Sonunda rmek olan 8 harfli 59 kelime var. RMEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde rmek olan kelimeler listesine ya da başında rmek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Rmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E K M R

4 Harfli Kelimeler

KREM

3 Harfli Kelimeler

ERK, KEM, KER

2 Harfli Kelimeler

EK, EM, ER, KE, ME, RE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SEMİRMEK

  1. [nesnesiz] Besili, yağlı bir duruma gelmek; beslemek
GİDERMEK

  1. [-i] Ortadan kaldırmak; bastırmak
    • "Vapur sorar, yol öğrenir, merakımızı gideririz." (Sait Faik Abasıyanık)
İTTİRMEK

  1. [-i] İtmesini sağlamak
YİTİRMEK

  1. [-i] Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek; kaybetmek
    • "Kalemimi yitirdim."
  2. Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak; kaybolmak
  3. Yakın birini ölüm sonucu kaybetmek
ÖTTÜRMEK

  1. [-i] Ötmesini sağlamak veya ses çıkarttırmak
    • "Uyuma be Şahin Ağa, öttür şu zurnayı!" (Osman Cemal Kaygılı)
ÖVDÜRMEK

  1. [-i] Övmek işini yaptırmak
BELERMEK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Göz akı iyice belirecek bir biçimde açılmak
    • "Irkına has bir çabuklukla hemen rengi attı, gözleri belerdi ve işte o dakikada can verdi." (Yaman Koray)
ESTİRMEK

  1. [-i] Esmesini sağlamak
İNDİRMEK

  1. [-i] Yüksekten, sarp ve kötü yerden veya yukarıdan aşağıya inmesini sağlamak
    • "Zeynep'i o sel yatağından, yağdan kıl çeker gibi indirdi." (Yaşar Kemal)
  2. Bir taşıt veya binek hayvanından aşağıya almak
  3. Fiyatını azaltmak, düşürmek
  4. Hızla vurmak
    • "Genç adamın başına son darbeyi indirdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  5. [nesnesiz] Yağmur, sis, birdenbire bastırmak
    • "Haberlerle birlikte hızlı bir yağmur indirdi." (Necati Cumalı)
  6. Kırmak, tahrip etmek
    • "Göstericiler binanın camlarını indirmişler."
  7. Çeşitli alanlarda farklı amaçlarla kullanılması için hazırlanmış oyun, program, uygulama vb.ni genel ağ üzerinden bilgisayar, telefon ve tablet gibi araçlara kaydetmek
GETİRMEK

  1. [-e] Gelmesini sağlamak
    • "Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [-de] Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak
  3. [-i] Erişmek veya eriştiğini sanmak
    • "Baharı getirdik."
  4. [nesnesiz] İleri sürmek
    • "Örnek getirmek."
  5. [nesnesiz] Sebep olmak, ortaya çıkarmak
    • "Bu rüzgâr kar getirir."
  6. [-i] İletmek, bildirmek
    • "Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi." (Orhan Seyfi Orhon)
  7. [nesnesiz] Bir şey sağlamak
    • "Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse..." (Ömer Seyfettin)
  8. Bir makama atamak veya seçmek
  9. [yardımcı fiil] Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar
    • "Gayrete getirmek. Nedamet getirmek."
  10. [-i, -den] Bir şeyi aktarmak
    • "Atalarından getirdiği gelenekler."
SÖMÜRMEK

  1. [-i] Üretim araçları sahipleri, başkalarının emeğine ve onların yarattıkları değerlere el koymak
  2. Bir ulus veya devlet, diğer bir ulusun veya devletin doğal kaynaklarından, ekonomik değerlerinden çıkar sağlamak
  3. Yiyecek içeceğin hepsini birden yiyip bitirmek, silip süpürmek
  4. Dudaklarını yapıştırarak soluğu ile çekip içmek
  5. [mecaz] Bir kimseden veya bir şeyden haksız ve sürekli çıkarlar sağlamak
    • "Batı, beynini sömürdüğü insanlara kendi uyruklarına sağladığı konfordan pay verip gönül alır." (Haldun Taner)
ELVERMEK

  1. [nesnesiz] Yetmek, yetecek kadar olmak
    • "Bu kadar bana elverir."
  2. Uygun gelmek
    • "O her vakit, benim zaman elverirse pek çok çalışabileceğimi söyler." (Memduh Şevket Esendal)
EMDİRMEK

  1. [-e, -i] Emmesini sağlamak
ÖPTÜRMEK

  1. [-e, -i] Öpme işini yaptırmak veya öpmesine izin vermek
    • "Emine kalkmak istemiyor, boyuna hıçkırıyordu. Ötekiler hep bir olup onu karga tulumba edince yanıma getirdiler ve zorla ona elimi öptürdüler." (Osman Cemal Kaygılı)
TÜKÜRMEK

  1. [-i] Tükürüğü ağız içinden dışarıya atmak
    • "Ötekiler pis bir şeye dokunmuş gibi yere tükürdüler." (Halide Edip Adıvar)
  2. Ağzındakini dudakları arasına getirip dışarı vermek
    • "Aziz Nesin’in Böyle Gelmiş, Böyle Gitmez adlı anılar kitabında çok güzel yazılmış bir bebe bisküvisi faslı vardır. Ucuz bisküvi verilince tüküren bebeğin hikâyesi." (Hüsrev Hatemi)
  3. Ağız yoluyla dışarı çıkarmak
    • "Hani bir söz var, kan tükürür, kızılcık yedim der. O hesap..." (Talip Apaydın)
ÖLDÜRMEK

  1. [-i] Bir canlının hayatına son vermek; gebertmek, götürmek, nallamak, tepelemek
    • "Beni öldürmek için birisi fazla bile / Ancak onun elinden çıkar böyle haile" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. Bitkinin solarak kurumasına sebep olmak
    • "Susuzluk çiçekleri öldürdü."
  3. Çok üzmek
    • "Ölüm bir eve girince sağ kalanları da biraz öldürüyor." (Peyami Safa)
  4. Aşırı yormak
  5. Boşuna geçmek
    • "Bütün bir günü öldürdük."
  6. Ölmesine yol açmak; götürmek
    • "Bu adamı içki öldürdü."
  7. Sağlığını bozmak, rahatsızlık vermek
    • "Bu hava bizi öldürüyor."
  8. [mecaz] Yok olmasına, ortadan kalkmasına, azalmasına yol açmak
    • "Savaş birtakım sanayi kollarını öldürdü."
  9. [mecaz] Etkisini ve gücünü azaltmak
    • "Sırf kendi için okuyan, gezen, eğlenen bir aydın kendini yaşarken öldürmüyor mu?" (Haldun Taner)
  10. [mecaz] Bazı şeylerin diriliğini, tazeliğini veya sertliğini gidermek
    • "Soğanı tuzla ezip öldürmek."
ÖLÇERMEK

  1. [-i, ağızlardan] Sönmekte olan ateşi, lambayı canlandırmak
    • "Bazı evlerde ışıklar beliriyor. Belli ki akşam alacasını aydınlatmak çabasındaki kadınlar, ocaklardaki ateşi biraz ölçeriyorlar." (Erol Toy)
ÜRPERMEK

  1. [nesnesiz] Korku, tiksinti, üşüme vb. yüzünden tüylerin dikilip derinin nokta nokta kabarmasıyla görülen ani titreme; ifildemek
    • "Fısıltılar duyarım, ürperirim / Terasta sanki bir ayak sesinden" (Halit Fahri Ozansoy)
  2. [mecaz] Bir şeyden korkmak
    • "Gecenin durgun saatlerinde top sesleri ile ürperiyordu İstanbul." (Yusuf Ziya Ortaç)
EZDİRMEK

  1. [-e, -i] Ezme işini yaptırmak
SEĞİRMEK

  1. [nesnesiz] Genellikle vücudun bir yerinde deri ile birlikte derinin hemen altındaki kaslar hafifçe oynamak; seğrimek
    • "Üç dört gün oluyor, sol gözümün alt kapağı seğiriyordu." (Burhan Felek)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü