz] Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse
SAHTE

Kelime Kökeni: Farsça sāḫte

  1. [sıfat] Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan; çakma, düzme, düzmece
    • "Köylü kadınlar boyunlarında sıra sıra sahte altınlar... taşırlardı." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Bakınız uydurma
  3. Gerçek olmayan, gerçeğe benzetilmiş; yalancı
    • "Edebiyat dünyamız tereciye tere satmaya kalkışan sahte şöhretlere, üçkâğıtçılara kısa bir zaman için katlanıyor." (Behçet Necatigil)
  4. [mecaz] Bakınız yapmacık
    • "Öteki çocuklar mum kesilmişler, sahte bir sessizlikle sahte bir hamaratlık gösterisi içinde birer disiplin modeli olmuşlardı." (Çetin Altan)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü