Başında re olan 5 harfli 36 kelime var. Re ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde re olan kelimeler listesine ya da sonu re ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında re bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Re Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ER, RE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- RESUL
-
Kelime Kökeni: Arapça resūl
-
[isim, din bilimi]
Kimi bilginlere göre, kendisine kitap indirilmiş peygamber
-
[isim, din bilimi]
Kimi bilginlere göre, kendisine kitap indirilmiş peygamber
- REŞME
-
Kelime Kökeni: Arapça reşme
-
[isim, ağızlardan]
Hayvanın başlığı, yuları ve gemi
-
Atların koşum takımlarına gümüş ve altın yaldızlı pullarla yapılan süsleme
-
[isim, ağızlardan]
Hayvanın başlığı, yuları ve gemi
- REŞİT
-
Kelime Kökeni: Arapça reşīd
-
[sıfat, hukuk]
Bakınız ergin
-
[sıfat, hukuk]
Bakınız ergin
- RECİM
-
Kelime Kökeni: Arapça recm
-
[isim]
Taşa tutma, taşa tutarak öldürme
-
[isim]
Taşa tutma, taşa tutarak öldürme
- REHİN
-
Kelime Kökeni: Arapça rehn
-
[isim, ticaret]
Bir borcun ödeneceğine teminat olarak ödenince geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey
- "Evim rehinde olduğu için ona dalgıçlık etmek zorundayım."
-
[isim, ticaret]
Bir borcun ödeneceğine teminat olarak ödenince geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey
- REJİM
-
Kelime Kökeni: Fransızca régime
-
[isim]
Bakınız düzen
- "Hiç kimse Türkiye'de normal, sürekli ve dengeli bir basın rejimi yaşamış olduğunu iddia edemez."
-
Bakınız diyet (II)
- "Sıkı bir rejim takip etmelidir."
-
Bir devletin yönetim biçimi
- "Çok partili rejime geçişte de daha çok siyasal nitelikte oyunlar yasaklanıyordu."
-
[coğrafya]
Akarsu debisinin yıl boyunca gösterdiği değişikliklerin tümü
-
[isim]
Bakınız düzen
- RESTO
-
Kelime Kökeni: İngilizce resto
-
[isim]
Lokantada garsonların vazgeçilen yemeği mutfağa bildirmek için söyledikleri söz
-
[argo]
‘Yeter, dur!’ anlamında bir söz
-
[isim]
Lokantada garsonların vazgeçilen yemeği mutfağa bildirmek için söyledikleri söz
- REÇEL
-
Kelime Kökeni: Farsça rīçāl
-
[isim]
Meyvelerin şekerle kaynatılmasıyla hazırlanan tatlı
- "Onlar kahve, süt hatta kışın salep içmeyi, zeytin, peynir, reçel ve ekmek yemeyi tercih ederler."
-
[isim]
Meyvelerin şekerle kaynatılmasıyla hazırlanan tatlı
- REFÜJ
-
Kelime Kökeni: Fransızca refuge
-
[isim]
Bakınız orta kaldırım
-
[isim]
Bakınız orta kaldırım
- REAYA
-
Kelime Kökeni: Arapça reʿāyā
-
[isim]
Bir hükümdarın yönetimi altındaki halk
-
Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'tan önce halkın vergi ve haraç veren, genellikle toprakla uğraşan gayrimüslim kısmı
- "Buradaki Türkler de tek tük reayayı görmemezliğe gelebiliyorlardı."
-
[isim]
Bir hükümdarın yönetimi altındaki halk
- REMZİ
-
Kelime Kökeni: Arapça remzį
-
[sıfat, eskimiş]
Remiz ile, işaretle ilgili
- "... yine yollarına devama başlayacakları kanaatini ilham ediyor ve benim, baş döndürücü bu manzarayı göreceğimi de felsefi ve remzî bir surette duyurmuş oluyordu."
-
[sıfat, eskimiş]
Remiz ile, işaretle ilgili
- REFAH
-
Kelime Kökeni: Arapça refāh
-
[isim]
Bakınız gönenç
- "Sağlığında borç içinde olmakla beraber müthiş bir refah havası içinde yüzen aile beş parasız kalıyor."
-
[isim]
Bakınız gönenç
- RESİF
-
Kelime Kökeni: Fransızca récif
-
[isim, jeoloji]
Su düzeyindeki sıra kayalar
- "Uzun sahil şeridinin sonunda enfes güzellikte bir lagün ve lagünün bitiminde de dalgıçların gün boyu dalıp çıktığı bir resif mevcut."
-
[isim, jeoloji]
Su düzeyindeki sıra kayalar
- REVİŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça reviş
-
[isim, eskimiş]
Gidiş, yürüyüş
- "Ne yapacağını bilmez serseri bir revişle, uzaklarda yeşil zirveleri dalgalanan duradur dağlara doğru uzaklaştı."
-
Bakınız üslup
-
Tutum, yol
-
[isim, eskimiş]
Gidiş, yürüyüş
- RESEN
-
Kelime Kökeni: Arapça reʾsen
-
[zarf]
Kendi başına, kendiliğinden
-
Bağımsız olarak, kimseye bağlı olmaksızın
-
[zarf]
Kendi başına, kendiliğinden
- RESİM
-
Kelime Kökeni: Arapça resm
-
[isim]
Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimleri
- "Konulu resim parçaları kendiliğinden ve doğru olarak yan yana gelivermiş, hikâye ortaya çıkmıştı."
-
Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat
- "Türkiye'de resim bir müddetten beri soysuz bir sanat hâline gelmeye başladı."
-
[hukuk]
Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç
- "Osmanlı Devleti'nin birçok vergi ve resimleri bu yüzden doğrudan doğruya yabancı alacaklıların cebine gider."
-
Bakınız fotoğraf
-
Bakınız tören
-
Açık gösterge, kesin sonuç
-
[isim]
Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimleri
- REVAK
-
Kelime Kökeni: Arapça rivāḳ
-
[isim]
Binanın avlusunda veya dış cephesinde yer alan, çatısı sütunlarla desteklenmiş, üstü düz dam, tonoz veya kubbelerle örtülü, uzunlamasına, önü açık yer
-
[isim]
Binanın avlusunda veya dış cephesinde yer alan, çatısı sütunlarla desteklenmiş, üstü düz dam, tonoz veya kubbelerle örtülü, uzunlamasına, önü açık yer
- REVİR
-
Kelime Kökeni: Almanca Revier
-
[isim]
Okul, kışla vb. yerlerde hastalar için ayrılmış bölüm
-
[isim]
Okul, kışla vb. yerlerde hastalar için ayrılmış bölüm
- REVAN
-
Kelime Kökeni: Farsça revān
-
[sıfat, eskimiş]
Giden, yürüyen
- "Arabalarımıza binip Tiran yoluna revan, âdeta, kır gezintisine çıkmış bir aile hâlinde idik."
-
[sıfat, eskimiş]
Giden, yürüyen
- RESMİ
-
Kelime Kökeni: Arapça resmī
-
[sıfat]
Devletin olan, devlete ait, devletle ilgili, özel karşıtı
- "Bulunduğumuz yer resmî bir dairenin bürosudur."
-
Devletin öngördüğü yöntemlere uygun olarak yapılan; formel
- "Resmî muamele. Resmî müracaat."
-
[mecaz]
Samimi olmayan; teklifli
- "Kâmuran hemen hemen resmî tavırla hafifçe eğildi."
-
[sıfat]
Devletin olan, devlete ait, devletle ilgili, özel karşıtı