Başında sı olan 8 harfli 80 kelime var. Sı ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde sı olan kelimeler listesine ya da sonu sı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında sı bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Sı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
I S
2 Harfli Kelimeler
IS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SIVIŞMAK
-
-
[-e]
Bakınız bulaşmak
-
[mecaz]
Haber vermeden sessizce gidivermek; tüymek
- "Gece üç işçi sıvışıp kaçtı."
-
[-e]
Bakınız bulaşmak
- SIĞIŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Ancak sığmak, güçlükle sığmak
- "Bir başka fotoğrafı ona doğru tuttum, çerçeve içine sığışmak için herkes birbirine yapışmıştı sanki."
-
[nesnesiz]
Ancak sığmak, güçlükle sığmak
- SITMALIK
-
-
[isim]
Sıtmaya çok yakalanılan yer
-
[isim]
Sıtmaya çok yakalanılan yer
- SISKALIK
-
-
[isim]
Sıska olma durumu; cılızlık
-
[isim]
Sıska olma durumu; cılızlık
- SIĞLAŞMA
-
-
[isim]
Sığlaşmak işi
-
[isim]
Sığlaşmak işi
- SIYIRMAK
-
-
[-i]
Hızla sürtünerek veya dokunarak geçen bir şey geçtiği yüzeyden küçük bir parça koparmak, soymak veya o yüzeyin üzerini hafifçe çizmek, yırtmak
- "Çark elini sıyırdı."
-
Sürtünerek veya çekerek bir şeyi yerinden almak, kaldırmak
-
Bir şeyin üstündeki örtüyü çekerek almak veya açmak
- "Genç adam ceketini çıkardı, kolunu sıyırdı, uzattı."
-
Kılıfında veya kınında bulunan tabanca, kılıç vb.ni çekerek çıkarmak
- "Kılıcını sıyırdı."
-
Kazıyarak, silerek üzerinde veya içinde hiçbir şey bırakmamak
- "Tabağı sıyırmak. Eti sıyırmak."
-
Hafifçe dokunarak geçmek
- "Kurşun başını sıyırıp geçti."
-
[mecaz]
Akıl sağlığını kaybetmiş olmak
-
[mecaz]
Çekip kurtarmak
- "Hem o kız on gündür, yağmurlarla beraber devam eden çökkünlüğümden beni sıyırıp kurtaracak kudrette mi?"
-
[-i]
Hızla sürtünerek veya dokunarak geçen bir şey geçtiği yüzeyden küçük bir parça koparmak, soymak veya o yüzeyin üzerini hafifçe çizmek, yırtmak
- SIĞDIRIŞ
-
-
[isim]
Sığdırmak işi
-
[isim]
Sığdırmak işi
- SIKTIRMA
-
-
[isim]
Sıktırmak işi
-
[madencilik]
Tahkimat birimlerinin oynamasını veya kaymasını önlemek amacıyla birim ile arazi arasında kalan boşluklara sıkıştırılan bir takoz türü
-
Marangozların tahtaları birbirine eklemek veya çalışılan tahtayı sıkıştırmak için kullandıkları tahta alet
-
[ağızlardan]
Kemer, kuşak
-
[isim]
Sıktırmak işi
- SIRLAMAK
-
-
[-i]
Bazı nesnelere, toprak kaplara sır (I) sürmek
-
[-i]
Bazı nesnelere, toprak kaplara sır (I) sürmek
- SIKBOĞAZ
-
-
[isim, mecaz]
Bir şey yaptırmak için “birini zorlamak, baskı yapmak” anlamlarına gelen sıkboğaz etmek (veya eylemek) ve “zorlanmak, sıkıştırılmak” anlamlarına gelen sıkboğaz olmak deyimlerinde geçen bir söz
- "Pek sıkboğaz ederlerse bakalım bir sırasını düşürebilirsek yolunda bir yalanla yakamızı kurtarırız."
- "Yeter artık giribanından el çek Türk’ün ey zalim / Bütün dünyayı istersen sıkıştır sıkboğaz eyle."
-
[isim, mecaz]
Bir şey yaptırmak için “birini zorlamak, baskı yapmak” anlamlarına gelen sıkboğaz etmek (veya eylemek) ve “zorlanmak, sıkıştırılmak” anlamlarına gelen sıkboğaz olmak deyimlerinde geçen bir söz
- SIHHATLİ
-
-
[sıfat]
Bakınız sağlıklı
- "İyi ve sıhhatli olduğumu bildirebilirsiniz."
-
[sıfat]
Bakınız sağlıklı
- SIVINMAK
-
-
[nesnesiz, fizik]
Gaz veya buhar durumundan sıvı durumuna geçmek
-
[nesnesiz, fizik]
Gaz veya buhar durumundan sıvı durumuna geçmek
- SIRTARMA
-
-
[isim]
Sırtarmak (I), (II) işi
-
[isim]
Sırtarmak (I), (II) işi
- SIÇRAYIŞ
-
-
[isim]
Sıçramak işi
- "Bir sıçrayışta eyerin üzerine oturuverdi."
-
[isim]
Sıçramak işi
- SIRTARIŞ
-
-
[isim]
Sırtarmak işi
-
[isim]
Sırtarmak işi
- SIRLANMA
-
-
[isim]
Sırlanmak durumu
-
[isim]
Sırlanmak durumu
- SIZILMAK
-
-
[-e]
Sızma işi yapılmak
- "Kendi ırzımdan şüphem var, bu çocuktan yok. Maşallah sızılmış altın gibi buldum, dedi."
-
[-e]
Sızma işi yapılmak
- SIRNAŞMA
-
-
[isim]
Sırnaşmak işi
- "Yataktan kalktıktan sonra Emine'ye mütemadiyen sırnaşması var ki buna, kadın hiç tahammül edemiyordu."
-
[isim]
Sırnaşmak işi
- SIZLANMA
-
-
[isim]
Sızlanmak işi; sızıltı, tazallüm
- "Sonra karısının, para yetiştiremiyorum diye sızlanmasını hatırladı."
-
[isim]
Sızlanmak işi; sızıltı, tazallüm
- SINIFSAL
-
-
[sıfat]
Sınıfla ilgili
- "Elif görse mertek zanneden kişilerin ahuvahını bile sınıfsal eser sayabilir, göklere çıkarabilir."
-
[sıfat]
Sınıfla ilgili