Sonunda rmak olan 11 harfli 99 kelime var. RMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde rmak olan kelimeler listesine ya da başında rmak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Rmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K M R

4 Harfli Kelimeler

MARK

3 Harfli Kelimeler

ARK, KAM, KAR, RAM

2 Harfli Kelimeler

AK, AM, AR, MA, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SAVAŞTIRMAK

  1. [-i] Savaşma işini yaptırmak
TANITTIRMAK

  1. [-e, -i] Tanıtma işini yaptırmak
USLANDIRMAK

  1. [-i] Uslanma işini yaptırmak
    • "Ama hayat değiştirir işte evladım, olgunlaştırır, uslandırır." (Uygar Yeni)
BOYATTIRMAK

  1. [-i] Boyatma işini yaptırmak
ÖVÜNEDURMAK

  1. [nesnesiz] Sürekli övünmek
    • "Onlar bu faaliyetleriyle övünedursunlar konuşup yazmada açıklık erdemi yeter de artar bile gerçek aydınlara." (Nermi Uygur)
AKLAŞTIRMAK

  1. [-i] Bakınız beyazlaştırmak
BIRAKTIRMAK

  1. [-e, -i] Bırakmasını sağlamak, bırakmasına yol açmak
BARINDIRMAK

  1. [-i] Barınmasını sağlamak
    • "Gölgesinde bir semti barındıran gürbüz bir çınarın yıldırımla vurulmasına bile güç dayanılır." (İbrahim Alâeddin Gövsa)
KOKUŞTURMAK

  1. [-i] Kokuşmasına sebep olmak
YANAŞTIRMAK

  1. [-e, -i] Yanaşmasını sağlamak
    • "Arabacı, içkinin söndürdüğü fersiz, kabarık, aklı gözlerini kızın yüzüne yanaştırarak fısıldadı." (Peyami Safa)
SIKIŞTIRMAK

  1. [-i] Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak; tıkmak
    • "Bilet kutusunu koltuğunun altına sıkıştırmış, elleri ceplerinde bir otobüs biletçisi geçti." (Necati Cumalı)
  2. Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak
  3. Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek; sıkılamak
    • "İstanbul tren yahut vapurunda hele bir kimseyi biraz sıkıştırın, hemen çarpılır, çay semaveri gibi oturduğu yerde fıkır fıkır kaynamaya başlar." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak
    • "Parmağını pencereye sıkıştırmak."
  5. Bakınız tutuşturmak
    • "Eline dolu bir kadeh sıkıştırdılar." (Refik Halit Karay)
  6. Bakınız kıstırmak
    • "Anlattığına göre Niğde yakınlarındaki köylerden birinde imiş, sıkıştırmışlar. Jandarmalarla vuruşmuş." (Memduh Şevket Esendal)
  7. [mecaz] Üstüne düşüp zorlamak
    • "Kocakarı odadan çıktıkça ben Nuri'yi sıkıştırıyorum." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  8. [argo] Elle sarkıntılık etmek
ANLAŞTIRMAK

  1. [-i] Anlaşmayı, uzlaşmayı, uyuşmayı sağlamak
ÇATIŞTIRMAK

  1. [-i, -le] Birbirine çattırmak, kavga ettirmek, birbirine düşürmek
DAYATTIRMAK

  1. [-e, -i] Dayatma işini yaptırmak
SOKUŞTURMAK

  1. [-e, -i] Dar bir yere zorla veya iterek sokmak
  2. [mecaz] Belli etmeden kötü bir malı vermek
    • "Manav çürük elmaları sokuşturup çocuğa verdi."
  3. [mecaz] Bir sözü kırıcı olmak amacıyla söylemek
    • "İkide birde başlarında Selman gibi adamlar olduğunu sokuşturuyordu." (Halide Edip Adıvar)
KOŞUŞTURMAK

  1. [nesnesiz] Bir işi izlemek veya birçok işi yapmak amacıyla sürekli olarak gidip gelmek; koşuşmak
    • "Çok koşuşturuyorum, az yazıyorum diye kızardı, bir şeylere kızar beni de cinlendirirdi." (Nezihe Meriç)
SAKINDIRMAK

  1. [-i] Sakınma işini yaptırmak
UĞRAŞTIRMAK

  1. [-i] Uğraşmasına yol açmak
    • "Bekirağa Bölüğü’ndeki tutukluların serbest bırakılabilecekleri ya da kaçırılabilecekleri kaygısı sürekli olarak İngilizlerin kafalarını uğraştırır." (Bilal N. Şimşir)
ATLATTIRMAK

  1. [-i] Atlatma işini yaptırmak
ÇIKIŞTIRMAK

  1. [-i] Bir şeyi gereken miktara ulaştırmak
    • "Yine dernekler doldurmuştu kapıları, yine üç avukat savunuyordu tilkiyi ama köylüler çıkıştırıp da bir avukat bile tutamamışlardı." (Emir Kalkan)
  2. Çıkışma işini yaptırmak
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü