Sonunda s olan 5 harfli 162 kelime var. S harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde s harfi olan kelimeler listesine ya da başında s harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HAKAS
...
MELAS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Şeker üretiminde, billurlaşan şeker alındıktan sonra kalan şekerli posa

KULİS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Sahnenin gerisinde ve yanlarında bulunan bölüm
    • "Sahneye girişlerinde kuliste sırasını bekliyorlardı." (Necati Cumalı)
  2. Borsa dışında alışveriş yeri
  3. Bir amaca ulaşabilmek için ilgili kişiler arasında özel çalışma yapılan yer
  4. Bir işin, bir hareketin gizli hazırlık konuşması
    • "Lozan'daki Türk heyetinin kulisleri hakkında pek az şey biliyoruz." (Haldun Taner)

LADES

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Tavuğun lades kemiğini iki kişinin birer ucundan tutarak kırması, birinin bir şeyi "aklımda" veya "hatırımda" demeden ötekinden almasıyla yenik sayılmasıyla biten oyun, lades oyunu
    • "Lades tutuşmadık ki her defasında hatırımda diyorsun." (Abdülhak Şinasi Hisar)

KIYAS

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir tutma, denk sayma
    • "Bu adamı başkalarıyla kıyas edemeyiz."
  2. Karşılaştırma, oranlama, mukayese
  3. Örnekseme
    • "Birçok kelime türleri kıyasla yapılmıştır."
  4. Tasım

NEFİS

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Öz varlık, kişilik
    • "Çoğunu kendi nefsini kurtarmak için öldürmüştü." (Ömer Seyfettin)
    • "Nefsine uyanların, zevkten başka bir şey tanımayanların, hayvanlardan ne farkı var?" (Ömer Seyfettin)
    • "Riyakârlığı da bir türlü nefsine yediremiyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. İnsanın yeme içme vb. gereksinimlerinin bütünü

HALİS

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Katışık olmayan, katışıksız, saf
    • "İşte halis çay buna derler." (Sait Faik Abasıyanık)

HELİS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir silindirin ana doğrularını sabit bir açı altında kesen eğri

TAVAS
...
HARİS

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Açgözlü

SİNÜS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Organların veya dokuların arasında bulunan boşluklar
  2. Trigonometrik bir çember üzerine taşınmış bir yayın ucunun ve bu yaya karşılık olan merkez açısının ordinatı

TENİS

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] Ağla ortasından ikiye bölünen bir alanda tek veya çift oyuncuların raketle karşılıklı vurdukları, çeldikleri topu, belli kurallara göre, karşılanamayacak biçimde birbirlerinin alanına düşürerek sayı kazanmaları esasına dayanan oyun, alan topu

ZİFOS

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Yerden sıçrayan çamur
    • "Otomobiller korna çalarak, etrafa zifoslar saçarak kayıp geçiyorlardı." (Atilla İlhan)
  2. [sıfat] Yararsız, boş

İHSAS

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Üstü kapalı anlatma, sezdirme, ima
    • "Bunların hepsini bana beş on kelimeyle ihsas etti." (Halide Edip Adıvar)
  2. Duyum

KELES
...
FANUS

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Süslü, ayaklı fener
  2. Saat, mikroskop vb. araçları tozdan korumak için üzerlerine kapatılan, yarım küre biçiminde cam kap
  3. Genellikle silindir biçiminde olan mum, gaz lambası vb. aydınlatma araçlarının çevresini kapatarak rüzgârdan koruyan cam
    • "Madenî darbe ortada asılı avizenin fanuslarına çarptı." (Refik Halit Karay)

MUKUS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Solunum yolları ve sindirim organlarının hücreleri tarafından salgılanan madde

LODOS

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Güneyden veya güneybatıdan esen ve bazen de yağış getiren yerel rüzgâr, kaba yel, boz yel
    • "Dinmiş lodosların uğultusu içinde / İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı." (Orhan Veli Kanık)
    • "Hava öğleden beri lodosa çevirdiği için soğuk değildi." (Peyami Safa)
  2. Bu rüzgârın estiği gün veya zaman
    • "Lodosta balığa çıkılmaz."
  3. Güney yönü

MENUS

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Alışılmış olan
  2. Yabancılık çekmeyen, alışmış, alışık

GÖĞÜS

  1. [isim] Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü, sine
    • "Göğüs bağır açık, ellerinde pankartlarla yürütüyorlar bu savaşı." (Necati Cumalı)
    • "Birdenbire sustu ve göğüs geçirdi, hüzün, dertlenme derecesini bulmuştu." (Tarık Buğra)
    • "Hayatın lezzetleri içinde yüzen bizler, elbette geçici birçok zahmetlere katlanmaya ve birçok zorluklara göğüs germeye mecburduk." (Abdülhak Şinasi Hisar)
    • "Ben, onun hatırı ve hatırası için daha ağırlarına da göğüs verirdim." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bu vücut bölümünün ön tarafı, sırt karşıtı
    • "Genç ve meçhul kadın çocuğunu göğsüne basarak girdi." (Aka Gündüz)
    • "Öteden beri yola yüzü yoktu. Hele yokuşları karşıdan gördüğü vakit göğsü tıkanırdı." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Kim bilir, bu erkek, kadınların zaafı ile göğsünü gere gere kaç kere istihza etmiştir." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  3. Bu bölümün içindeki organlar
  4. Meme
    • "Vücudumun etliliğinden, göğsümün dolgunluğundan, elbiselerim dar gelirdi." (Sermet Muhtar Alus)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü