Sonunda rma olan 5 harfli 17 kelime var. RMA ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde rma olan kelimeler listesine ya da başında rma olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Rma Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
RAM
2 Harfli Kelimeler
AM, AR, MA, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PERMA
-
Kelime Kökeni: Fransızca permanente'den
-
[isim]
Saçların uzun süre dalgalı veya kıvırcık kalmasını sağlamak için uygulanan işlem; permanant
-
[isim]
Saçların uzun süre dalgalı veya kıvırcık kalmasını sağlamak için uygulanan işlem; permanant
- HURMA
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫurmā
-
[isim]
Bakınız hurma ağacı
-
Bu ağacın tatlı meyvesi
-
[isim]
Bakınız hurma ağacı
- DURMA
-
-
[isim]
Durmak işi; vakfe
- "Bu rakkasın durmasına hiçbirimiz alışık değilizdir bu evde, o hep aynı ahenkle sallanmalı."
-
[isim]
Durmak işi; vakfe
- FERMA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca ferma
-
[isim]
Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi
-
[isim]
Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi
- YORMA
-
-
[isim]
Yormak işi
-
[isim]
Yormak işi
- FİRMA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca firma
-
[isim, ticaret]
Tüzel kişiliği olsun olmasın bir ekonomik etkinlik birimi
-
[isim, ticaret]
Tüzel kişiliği olsun olmasın bir ekonomik etkinlik birimi
- VURMA
-
-
[isim]
Vurmak işi; darp
- "O adi herife vurmana içerlemiş de değilim."
-
[isim]
Vurmak işi; darp
- FORMA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca forma
-
[isim]
Bakınız biçim (II)
-
Öğrencilerin, sporcuların, bazı mesleklerde çalışanların giydikleri, bağlı bulundukları okul, spor kulübü veya meslekleri belirten tek tip giysi
-
Tek kâğıt tabaka üzerine basılan on altı sayfalık kırılmış kitap parçası
- "Forma başında olduğu için sık sık aynı yerinden açılan kitabın o cümlesine tesadüf etti."
-
[isim]
Bakınız biçim (II)
- VARMA
-
-
[isim]
Varmak işi; vusul
-
[isim]
Varmak işi; vusul
- KURMA
-
-
[isim]
Kurmak işi; ihdas
-
[sıfat]
Bakınız prefabrik
- "Kurma ev."
-
[isim]
Kurmak işi; ihdas
- SORMA
-
-
[isim]
Sormak işi
-
[isim]
Sormak işi
- SIRMA
-
-
[isim]
Altın yaldızlı veya yaldızsız ince gümüş tel
- "Açık gri etrafı iki parmak kalınlığında sarı sırma işlemeli, gayet zarif bir kumaş."
-
[sıfat]
Bu telden yapılmış veya bu tel gibi olan
- "Altın yaldızlı ve siyah çiçekli aynalar duvarlara sırma kordonlarla asılıdır."
-
Rütbe gösteren sarı şerit
-
[isim]
Altın yaldızlı veya yaldızsız ince gümüş tel
- YARMA
-
-
[isim]
Yarmak işi
-
Engebeli bir yerde, herhangi bir yolu geçirmek için açılmış yer
- "Demir yolu birçok yarmalardan geçer."
-
Dövülerek gelişigüzel kırılan ve kabuğu çıkarılan buğday; dövme
- "Yarma arpa. Yarma burçak."
-
[sıfat]
Kolay yarılan ve çekirdeğinden ayrılan
- "Yarma şeftali."
-
[sıfat, argo]
Kaba saba, görgüsüz olan (kimse)
-
[isim]
Yarmak işi
- KARMA
-
-
[isim]
Karmak işi
-
Ayrı türden olan ögelerin iç içe geçmelerini, birbiri içinde dağılmalarını sağlama
- "İzmir karması ilk müsabakasını 2 Haziran 1913 tarihinde İstanbul şampiyonu Galatasaray'la yaptı."
-
[sıfat]
Ayrı türden olan ögelerin karıştırılmasıyla oluşmuş; muhtelit, kompozit
-
[isim]
Karmak işi
- SARMA
-
-
[isim]
Sarmak işi
- "Evlerindeki düzensizliğin, yozlaşmanın ve erinçsizliğin her yanı sarmasının yaratıcısı annesiydi."
-
Saran, içine alan şey; zarf
-
[askerlik]
Bakınız çevirme
-
Lahana, pazı ve üzüm yaprağının içine soğan, baharat, pirinç, bulgur veya kıyma karışımı konarak pişirilmesiyle hazırlanan bir tür sarma; yaprak sarması
-
[madencilik]
Bir ayakta alınan, paralel veya dik olarak dikmelerin üzerine yerleştirilen direk
-
[sıfat]
Sarılarak yapılan
- "Sarma yay."
-
Bakınız yaprak sarması
-
[isim]
Sarmak işi
- KIRMA
-
-
[isim]
Kırmak işi; nakız
-
Bakınız pile
-
Kırılmış veya dövülmüş tahıl
- "Nasibi tükendi ise önüne arpa kırması doldursan, altına kuş tüyü yatak sersen yine geberip gider."
-
Basılı kâğıtları forma durumuna getirmek için belli yerlerinden bükme ve katlama işi
-
Ot bitmeyen bayır
- "Yeşerir bayırlar, çöller, kırmalar / Nakışların bugün dört yanın dağlar."
-
[sıfat]
Ortasından kırılarak doldurulan (tüfek)
- "Mustafa, kırma tüfeğe bir kurşun sürdü."
-
[sıfat, biyoloji]
Bakınız melez
- "Arap kırması bir at."
-
[sıfat, mecaz]
Yabancı etkilerle özgün niteliğini yitirmiş olan
-
[isim]
Kırmak işi; nakız
- BURMA
-
-
[isim]
Burmak işi
- "Ani bir diş ağrısı gibi, manevi bir sancı ruhumu burmaya başladı."
-
Bakınız sarığıburma
-
Burularak yapılmış altın bilezik
-
[sıfat]
Burulmuş, burularak yapılmış, kıvrılmış
- "Yoksa ben hiç de aptal, tutsak ruhlu, herhangi maskara herifin burma bıyıklarına hayran olan dişilerden değilim."
-
[ağızlardan]
Bakınız musluk
-
[ağızlardan]
Eğrilmek için bükülmüş yün
-
[ağızlardan]
Yaşken burularak kurutulan ot
- "Arabacılık, sararsın burmayı, çalarsın kamçıyı, haylarsın hayvanı geçer gidersin."
-
[ağızlardan]
Bakınız kuru incir
-
[isim]
Burmak işi