Başında s olan 5 harfli 505 kelime var. S harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde s harfi olan kelimeler listesine ya da sonu s harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında s bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SEVİR
-
Kelime Kökeni: Arapça s̱evr
-
[isim, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız Boğa Burcu
-
[isim, eskimiş, gök bilimi]
Bakınız Boğa Burcu
- SANCI
-
-
[isim]
İç organlarda batar veya saplanır gibi hissedilen, nöbetlerle azalıp çoğalan ağrı; buru, buruntu
- "Hissettiği sancılar o kadar güçlüydü ki acıdan gözleri kararmış, dizlerinin bağı çözülmüştü."
-
[isim]
İç organlarda batar veya saplanır gibi hissedilen, nöbetlerle azalıp çoğalan ağrı; buru, buruntu
- SUSTA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca sosta
-
[isim]
Köpeğin arka ayakları üzerinde durması
-
[isim]
Köpeğin arka ayakları üzerinde durması
- SIÇMA
-
-
[isim]
Sıçmak işi
-
[isim]
Sıçmak işi
- SAİKA
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣāʿiḳa
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yıldırım
- "Öteden saikalar parçalıyor afakı!"
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yıldırım
- SALYA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Ağızdan sızan tükürük
- "Onlar muhayyileyi kırbaçlayan, dudaklardan salya sızdıran feci vakalar arıyordular."
-
[isim]
Ağızdan sızan tükürük
- SATMA
-
-
[isim]
Satmak işi
- "Bir kitabın çok satmasında o kitabı aklayıcı nedenler pek özel durumlara bağlıdır."
-
[isim]
Satmak işi
- SÖVGÜ
-
-
[isim]
Bakınız küfür
- "Başyapıtları arasında sayılan 'Budala', yaşadığı döneme, çevresindekilere, toplumun aydınlar katına sövgüsünden başka nedir ki?"
-
[isim]
Bakınız küfür
- SUCUL
-
-
[sıfat]
Suyu seven, suya düşkün
-
Suyu emen; hidrofil, hidrofilik
-
[sıfat]
Suyu seven, suya düşkün
- SANRI
-
-
[isim, ruh bilimi]
Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması; varsanı, birsam, halüsinasyon
- "Olmaz, gerçek olamaz bu yaşadığımız, ya sanrı ya sanrıya çok yakın bir şey."
-
[isim, ruh bilimi]
Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması; varsanı, birsam, halüsinasyon
- SALÇA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca salsa
-
[isim]
Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan, tuzla terbiye edilmiş domates veya biber ezmesi
- "Bıraktım artık salçayı da, yemekte kırmızıbiberle renklendirilmiş su bulsam bayram edeceğim salça diye!"
-
Domates, baharat vb. şeylerle yapılan, çoğunlukla et yemeklerine katılan sos
-
[isim]
Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan, tuzla terbiye edilmiş domates veya biber ezmesi
- SİMYA
-
Kelime Kökeni: Arapça sīmiyā
-
[isim]
Bakınız alşimi
-
[isim]
Bakınız alşimi
- SİFON
-
Kelime Kökeni: Fransızca siphon
-
[isim]
Bir sıvıyı bir kaptan başka bir kaba aktarmaya yarayan, değişik uzunlukta iki kolu olan bükülmüş boru
-
Şose, demir yolu vb. yapıların altından bir akarsuyu geçirmek için yapılan boru biçiminde kanal
-
Pis su tesisatındaki kokuların yapıya yayılmasını önleyen araç
-
Hızla fışkırtılan su yardımıyla pis su ile dışkıları atık su tesisatına akıtan düzenek
-
[isim]
Bir sıvıyı bir kaptan başka bir kaba aktarmaya yarayan, değişik uzunlukta iki kolu olan bükülmüş boru
- SİFİN
-
-
[isim, bitki bilimi]
Sarıağı
-
[isim, bitki bilimi]
Sarıağı
- SİBER
-
Kelime Kökeni: Fransızca cyber
-
[isim, bilişim]
Genel ağa ait olan
- "Uydu ve siber iletişim dünyasında meydana gelen bu değişimden sonra internet hayatın tüm alanları için kullanılabilir bir araca dönüştürüldü"
-
Bilgisayara ait olan
-
[isim, bilişim]
Genel ağa ait olan
- SEANS
-
Kelime Kökeni: Fransızca séance
-
[isim]
Bir işin yapılmasına ayrılan çalışma süresi; oturum
- "Bütün bunlar görünürde pazarlama taktiği ama aslında bir acındırma, kandırma seansı idi."
-
[tıp]
Bazı tedavi yöntemlerinin uygulanması için ayrılan süre
- "Bir yıl boyunca psikiyatri seanslarının parasını ödeyecek."
-
[sinema, tiyatro]
Bakınız gösterim
- "Bu şipşirin sinemanın perşembe gündüz seanslarını severim."
-
[isim]
Bir işin yapılmasına ayrılan çalışma süresi; oturum
- SAYGI
-
-
[isim]
Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu; hürmet, ihtiram
- "İnsanlara saygıyı yitirdin mi yandın bittin, on paralık oldun demektir."
-
Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu
-
[isim]
Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu; hürmet, ihtiram
- SONDA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca sonda
-
[isim, teknik]
Suyun herhangi bir noktadaki derinliğini ölçmek, dip tabakaların yapısını incelemek için kullanılan araç
-
Bir boşluğun içini yoklamaya yarayan uzunca ve ucu küt demir araç
-
[tıp]
Vücudun içinde birikip dışarı atılamayan sıvıyı çekmek veya vücuda sıvı vermek için kullanılan araç
-
[isim, teknik]
Suyun herhangi bir noktadaki derinliğini ölçmek, dip tabakaların yapısını incelemek için kullanılan araç
- SABIK
-
Kelime Kökeni: Arapça sābiḳ
-
[sıfat]
Bakınız önceki
- "Yorucu çalışmalar sonunda sabık bakanların ne derece hüner sahibi olduklarını tespit etmiştir."
-
[sıfat]
Bakınız önceki
- SORMA
-
-
[isim]
Sormak işi
-
[isim]
Sormak işi