Başında re olan 5 harfli 36 kelime var. Re ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde re olan kelimeler listesine ya da sonu re ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında re bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Re Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E R

2 Harfli Kelimeler

ER, RE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

RESUL

Kelime Kökeni: Arapça resūl

  1. [isim, din bilimi] Kimi bilginlere göre, kendisine kitap indirilmiş peygamber
REŞME

Kelime Kökeni: Arapça reşme

  1. [isim, ağızlardan] Hayvanın başlığı, yuları ve gemi
  2. Atların koşum takımlarına gümüş ve altın yaldızlı pullarla yapılan süsleme
REŞİT

Kelime Kökeni: Arapça reşīd

  1. [sıfat, hukuk] Bakınız ergin
RECİM

Kelime Kökeni: Arapça recm

  1. [isim] Taşa tutma, taşa tutarak öldürme
REHİN

Kelime Kökeni: Arapça rehn

  1. [isim, ticaret] Bir borcun ödeneceğine teminat olarak ödenince geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey
    • "Evim rehinde olduğu için ona dalgıçlık etmek zorundayım." (Halikarnas Balıkçısı)
REJİM

Kelime Kökeni: Fransızca régime

  1. [isim] Bakınız düzen
    • "Hiç kimse Türkiye'de normal, sürekli ve dengeli bir basın rejimi yaşamış olduğunu iddia edemez." (Burhan Felek)
  2. Bakınız diyet (II)
    • "Sıkı bir rejim takip etmelidir." (Refik Halit Karay)
  3. Bir devletin yönetim biçimi
    • "Çok partili rejime geçişte de daha çok siyasal nitelikte oyunlar yasaklanıyordu." (Metin And)
  4. [coğrafya] Akarsu debisinin yıl boyunca gösterdiği değişikliklerin tümü
RESTO

Kelime Kökeni: İngilizce resto

  1. [isim] Lokantada garsonların vazgeçilen yemeği mutfağa bildirmek için söyledikleri söz
  2. [argo] ‘Yeter, dur!’ anlamında bir söz
REÇEL

Kelime Kökeni: Farsça rīçāl

  1. [isim] Meyvelerin şekerle kaynatılmasıyla hazırlanan tatlı
    • "Onlar kahve, süt hatta kışın salep içmeyi, zeytin, peynir, reçel ve ekmek yemeyi tercih ederler." (Abdülhak Şinasi Hisar)
REFÜJ

Kelime Kökeni: Fransızca refuge

  1. [isim] Bakınız orta kaldırım
REAYA

Kelime Kökeni: Arapça reʿāyā

  1. [isim] Bir hükümdarın yönetimi altındaki halk
  2. Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'tan önce halkın vergi ve haraç veren, genellikle toprakla uğraşan gayrimüslim kısmı
    • "Buradaki Türkler de tek tük reayayı görmemezliğe gelebiliyorlardı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
REMZİ

Kelime Kökeni: Arapça remzį

  1. [sıfat, eskimiş] Remiz ile, işaretle ilgili
    • "... yine yollarına devama başlayacakları kanaatini ilham ediyor ve benim, baş döndürücü bu manzarayı göreceğimi de felsefi ve remzî bir surette duyurmuş oluyordu." (Abdülhak Şinasi Hisar)
REFAH

Kelime Kökeni: Arapça refāh

  1. [isim] Bakınız gönenç
    • "Sağlığında borç içinde olmakla beraber müthiş bir refah havası içinde yüzen aile beş parasız kalıyor." (Sait Faik Abasıyanık)
RESİF

Kelime Kökeni: Fransızca récif

  1. [isim, jeoloji] Su düzeyindeki sıra kayalar
    • "Uzun sahil şeridinin sonunda enfes güzellikte bir lagün ve lagünün bitiminde de dalgıçların gün boyu dalıp çıktığı bir resif mevcut." (Ömer Alim Erginoğlu)
REVİŞ

Kelime Kökeni: Farsça reviş

  1. [isim, eskimiş] Gidiş, yürüyüş
    • "Ne yapacağını bilmez serseri bir revişle, uzaklarda yeşil zirveleri dalgalanan duradur dağlara doğru uzaklaştı." (Nâzım Hikmet)
  2. Bakınız üslup
  3. Tutum, yol
RESEN

Kelime Kökeni: Arapça reʾsen

  1. [zarf] Kendi başına, kendiliğinden
  2. Bağımsız olarak, kimseye bağlı olmaksızın
RESİM

Kelime Kökeni: Arapça resm

  1. [isim] Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimleri
    • "Konulu resim parçaları kendiliğinden ve doğru olarak yan yana gelivermiş, hikâye ortaya çıkmıştı." (Tarık Buğra)
  2. Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat
    • "Türkiye'de resim bir müddetten beri soysuz bir sanat hâline gelmeye başladı." (Orhan Seyfi Orhon)
  3. [hukuk] Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç
    • "Osmanlı Devleti'nin birçok vergi ve resimleri bu yüzden doğrudan doğruya yabancı alacaklıların cebine gider." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. Bakınız fotoğraf
  5. Bakınız tören
  6. Açık gösterge, kesin sonuç
REVAK

Kelime Kökeni: Arapça rivāḳ

  1. [isim] Binanın avlusunda veya dış cephesinde yer alan, çatısı sütunlarla desteklenmiş, üstü düz dam, tonoz veya kubbelerle örtülü, uzunlamasına, önü açık yer
REVİR

Kelime Kökeni: Almanca Revier

  1. [isim] Okul, kışla vb. yerlerde hastalar için ayrılmış bölüm
REVAN

Kelime Kökeni: Farsça revān

  1. [sıfat, eskimiş] Giden, yürüyen
    • "Arabalarımıza binip Tiran yoluna revan, âdeta, kır gezintisine çıkmış bir aile hâlinde idik." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
RESMİ

Kelime Kökeni: Arapça resmī

  1. [sıfat] Devletin olan, devlete ait, devletle ilgili, özel karşıtı
    • "Bulunduğumuz yer resmî bir dairenin bürosudur." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Devletin öngördüğü yöntemlere uygun olarak yapılan; formel
    • "Resmî muamele. Resmî müracaat."
  3. [mecaz] Samimi olmayan; teklifli
    • "Kâmuran hemen hemen resmî tavırla hafifçe eğildi." (Reşat Nuri Güntekin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü