Sonunda ru olan 38 kelime var. RU ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ru olan kelimeler listesine ya da başında ru olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

EBEBULGURU, GAYRİMEŞRU

8 Harfli Kelimeler

DOSDOĞRU, GİLABURU, YUSYUMRU

7 Harfli Kelimeler

BAŞVURU, DUPDURU, GENSORU, KANGURU, KUNDURU, KUPKURU, TAZARRU, TEBERRU, USKUMRU

6 Harfli Kelimeler

BUYURU, DUYURU, USKURU

5 Harfli Kelimeler

DOĞRU, KUMRU, MEŞRU, MEZRU, OLURU, YAVRU, YUMRU

4 Harfli Kelimeler

BORU, BURU, DARU, DORU, DURU, EBRU, FÜRU, GURU, KORU, KURU, PERU, SORU, UĞRU, VURU


Kelime bulma makinesi

R U Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

UR

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GAYRİMEŞRU

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Yolsuz, yasaya veya töreye aykırı
  2. Evlilik dışı

EBEBULGURU

  1. [isim] Bulgur iriliğinde yağan kar

YUSYUMRU

  1. [sıfat] Tam bir yumru durumuna gelmiş olan

GİLABURU

  1. [isim] İki çeneklilerden, Kuzey ve Orta Anadolu'da yetişen, beyaz renkli çiçekler açan, kırmızı renkli meyvesinden meyve suyu elde edilen, 2-4 m yükseklikte bir ağaççık (Viburnum opulus)

DOSDOĞRU

  1. [sıfat] Çok doğru
  2. [zarf] Sağa sola sapmadan
    • "Dosdoğru dayımın karşısına geçerek bağırdım." (Peyami Safa)

KUNDURU

  1. [isim] Başağı dört sıradan oluşan, bir tür sert, sarı, iyi buğday

TAZARRU

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yakarma

GENSORU

  1. [isim] Türkiye Büyük Millet Meclisinde başbakana veya bakanlardan birine, milletvekilleri tarafından açılan ve sonunda soruşturma yapılması istenebilen soru, istizah
    • "Türkiye Büyük Millet Meclisi genel görüşme, gensoru ve meclis soruşturması yollarıyla denetleme yetkisini kullanır." (Anayasa)

DUPDURU

  1. [sıfat] Çok duru

TEBERRU

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bağış

USKUMRU

  1. [isim] Uskumrugillerden, sıcak ve ılık denizlerde sürü durumunda yaşayan, çizgili bir deniz balığı (Scomber scombrus)

KUPKURU

  1. [sıfat] Çok kuru
    • "Ağaçlar çıplak, demir gibi kaskatı ve kupkuru." (Peyami Safa)
    • "... ağzım kupkuru kesildi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Belirgin, net
    • "Kazanç, her yerde kupkuru, dümdüz, apaçık menfaattir." (Falih Rıfkı Atay)

KANGURU

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kangurugillerden, Avustralya'da yaşayan, iri, otçul, memeli, ön ayakları kısa, art ayakları ile kuyruğu uzun ve güçlü, başı küçük, dişisinin karnında yavrularını taşıyacak bir kesesi bulunan keseli hayvan (Macropus giganteus)

BAŞVURU

  1. [isim] Başvurma işi, müracaat
  2. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma, bilgiye ulaşma, referans
    • "Başvuru kitapları."

DUYURU

  1. [isim] Herhangi bir olguyu, bir işi, bir durumu duyurmak için yayımlanan yazılı veya sözlü haber, ilan, anons

USKURU

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] Cıvata ve somunlardaki yiv

BUYURU

  1. [isim] Buyruk, emir

YAVRU

  1. [isim] Yeni doğmuş hayvan veya insan
    • "Kedi yavrusu. Kuş yavrusu."
    • "Yavrum, bir yerin mi acıyor?"
  2. Çocuk, evlat
    • "O zaman gördü ki küçük çocuk, memleketlisi minimini yavru ağlıyor." (Refik Halit Karay)
  3. Bir şeyin küçüğü
    • "Ev, bodrumu, tavan arası ve iki katıyla tam bir konak yavrusudur." (Tarık Buğra)
  4. Güzel, alımlı genç kız

MEZRU

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Ekilmiş, ekili

DOĞRU

  1. [sıfat] Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı
    • "Onun yaptıklarını doğru buluyor musunuz?"
    • "Çocuğun dediği doğru çıktı. Ana kız otelden gittiler." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Doğru doğru dosdoğru, bu işi yapan odur."
  2. Gerçek, yalan olmayan
    • "Doğru haber."
  3. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun
    • "Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur." (Aka Gündüz)
  4. [isim] Gerçek, hakikat
    • "Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz." (Nurullah ataç)
  5. [isim] İki nokta arasındaki en kısa çizgi
    • "İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir."
  6. [zarf] Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde
    • "Çocuk doğru okudu."
  7. [zarf] Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca
  8. [zarf] Yakın, yakınlarında
    • "Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu." (Falih Rıfkı Atay)
  9. [edat] Karşı yönünce
    • "Yüzü sapsarı bir kadın iskeleye doğru yürüdü." (Sait Faik Abasıyanık)
  10. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü