Sonunda rmak olan 11 harfli 99 kelime var. RMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde rmak olan kelimeler listesine ya da başında rmak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Rmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A K M R
4 Harfli Kelimeler
MARK
3 Harfli Kelimeler
ARK, KAM, KAR, RAM
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, AR, MA, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SAVAŞTIRMAK
-
-
[-i]
Savaşma işini yaptırmak
-
[-i]
Savaşma işini yaptırmak
- TANITTIRMAK
-
-
[-e, -i]
Tanıtma işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Tanıtma işini yaptırmak
- USLANDIRMAK
-
-
[-i]
Uslanma işini yaptırmak
- "Ama hayat değiştirir işte evladım, olgunlaştırır, uslandırır."
-
[-i]
Uslanma işini yaptırmak
- BOYATTIRMAK
-
-
[-i]
Boyatma işini yaptırmak
-
[-i]
Boyatma işini yaptırmak
- ÖVÜNEDURMAK
-
-
[nesnesiz]
Sürekli övünmek
- "Onlar bu faaliyetleriyle övünedursunlar konuşup yazmada açıklık erdemi yeter de artar bile gerçek aydınlara."
-
[nesnesiz]
Sürekli övünmek
- AKLAŞTIRMAK
-
-
[-i]
Bakınız beyazlaştırmak
-
[-i]
Bakınız beyazlaştırmak
- BIRAKTIRMAK
-
-
[-e, -i]
Bırakmasını sağlamak, bırakmasına yol açmak
-
[-e, -i]
Bırakmasını sağlamak, bırakmasına yol açmak
- BARINDIRMAK
-
-
[-i]
Barınmasını sağlamak
- "Gölgesinde bir semti barındıran gürbüz bir çınarın yıldırımla vurulmasına bile güç dayanılır."
-
[-i]
Barınmasını sağlamak
- KOKUŞTURMAK
-
-
[-i]
Kokuşmasına sebep olmak
-
[-i]
Kokuşmasına sebep olmak
- YANAŞTIRMAK
-
-
[-e, -i]
Yanaşmasını sağlamak
- "Arabacı, içkinin söndürdüğü fersiz, kabarık, aklı gözlerini kızın yüzüne yanaştırarak fısıldadı."
-
[-e, -i]
Yanaşmasını sağlamak
- SIKIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak; tıkmak
- "Bilet kutusunu koltuğunun altına sıkıştırmış, elleri ceplerinde bir otobüs biletçisi geçti."
-
Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak
-
Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek; sıkılamak
- "İstanbul tren yahut vapurunda hele bir kimseyi biraz sıkıştırın, hemen çarpılır, çay semaveri gibi oturduğu yerde fıkır fıkır kaynamaya başlar."
-
Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak
- "Parmağını pencereye sıkıştırmak."
-
Bakınız tutuşturmak
- "Eline dolu bir kadeh sıkıştırdılar."
-
Bakınız kıstırmak
- "Anlattığına göre Niğde yakınlarındaki köylerden birinde imiş, sıkıştırmışlar. Jandarmalarla vuruşmuş."
-
[mecaz]
Üstüne düşüp zorlamak
- "Kocakarı odadan çıktıkça ben Nuri'yi sıkıştırıyorum."
-
[argo]
Elle sarkıntılık etmek
-
[-i]
Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak; tıkmak
- ANLAŞTIRMAK
-
-
[-i]
Anlaşmayı, uzlaşmayı, uyuşmayı sağlamak
-
[-i]
Anlaşmayı, uzlaşmayı, uyuşmayı sağlamak
- ÇATIŞTIRMAK
-
-
[-i, -le]
Birbirine çattırmak, kavga ettirmek, birbirine düşürmek
-
[-i, -le]
Birbirine çattırmak, kavga ettirmek, birbirine düşürmek
- DAYATTIRMAK
-
-
[-e, -i]
Dayatma işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Dayatma işini yaptırmak
- SOKUŞTURMAK
-
-
[-e, -i]
Dar bir yere zorla veya iterek sokmak
-
[mecaz]
Belli etmeden kötü bir malı vermek
- "Manav çürük elmaları sokuşturup çocuğa verdi."
-
[mecaz]
Bir sözü kırıcı olmak amacıyla söylemek
- "İkide birde başlarında Selman gibi adamlar olduğunu sokuşturuyordu."
-
[-e, -i]
Dar bir yere zorla veya iterek sokmak
- KOŞUŞTURMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir işi izlemek veya birçok işi yapmak amacıyla sürekli olarak gidip gelmek; koşuşmak
- "Çok koşuşturuyorum, az yazıyorum diye kızardı, bir şeylere kızar beni de cinlendirirdi."
-
[nesnesiz]
Bir işi izlemek veya birçok işi yapmak amacıyla sürekli olarak gidip gelmek; koşuşmak
- SAKINDIRMAK
-
-
[-i]
Sakınma işini yaptırmak
-
[-i]
Sakınma işini yaptırmak
- UĞRAŞTIRMAK
-
-
[-i]
Uğraşmasına yol açmak
- "Bekirağa Bölüğü’ndeki tutukluların serbest bırakılabilecekleri ya da kaçırılabilecekleri kaygısı sürekli olarak İngilizlerin kafalarını uğraştırır."
-
[-i]
Uğraşmasına yol açmak
- ATLATTIRMAK
-
-
[-i]
Atlatma işini yaptırmak
-
[-i]
Atlatma işini yaptırmak
- ÇIKIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi gereken miktara ulaştırmak
- "Yine dernekler doldurmuştu kapıları, yine üç avukat savunuyordu tilkiyi ama köylüler çıkıştırıp da bir avukat bile tutamamışlardı."
-
Çıkışma işini yaptırmak
-
[-i]
Bir şeyi gereken miktara ulaştırmak