Başında s olan 4 harfli 150 kelime var. S harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde s harfi olan kelimeler listesine ya da sonu s harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında s bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SEMT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Şehirde yerleşim bölgesi, yaka
    • "Şehri dolaşıyorum: Üç ayrı semte gittim." (Refik Halit Karay)
    • "Mektebin semtine bile uğramamışlar da hangi derse çalışmışlar acaba?" (Mahmut Yesari)
  2. Yan, taraf, cihet, yön
    • "Nice iyiliklerde bulunduğu kimseler, onun semtine uğramaz olmuşlardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

SUCU

  1. [isim] Su satan veya evlere su taşıyan kimse, saka

SALA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Müslümanları bayram veya cuma namazına çağırmak, bazı yerlerde cenaze için kılınacak namazı haber vermek amacıyla minarelerde okunan dua
    • "Su salası, gündüz, vakitli vakitsiz verilirdi." (Yahya Kemal Beyatlı)

STİL

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Üslup
  2. Tarz

SÖRF

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] Özel kayma aracı ve yelkenlisi ile denizde yapılan bir tür spor

SIMA

  1. [isim] Sımak durumu veya biçimi

SOFU

Kelime Kökeni : Arapça

  1. Dinin buyruk ve yasaklarına bütünüyle uyan (kimse)

SKEÇ

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] Genellikle radyo ile yayımlanmak için hazırlanmış, genellikle güldürü niteliğinde kısa oyun

SEKİ

  1. [isim] Oturmak için evlerin önüne taş ve çamurdan yapılan set
  2. Oturulacak sedir biçiminde taş veya set
  3. Toprak üstündeki yükseklik, doğal set, taraça
  4. Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda, bazı deniz ve göl kıyılarında görülen basamak biçiminde yeryüzü şekli, teras

SIRT

  1. [isim] Omurgalı veya omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm
    • "Arabacı katırın sırtına binmiş." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Anladım ki hayat savaşının birinci büyük dönümünde Ayşe'nin sırtı yere gelmişti." (Halide Edip Adıvar)
    • "Pardösüyü sırtıma geçirdim." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Çelişki içinde konuşur ve sırtında yumurta küfesi olmadığından dün ak dediğine bugün rahatlıkla kara diyebilir." (Haldun Taner)
  2. İnsanlarda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm, göğüs karşıtı
    • "Batı âlemi Türkiye'den vazgeçemez, bizi yalnız bırakamaz, askerî ihtiyaçlarımıza sırt çeviremez..." (Talât Halman)
    • "Sırtına bir şey almadan sokağa fırladı."
  3. Kesici araçların kesmeyen kenarı
    • "Bıçağın sırtı."
  4. Dağların veya tepelerin üst bölümü
    • "Beşiktaş sırtları pırıl pırıl, aradaki boğaz parçası masmaviydi." (Orhan Veli Kanık)
  5. İnsanın üstü
    • "Ona ikinci rastlayışımda sırtında bir pardösü vardı." (Haldun Taner)
  6. Bir şeyin üstü, üst bölümü
  7. Dikilmiş veya ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm

SUAL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Soru
    • "Hatıralarını anlattığı sırada Atatürk'e bir sual sormuştum." (Falih Rıfkı Atay)

STOK

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] Bir satış yerinde satışa hazır bulundurulan malların tümü, istif
  2. Bir sanayi dalında yararlanılan ham, işlenmiş veya yarı işlenmiş maddelerin tümü
  3. Bir gereksinimi karşılayacak maddeden çok miktarda yığma, istif
  4. Satılmamış, istif edilmiş mal
    • "Bir kasabada tütün stoku mu buldu, hemen paraya çevirir." (Falih Rıfkı Atay)

SOTE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Küçük küçük doğranmış et, ciğer, böbrek vb. şeyler yağda hafifçe kavrulduktan sonra su, domates, biber vb. katılarak yapılan yemek
    • "Ciğer sotesi."

SAHİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Gerçekten, gerçek olarak
    • "Sahi dedikleri kadar güzelmiş! Siz onu görmediniz mi sahi!"

SENA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Övgü, övme

SANI

  1. [isim] Sanma durumu veya sonucu, zan, zehap
    • "Söylediklerimiz, yazdıklarımız, hayatın birtakım konulara bölünmüş olduğu sanısını sürdürüp yalanı berkitmekten başka neye yarar?" (Nurullah ataç)

SOFA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Evlerde oda kapılarının açıldığı genişçe yer, hol
    • "Bir sabah kalktım, sofaya muhtar önde bütün köylü yığılmış." (Halide Edip Adıvar)

SLİP

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Paçasız ve sıkıca saracak biçimde dikilmiş erkek donu

SUVA
...
SÖBE

  1. [sıfat] Biçimi yumurta gibi olan, beyzi, oval

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü