Başında sah olan 5 harfli 10 kelime var. Sah ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde sah olan kelimeler listesine ya da sonu sah ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında sah bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Sah Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
HAS, SAH
2 Harfli Kelimeler
AH, AS, HA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SAHAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥn
-
[isim]
Derinliği az olan kap
- "Büyük bir bakır sahan içinde tarhana çorbası vardı."
-
[isim]
Derinliği az olan kap
- SAHUR
-
Kelime Kökeni: Arapça saḥūr
-
[isim]
Ramazan ayında oruç tutanların gün doğmadan önce belirli saatte yedikleri yemek
- "Sonra sahur niyetine iki lokma bir şey yemek için otelin salonuna girdiğinde..."
-
Bu yemeğin yendiği vakit
-
[isim]
Ramazan ayında oruç tutanların gün doğmadan önce belirli saatte yedikleri yemek
- SAHAF
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥḥāf
-
[isim]
Genellikle kullanılmış ve eski kitap alıp satan kitapçı
-
[isim]
Genellikle kullanılmış ve eski kitap alıp satan kitapçı
- SAHİL
-
Kelime Kökeni: Arapça sāḥil
-
[isim]
Karanın deniz, göl, ırmak boyunca uzanan bölümü; kıyı, yaka, yalı
- "Üzerinde resmî elbise olduğu hâlde onu, sahile yanaşmış duran küçük ve meçhul bir sandala doğru ilerlerken görüyoruz."
-
[isim]
Karanın deniz, göl, ırmak boyunca uzanan bölümü; kıyı, yaka, yalı
- SAHİH
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥīh
-
[sıfat]
Gerçek, doğru, sağın, hakiki
- "Gazeteler bir şey yazmadılar; bize resmî, sahih hiçbir malumat vermiyorlar."
-
[sıfat]
Gerçek, doğru, sağın, hakiki
- SAHNE
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥne
-
[isim]
İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer; oyunluk
- "Tiyatro yönetimi ve sahne düzeni her bakımdan ilkel, çağın koşullarına uygun olarak bozuktu."
-
Bakınız görüntü
- "Resim bir av sahnesini canlandırıyordu."
-
[mecaz]
Tanık olunan, gözlenen olay
- "Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm."
-
[mecaz]
Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı
- "Politika sahnesinde adları duyulan kişiler."
-
[tiyatro]
Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri; meclis
- "Gök Korsan konusunu açtığımda, henüz tasarlama hâlindeyken yazdığım bazı sahneleri okumuştu."
-
[isim]
İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer; oyunluk
- SAHRA
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥrāʾ
- SAHRE
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣaḫre
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kayaç
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kayaç
- SAHİP
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣāḥib
-
[isim]
Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse; iye, malik
-
Herhangi bir niteliği olan kimse; ehil
- "Bilgi sahibi. Zevk sahibi."
-
Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse
-
[mecaz]
Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse
-
[isim]
Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse; iye, malik
- SAHTE
-
Kelime Kökeni: Farsça sāḫte
-
[sıfat]
Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan; çakma, düzme, düzmece
- "Köylü kadınlar boyunlarında sıra sıra sahte altınlar... taşırlardı."
-
Bakınız uydurma
-
Gerçek olmayan, gerçeğe benzetilmiş; yalancı
- "Edebiyat dünyamız tereciye tere satmaya kalkışan sahte şöhretlere, üçkâğıtçılara kısa bir zaman için katlanıyor."
-
[mecaz]
Bakınız yapmacık
- "Öteki çocuklar mum kesilmişler, sahte bir sessizlikle sahte bir hamaratlık gösterisi içinde birer disiplin modeli olmuşlardı."
-
[sıfat]
Bir şeyin aslına benzetilerek yapılan; çakma, düzme, düzmece