Başında s olan 5 harfli 505 kelime var. S harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde s harfi olan kelimeler listesine ya da sonu s harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında s bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SEVİR

Kelime Kökeni: Arapça s̱evr

  1. [isim, eskimiş, gök bilimi] Bakınız Boğa Burcu
SANCI

  1. [isim] İç organlarda batar veya saplanır gibi hissedilen, nöbetlerle azalıp çoğalan ağrı; buru, buruntu
    • "Hissettiği sancılar o kadar güçlüydü ki acıdan gözleri kararmış, dizlerinin bağı çözülmüştü." (Ethem Pehlivan)
SUSTA

Kelime Kökeni: İtalyanca sosta

  1. [isim] Köpeğin arka ayakları üzerinde durması
SIÇMA

  1. [isim] Sıçmak işi
SAİKA

Kelime Kökeni: Arapça ṣāʿiḳa

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yıldırım
    • "Öteden saikalar parçalıyor afakı!" (Mehmet Akif Ersoy)
SALYA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Ağızdan sızan tükürük
    • "Onlar muhayyileyi kırbaçlayan, dudaklardan salya sızdıran feci vakalar arıyordular." (Ruşen Eşref Ünaydın)
SATMA

  1. [isim] Satmak işi
    • "Bir kitabın çok satmasında o kitabı aklayıcı nedenler pek özel durumlara bağlıdır." (Necati Cumalı)
SÖVGÜ

  1. [isim] Bakınız küfür
    • "Başyapıtları arasında sayılan 'Budala', yaşadığı döneme, çevresindekilere, toplumun aydınlar katına sövgüsünden başka nedir ki?" (Selim İleri)
SUCUL

  1. [sıfat] Suyu seven, suya düşkün
  2. Suyu emen; hidrofil, hidrofilik
SANRI

  1. [isim, ruh bilimi] Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması; varsanı, birsam, halüsinasyon
    • "Olmaz, gerçek olamaz bu yaşadığımız, ya sanrı ya sanrıya çok yakın bir şey." (Attilâ İlhan)
SALÇA

Kelime Kökeni: İtalyanca salsa

  1. [isim] Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan, tuzla terbiye edilmiş domates veya biber ezmesi
    • "Bıraktım artık salçayı da, yemekte kırmızıbiberle renklendirilmiş su bulsam bayram edeceğim salça diye!" (Necati Mert)
  2. Domates, baharat vb. şeylerle yapılan, çoğunlukla et yemeklerine katılan sos
SİMYA

Kelime Kökeni: Arapça sīmiyā

  1. [isim] Bakınız alşimi
SİFON

Kelime Kökeni: Fransızca siphon

  1. [isim] Bir sıvıyı bir kaptan başka bir kaba aktarmaya yarayan, değişik uzunlukta iki kolu olan bükülmüş boru
  2. Şose, demir yolu vb. yapıların altından bir akarsuyu geçirmek için yapılan boru biçiminde kanal
  3. Pis su tesisatındaki kokuların yapıya yayılmasını önleyen araç
  4. Hızla fışkırtılan su yardımıyla pis su ile dışkıları atık su tesisatına akıtan düzenek
SİFİN

  1. [isim, bitki bilimi] Sarıağı
SİBER

Kelime Kökeni: Fransızca cyber

  1. [isim, bilişim] Genel ağa ait olan
    • "Uydu ve siber iletişim dünyasında meydana gelen bu değişimden sonra internet hayatın tüm alanları için kullanılabilir bir araca dönüştürüldü" (Murat Orçan)
  2. Bilgisayara ait olan
SEANS

Kelime Kökeni: Fransızca séance

  1. [isim] Bir işin yapılmasına ayrılan çalışma süresi; oturum
    • "Bütün bunlar görünürde pazarlama taktiği ama aslında bir acındırma, kandırma seansı idi." (Üstün Dökmen)
  2. [tıp] Bazı tedavi yöntemlerinin uygulanması için ayrılan süre
    • "Bir yıl boyunca psikiyatri seanslarının parasını ödeyecek." (Ayşe Kulin)
  3. [sinema, tiyatro] Bakınız gösterim
    • "Bu şipşirin sinemanın perşembe gündüz seanslarını severim." (Nâzım Hikmet)
SAYGI

  1. [isim] Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu; hürmet, ihtiram
    • "İnsanlara saygıyı yitirdin mi yandın bittin, on paralık oldun demektir." (Yaşar Kemal)
  2. Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu
SONDA

Kelime Kökeni: İtalyanca sonda

  1. [isim, teknik] Suyun herhangi bir noktadaki derinliğini ölçmek, dip tabakaların yapısını incelemek için kullanılan araç
  2. Bir boşluğun içini yoklamaya yarayan uzunca ve ucu küt demir araç
  3. [tıp] Vücudun içinde birikip dışarı atılamayan sıvıyı çekmek veya vücuda sıvı vermek için kullanılan araç
SABIK

Kelime Kökeni: Arapça sābiḳ

  1. [sıfat] Bakınız önceki
    • "Yorucu çalışmalar sonunda sabık bakanların ne derece hüner sahibi olduklarını tespit etmiştir." (Attilâ İlhan)
SORMA

  1. [isim] Sormak işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü